Amasyalıdır. Yukarıda tercemesi yazılan Tayyib Efendi’nin oğludur. Amasya’da mukaddimât-ı ulûmu görüp Müfessir Ahmed Efendi’den ve fâzıl-ı meşhûr Cuma Efendi’den ikmâl-i tahsîl ederek tedrîse mülâzım ve ba’zı medârise müderris oldu.

Ba’dehû İstanbul’a gidip muallim-i Sultânî Atâullah Efendi’den iktisâb-ı şeref-i mülâzemet eylemişdi. 984 zilhiccesinde 40 akçe ile Merdümiyye, 992 [498] şevvâlinde Davud Paşa, 998 rebîülevvelinde Şâh Sultân, 1001 recebinde Sahn medreselerine müderris, 1003 senesi cumâdelûlâsında Diyarbekir kadısı olduğu halde 1005 senesi saferinde vefât etdi.

Nev’îzâde Atayî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”da diyor ki:

“Mevlânâ-yı mezbûr haysiyyet-i ilmiyye ile meşhûr ehl-i ilm ü irfân gül-i ra’nâ gibi dâimâ hürrem ve handân, derviş nihâd, pâk i’tikâd idi. Ehlî Çelebi ve Şeyhî Çelebi birâder-i mihteri ve Tayyibzâdelik pîrâye-i elmâs-ı müselles nümâ-yı cevherîdir.” Mahdûmu Tayyib Efendi’dir.