Amasyalıdır. Sultân Bâyezîd Câmii hatîbi Akif Mustafa Efendi bin Fâzıl Mehmed Efendi bin hatîb-i meşhûr [399] Hâfız Ahmed Efendi’nin mahdûmudur. İçeri şehirde Ahî Sâdeddîn Mahallesi’nde 1288’de doğdu. Rüşdiye Mektebi’nde fünûn-ı lâzîmeyi tahsîl edib kibâr-ı müderrisînden Mecdizâde Hâfız Abdurrahman Kamil Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet etdi.

Bu esnâda sahaf Gürcü Mehmed Emin Efendi’nin kerîmesine dildâde o da buna üftâde olduğundan aralarında hararetli muâşaka hâsıl oldu. Haddi zâtında şekl ü şemâili güzel olduğundan kendisine âşık olan diğer zevât var idi.

Vâlidesinin inâdı ve pederinin istikbârı yüzünden Hacı Emin Efendi’nin muvâfakatına rağmen ma’şukasının visâlinden ümidi kesib her ikisi de esir-i firâş-ı hicrân oldu. 1312’de ma’şukasının vefâtından pek ziyâde müteessir olup kırk gün sonra kendisi de acıklı bir hüzn ü matem içinde terk-i hayat etdi. Her ikisi de Kübceğiz Mahallesi üstünde Kaşukpınarı denilen nüzhetgâhda yan yana defn edildi. Edîb, [400] şâir, afîf, cemilü’s-sûre bir genç idi. Hikâyât-ı aşıkâneleri Amasya’da pek meşhûrdur.

Pederi Akif Mustafa Efendi, divân-ı eş’ârı olduğunu söyler ve ağlardı. Eş’ârından birkaç gazelini taleb ve ricâ etdim. Maalesef ricâmı bir türlü is’âf itmedi. Kendisi oldukça zengindi. Bu yüzden halîlesinin vefâtından bir ay sonra 1338 sene-i rûmîyesi şubatının yirmi dördüncü günü akşam üzeri hânesine giren hırsızlar tarafından ihnâk ve ba’zı nukûdu sirkât edildi.