Amasyalıdır. Kıbletü’l-Küttâb Amasyalı Şeyh Hamdullâh Efendi’nin dâmâd-ı mükerremleri hattât-ı meşhûr Şükrullâh Efendi bin Sinâneddîn Yûsuf Çelebi bin hattât-ı meşhûr Hayreddîn Hızır’ın mahdûmu ve Şeyh-i müşârün-ileyhin kerîmezâdesidir.
Pederinden ve dayısı Mustafa Dede bin Şeyh Hamdullâh Amâsî’den hutût-ı mûtenevvi’ayı ahz ü te’allüm etdi. İstanbul’da şâkirdân-ı ma’rifete ta’lîm-i hutût ile iştiğâl edib dîvân-ı hümâyûn küttâbı zümresine iltihâk etdi.
958’de yazıp Sultân Süleyman’a ihdâ eylediği mushaf-ı kebîri pek ziyâde istihsân edilip ağır ze’âmetle taltîf edildi. Pek çok mesâhıf-i şerîfe ve kütüb-i nefîse tahrîr edib [619] 962 sâlinden sonra vefât etdi. Metîn bir hattât-ı meşhûr idi. Mahdûmu Hâfız Ahmed Çelebi de hattât-ı meşhûr olup 989’da vefât etdi. Her ikisi Şeker Halîfezâdelikle iştihâr etmişlerdi.
Müstakîmzâde Süleyman Saadeddîn Efendi “Tuhfe”sinde sâhib-i tercemenin târîh-i vefâtını takrîben 988 (Ebced değeri: حفظ) ve mahdûmûnun târîh-i vefâtını takrîben 989 (Ebced değeri: حافظ) göstermektedir. Tetebbu’ât-ı âcizâneme göre herhâlde Pîr Mehmed Çelebi 971’den evvel vefât etdiği anlaşılır.