Amasyalıdır. Kibâr-ı fuzalâdan Mevlânâ Fahreddîn Osmân bin Abdullah et-Türkmânî mahdûmudur. Fuzalâdan Hüsâmeddîn Hasan Hoyî, Mevlevî-hâne şeyhi Celâleddîn Mehmed, diğer Mevlevî şeyhi Zileli Nusretzâde Cemâleddîn Habîb Çelebilerden [207] tahsîl-i ulûm ve iktisâb-ı fezâ’il etdi.

Amasya Mevlevî-hânesinde yıllarca mesnevî-hân olup ma’ârif-i sûfiyyenin neşr ü ta’lîmine hizmetler etdi. Mu’ahharan şeyhi olan Hüsâmzâde Celâleddîn Mehmed Dede’nin irtihâli üzerine Amasya Mevlevî-hânesi şeyhi oldu.

Çelebi Sultân Mehmed Han devrinde hadîs ve tefsîr ve mesnevî tedrîsinde fevka’l-âde iştihâr edib Sultân-ı müşârün-ileyh aralık aralık dersini dinler, kendisine hürmetler ve iltifâtlar ederdi. Amasya’nın garbında kâ’in Kelkis karyesiyle bütün bâğları kendisine taraf-ı pâdişâhîden temlîk edildi.

Mezkûr karyede bir câmi-i şerîf, yanında bir zâviye-i mevleviyye ve imâret ve kendisine bir de türbe binâ edib emlâkini bu hayrât-ı şerîfesinin mesâlihine 817’de vakf ve zâviyesine dâmâdı olan eş-Şeyh Ahmed Yoğurtçu Dede’yi şeyh nasb edib 819 senesi zilhiccesinde dâr-ı kudse intikâl etdi.

Meşâhîr-i fuzalâ-yı meşâyihden müttakî, müteşerri’, edîb, şâir, sâlih bir zât-ı sütûde-simât idi. Riyâzât-ı şedîdesinden dolayı Cû’î mahlasını kabûl ve bu mahlasla [208] iştihâr etmiş, kâmil, ulûmda mütebahhir bir müderris idi. “Telvîh”i otuz defa okuyub okutmuş, Kur’ân-ı Kerîm’e güzel bir tefsîr yazmışdı.

Haleb müverrihi Hanbelîzâde Mehmed Efendi “Dürrü’l-Habeb fî Târîh-i Haleb”adlı eserinde diyor ki: “İbrâhim bin Alî eş-Şeyh Burhâneddîn el-Karsevî sümme’l-Halebî tilmizi Şemseddîn bin Bilâl demiştir ki: Mûmâileyhin şuyûhundan ve esâtizesinden biri sâhib-i tefsîr eş-Şeyh Cû’î er-Rûmî ki tefsîri “Şeyh Tefsîri” diye ma’rûfdur. Bu zât telvîhi kâmilen otuz def’a kırâ’at etmişdir.”

Hazret-i Şeyh Cû’î tab’an zarîf, latîf, i’mâra mâ’il bir zât olduğundan Kelkis karyesini fevka’l-âde i’mâr ederek Şeyh Cû’î Karyesi nâmını vermiş, bâğları dahi cennet misâli çiçeklerle ve meyveli ağaçlarla tezyîn ve ihyâ ederek “Şeyh Cû’î Bağları” diye şöhret bulmuştu. Bugün avâm dilinde “Cığcığı” denilmektedir.

Hazreti Cû’î’nin vakfiyesi ve hilâfet-nâmesi görüldü. Şeyhi Celâleddîn Mehmed Dede, bunun pederi Hüsâmeddîn [209]Hüseyin Dede vâsıtalarıyla Sultân Veled ve diğer koldan Nusretzâde Cemâleddîn Habîb Dede, Ulu Ârif Mehmed Dede vâsıtalarıyla yine Sultân Veled demekle meşhûr eş-Şeyh Bahâeddîn Ahmed Çelebi’ye müntehîdir.

Hulefâsından mahdûmu Âbid Ahmed Çelebi, Yoğurtçu Pîr Ahmed Dede, eş-Şeyh Burhâneddîn İbrâhim Dede meşhûrdur. Vakfının tevliyeti ve zâviyesinin meşîhat ve mesnevî-hânlığı kayden evlâdının ıslâhına tevcîh edile gelmiştir. Bunlardan ma’lûm olanları târîhimizde yazılıdır.