Merzifonludur. Yahşi Çelebi bin Kâsım Çelebi mahdûmudur. Amasya’da tahsîl-i ilm ü kitâbet ederek Sultân Bâyezîd-i Sânî’ye intisâb etdi. 886’da müşârün-ileyhin tahta cülûsunda şehzâdesi Sultân Ahmed’e kâtib-i dîvân olarak Amasya’da kaldı.

911’de Şehzâde-i müşârün-ileyhin tavsiyyesiyle İstanbul’a gidip dîvân-ı hümâyûn kâtibi oldu. Yıllarca bu kitâbette kalıp Sultân Süleyman Hân’ın evâ’il-i cülûsunda re’îsü’l-küttâb olduğu hâlde 931 hudûdunda vefât etdi. Kâtib, ehl-i dâniş idi.

Mahdûmları Kâsım, Mehmed, Ömer, Ali Çelebiler’dir. Kâsım Çelebi Merzifon’da Çelebi Sultân evkâfı mütevellîsi olup kaldı. Ali Çelebi Budun defterdârı olup 957’de ma’zûlen İstanbul’a geldi. Kara Bâlî Mahallesi’nde bir medrese binâ edib emlâkini sene-i mezbûre cumâdelûlâsında vakf etdi. Zevcesi Selîme Hâtun bint-i Mehmed Çelebi idi.

Ömer Çelebi ulemâ-yı kudâtdan olup Filibe kazâsından ma’zûlen [130] İstanbul’a gelip Vefâ kurbunda Molla Hüsrev Mahallesi’nde ikâmet ve 966’da bu mahalledeki menzilini vakf etdi. Mehmed Çelebi, ma’rûf nişâncı olup bunun mahdûmu mevâliden Ahmed Efendi’dir. Bunlara “Ramazânzâde” dendi. Merzifon’da Ramazâniyye Medresesi bunundur.