Amasyalıdır. Esbak Anadolu vâlîsi iken 1112’de [179] vefât eden Vezîr Ömer Paşa bin Ebûbekir Bey’in mahdûmudur. Hacı Şâdgeldi Paşa’nın ahfâd-ı kirâmından olup pederinin irtihâlinde emlâk ve emvâl-i azîmesine vâris olduğundan meclis-i a’yâna a’zâ ve evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi oldu.

1121 târîhinden i’tibâren mükerreren baş-a’yân olup Amasya sancağını kabza-i idâresine aldı. Büyük bir varlık gösterdi. Dâ’iresi Beylerbeyi dâ’iresinden büyük ve pek muhteşemdi. Etbâ’ı çok olduğundan halkı iz’âc etmekte idiler. Bu yüzden halk etbâ’ından şikâyet etdi.

1134’de Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi mütevellî nasbedilerek halkın şikâyetlerini dinledi. Bu esnâda Amasya a’yânı arasında büyük ihtilâflar çıktığından bî-zâr olarak 1135’de Mısır’a gitdi. Orada Fikâriyye Fırkası’na intisâb ederek 1141’de Fikâriyye Fırkası re’îsi ve Mısır mîrlivâsı oldu.

Mükerreren Kâsımiyye fırkasiyle çarpıştı. Bu fırkaya galebe ederek Mısır’da emînü’l-ümerâ olup defâ’atle Mısır defterdârı, emîr-i hacc-ı Mısrî, vâlî kâ’im-makâmı oldu. Bu riyâsetinde büyük bir varlık gösterdi. [180] Mısır’ın ümerâ, a’yân ve halkını adâlet ve hüsn-i idâresiyle hayrân edib vezâretle Mısır vâliliğine ta’yîni Bâb-ı âlîce mutasavverdi.

Hayfâ ki rukabâ-yı ikbâli olan Kâsımiyye Fırkası bunu çekemedi. Aleyhine kıyâm ederek siyâsî cidâl içinde bir kaç yıl uğraştı. Nihâyet Kâsımiyye Fırkası galebe eylediğinden 1158’de evlâd-ı iyâliyle Mısır’dan kalkıp İstanbul’a geldi. Sultân Mahmûd Hân’ın huzûrunda ahvâl-i Mısır’ı arz u tafsîl ederek nâ’il-i iltifât oldu. Mahdûmları Mehmed, Ebûbekir Beyler’e mîr-i mîrânlık ve kendisine İlbasan sancağı arpalık verildi.

Bir yıl kadar Bursa’da ikâmet edib 1159’da Amasya’da ikâmetine müsâ’ade buyuruldu. Amasya’da Alçak Köprü başında Alaca Hamam ittisâlinde kâ’in pek muhteşem konağının karşısında âlî bir dârü’l-hadîs ve kütüphâne yaptırdı. Köprübaşı’ndaki Hasan Ağa’nın harâb mescidini ihyâ ve Ferhad arasındaki cadde üzerine bir çeşme ve Amasya’da iki kapılı Taş Hân binâ etdi.

1165 ramazânında dârü’l-hadîsi ikmâl eylediğinden gâyet mükellef ve muhteşem bir ziyâfet ve resm-i küşâd yaptı. [181] On beş yıl Amasya’da ikâmet ettiği müddette a’yân ve halktan bir ferdi rencîde etmedi. Ulemâyı fevkalâde taltîf ederek 1174 senesinde vefât etdi. Aşağı Pîrler civârında medfûndur.

Âlim, kâmil, muktedir, gâyet zengin, müdebbir, gâyet kerîm, asîl, necîb bir zât idi. A’yân ve halk, hâssaten ulemâ vefâtında matemler etdi. Bütün fukarayı ağlattı. Alaca Hamam, birkaç köy, iki kapılı hân bunun vakfı idi. Hayfâ ki bugün medrese, hân, hamâm tamamıyla yok edildi.

Oğulları, Güleli Mehmed Paşa, Ebûbekir Paşa ile Abdî Bey’dir. Mehmed Paşa ile Abdî Bey kendisinden evvel vefât etdi. Güleli Mehmed Paşazâde Mehmed Bey mîrlivâdır. Abdî Beyzâde es-Seyyid el-Hâc Abdullah Bey ve Ebûbekir Paşazâde Teşrifâtî Mehmed Âkif Bey ricâl-i devlettendir. Bunlara “Bekir Beyzâdeler” denir.