Amasya’nın cihet-i garbiyyesinde vâki’ Mecidözü kazâsında Elvân Çelebi nâhiyesinde Elvân Çelebi vakfı mütevellîsi eş-Şeyh Mustafa bin Mahmûd’un oğludur. Elvân Çelebi nâhiyesi eşrâfından Kâdızâde Mehmed Ağa⁷¹ bunun evâ’il-i hâlini şöyle anlattı:

“Halîl Recâ’î Efendi tahsîl-i ulûm esnâsında takrîben on yedi, on sekiz yaşlarında bir kimse ile kavga ve nizâ’ ederken onu öldürüp kaçtı. Sonra Kütahya’da olduğu anlaşılmakla oradan da kaçıp İstanbul’a gitdi. Orada kendisini kurtardı. Elvân Çelebi vakfı mütevellîsi Şeyh Mustafa oğludur. Kütahyalı değildir.”⁷²

Cerrahpaşa Medresesinde ikâmet ederek tahsîl-i ulûma çalışdı. Bu esnâda Gürcü Süleyman Feyzî Paşa’ya efendiliğinde çatıp sâye-i in’âmında ikmâl-i tahsîl etdi. Bunun dâ’iresine mülâzemetle sadâret mektûbî kalemine çerağ olup Sultân Selîm-i Sâlis’in lalası Mahmûd Bey’e intisâb [29] ederek 1204’de kalem-i mezkûr hulefâsından oldu.

1208’de Ma’den-i Hümâyûn emîni iken vezâretle Diyârbekir vâlîsi olan Gürcü Yûsuf Ziyâ Paşa’ya dîvân kâtibi olup ma’iyyetinde nüfûz u servet kazandı. 1213 rebîülevvelinde paşa sadr-ı a’zam olup İstanbul’a geldikte bâ-rütbe-i hâcegânî kalyonlar kâtibi oldu.

1214’de Mısır seferi bidâyetinde mektûbî kalemi baş halîfesi ve sene-i mezbûrenin rebîülevvelinde Sâdık Efendi’nin Şâm’da vefâtına binâ’en mektûbî-i sadr-ı âlî olup sadr-ı a’zamla beraber Mısır’a gitdi. 1216’da defterdâr-ı şıkk-ı evvel olup 1217 senesi cumâdelâhiresinin evâ’ilinde feth edilen Mısır defterdârı oldu.

Akîb-i fethde eline emvâl-i kesîre geçip sû-i şöhret kazanmışdı. Sadr-ı a’zam avdet edib yeniçerilerin ulûfesi verilmediğinden dolayı çıkardıkları fitneleri esnâsında yeniçeriler elinde 1218 senesi muharreminin evâ’ilinde maktûlen vefât etdi. Bütün muhallefâtı taraf-ı mîrîden zabt u müsâdere edildi. Âlim, kâtib, mümtezîc, [30] harîs idi.

Kâdızâde Mehmed Ağa der ki: “Halîl Recâ’î Efendi’nin Mısır’da maktûlen vefâtı burada duyuldukta bütün akrabâ ve ta’alûkâtı mâtem etdiği hâlde öldürdüğü kimsenin veresesi ve akrabâsı pek ziyâde sevinip yaptığının cezâsını gördü demişlerdi.”