Amasyalıdır. Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa bin Sultân Süleyman-ı Kânûnî kerîmesi olup Amasya’da 947’de doğdu. 960 senesi şevvâlinde pederinin şehâdeti üzerine vâlidesiyle birlikte İstanbul’a nakl edilip bir müddet “Beşiktâşî” demekle meşhûr Amasyalı Şeyh Yahyâ Efendi’nin hânesinde kalıp orada büyüdü.
Çünkü Nev’îzâde Atâyî Efendi’nin yazdığı üzere Sultân Süleyman-ı Kânûnî, Şehzâde-i müşârün-ileyhin vâlidesini sarâydan ihrâc etdiği gibi zevcesiyle bu kerîmesini de harem-i hümâyûna kabûl etmemiş, hatta bunların kabûlüne dâ’ir Sultân Süleyman’ın süt birâderi Yahyâ Efendi’nin şefâ’atini red ve onu medreseden azl etmişdi. [18]
964’de şeyh-i müşârün-ileyhin havâss-ı müntesibânından Amasyalı Kaya Bey’e tezvîc edilip 974’de Sultân Selîm-i Sânî’nin cülûsunda musâhibesi Amasyalı Ayşe Hubbî Hâtun’un arz u şefâ’ati ile vâlidesiyle birlikte harem-i hümâyûna dâhil olarak zevci beylerbeyi oldu.
Mu’ahharan eş-Şeyh Yahyâ Efendi’nin zâviyesi civârında bir konak binâsıyla orada ikâmet ederek zevcinin irtihâlinde çocuklarıyla beraber yaşayıp 1005 senesi zilka’desinin evâsıtında vefât eyledi. Hânesi kurbunda Yahyâ Efendi’nin zâviyesi ittisâlinde medfûndur. Mahdûmları Mustafa, Mehmed Paşalardır. Bir de kerîmesi var idi. Bunlara “Râziye kadınzâde” dendi. Sultân Murad-ı Sâlis’in musâhibesi olup asrı kibârının mahall-i mürâca’atı, zî-nüfûz idi.