Amasya’nın Şeyh Cû’î karyesinden Yahyâ bin İbrâhim’in mahdûmudur. Amasya’da hıfz-ı Kur’ân edib meşhûr Şeyhü’l-kurrâ Hâfız el-Hâc Yûsuf Efendi’den kırâ’ât-i seb’a ve aşere ve takrîbi ahz ü te’allüm etdikten sonra meşhûr Akdağlı el-Hâc Mustafa Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet etdi. Şeyhu’l-Kurrâ Amasyalı Halîl Efendi’den ilm-ı kırâ’at okudu.
Fakîh-i müşârün-ileyhden de ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyeyi ahz u tederrüs edib her iki cihetden ikrâ ve tedrîse me’zûn u mücâz [210]olup Sultân Bâyezîd câmi-i şerîfinde ta’lîm-i vücûh ve tecvîd-i Kur’âna ve tedrîs-i ulûma muvâzabet ederek fevka’l-âde iştihâr etdi. Sultân Hâtun Dârü’l-Kurrâsı şeyhi ve 1151’de Feyziye medresesi müderrisi oldu.
1163’de şeyhü’l-esnâf olup bütün halkın nazarında mümtâz bir mevki’ kazandı. Ancak Sivas vâlîsi Zaralızâde Mehmed Paşa’nın mezâlim ve seyyi’âtından tevellüd etmiş olan bir vak’ada muharrik olmağla ithâm edildiğinden Müftü el-Hâc Mehmed, Şeyhü’l-imâre diğer Mehmed Efendilerle beraber 1171 senesi zilhiccesinde Magosa Kal’asına gönderildi.
1173 senesi muharreminde afv ü ıtlâk edilerek avdet edib uhdesinden ref’ edilen cihetleri kendisine i’âdeten verildi. Yine tedrîs ve ikrâ ve tezkîre mülâzemet ederek 1179 senesi zilhiccesinde dâr-ı na’îme irtihâl etdi.
Âlim, mukrî, ulûm-ı şer’iyyede kâmil, ilm-ı vücûh-ı kırâ’at ü tecvîdin üstâd-ı yegânesi, vâ’iz, müderris, takrîr ve ifâdesi güzel bir şeyhü’l-kurrâ idi. İlm ü ittikâsıyla asrının mümtâz u mübârek sîmâlarından bir merd-i müteşerri’ idi. [211]
Üstâz-ı müşârün-ileyhin ilm-i kırâ’atde esâtizesinin silsilesi Halîl ve Yûsuf Efendiler, Giridli Hâfız Mehmed Efendi, Osmâncıklı Ömer Efendi, İstanbulî Şa’bân Efendi ve diğer koldan Amasyalı Hâfız Halîl Efendi, İstanbulî Hâfız Şeker Mehmed Efendi, İstanbulî Hâfız Hüseyin Efendi vâsıtalarıyla meşhûr İmâm-ı Sultânî ve şeyhü’l-fenn Amasyalı Evliyâ Mehmed Efendi’ye müntehîdir.