Amasyalıdır. Meşâyih-i kirâmdan ve Habîb Kâramânî hulefâsından eş-Şeyh Hayreddîn Hızır Çelebi bin Mahmûd Çelebi mahdûmûdur. Amasya’da [617] hattât-ı meşhûr Abdullah Sânî’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz ü te’allüm edib Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa’ya mu’allim-i hatt olarak tekarrüb etdi.
960 senesi şevvâlinde Şehzâde-i müşârün-ileyhin şehâdetinde İstanbul’a gidip orada bir mushaf-ı şerîf yazdı. Bunu Sultân Süleyman Hân’a hediye edib fevkalâde istihsân etdi. Mukâbilinde büyük bir câ’ize verdi. Câmii şerîfine koydu.
Bu mushaf-ı şerîf, Sultân Süleyman’ın kütüphânesinde ziyâret edildi. 964’de yazdığı bu mushafın sonunda “ketebehü’l-fakîr Pîr Mehmed bin Hayreddîn el-Amâsî min telâmîzi Abdullah el-Amâsî” ²⁰²imzâsı vardı. Hattı gâyet güzel ve metîn bir hattât-ı meşhûr idi.
Müstakîmzâde Süleyman Saâdeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eser-i matbû’unda diyor ki: “Pîr Mehmed bin Hayreddîn-Şehrîdir! Hüsn-i hatt-ı sülüsü ve nesihi Abdullah Amâsîden temeşşuk edib icâzet almışdır. Hatta hatt-ı dil-güşâ 964 tarihi ramazânında itmâm eylediği mushaf-ı kebîr rahle-pîrâ-yı mihrâb-ı Câmi-i Süleymaniye’de.”
Hattât-ı müşârün-ileyh, mu’ahharan Amasya’ya avdet edib [618] şâkirdân-ı recâ-mendânına kavuşdu. Hattât-ı meşhûr eş-Şeyh Hamdullâh Efendi’nin meşk-gâhında yerine kâ’im olup 971’de vefât etdi. Temennâ Mahallesi üstünde meşk-gâh mevki’inin aşağı tarafında medfûndur. Amasya’da silsile-i hattâtîn bundan yürümüşdür. Tilmîzlerinden mahdûmu Mustafa Dede ile Ramazânoğlu Hüseyin Efendi pek meşhûrdur.