Amasyalıdır. Halvetiyye meşâyihinden Amasya’da Şeyh Mehmed Efendi’nin oğludur. Amasya’da ikmâl-i tahsîl ve tedrîse mülâzım ve ba’zı medârise müderris olarak Tekke-zen-i mihrâb-ı ifâde ve seccâde-nişîn-i tahkîk ve ifâde olmuştu.

Ba’dehû tefeyyüz etmek üzere İstanbul’a gidip Sultân Mehmed Câmii kürsi şeyhi olan Merzifonî Şeyh Abdurrahman Efendi sohbetine mülâzemet ederek tasavvufa meyil ve rağbet etdi. Müderrisliği terk ve her şeyden tevbe ederek dergâh-ı Hakk’a teveccüh ve Amasya’ya avdet etdi. [497]

Bir müddet münzevî bir halde yaşadı. Sonra ilim ve kemâlinden halkı müstefîd etmek için a’yânın ricâsıyle Sultân Bâyezîd kûrsî şeyhi oldu. 974’de bunu da terk edib kûşe-i inzivâya çekildi. İki yıl da bu sûretle yaşayıp 976’da vefât etdi.

Gâyet müteşerri’, müttakî, zâhid, âlim, kâmil bir şeyh-i kerâmet-pîşe idi. Evâ’il-i hâlinde hâfız ve sadâsı güzel olduğundan on beş yıl kadar Sultân Bâyezîd Câmii imâmı olmuşdu. Bunun için “İmâm Efendi” demekle meşhûr oldu. Birâderi Nuh Efendi olup aşağıda gelir.