Amasyalıdır. Amasya alaybeyisi ve Gürcüzâde es-Seyyid Halîl Paşa’nın yeğeni Ahmed Bey’in mahdûmudur. Amasya’da Çelebizâde el-Hâc Hüseyin, Gümüşhâneli es-Seyyid Ebûbekir, Ürgüblü el-Hâc Ahmed Efendilerden ahz-ı ulûm ve ikmâl-i tahsîl ederek birkaç sene ders-i âm oldu.
Ba’dehû ammizâdesi Gürcüzâde Osmân Paşa’nın himmetiyle İstanbul’a gidip Bâb-ı âlîye girdi. Orada bir müddet hulefâdan olup kethüdâ kitâbetiyle temâyüz etdi. Buradan azlinde Osmân Paşa’nın kâtib-i dîvânı olup Rûmeli vâlîliğinde hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan oldu.
1218’de Osmân Paşa’nın i’dâmında Amasya’ya gelip ihtiyâr-ı tekâ’üd etdi. Sânîyen tedrîs-i ulûma devâm edib 1228 senesi zilhiccesinde vefât etdi. Fâzıl, ulûm-ı Arabiyye ve edebiyyede mâhir, ulûm-ı şer’iyyede bahse kâdir, tevârih u muhâzarâta vâkıf, edîb, şâir, münşî, muhibb-i fukarâ, hâzır cevâb, kerîm bir zât olduğu “Kitâbu’l-Mecmû”da yazılıdır. [111]
Dîvân-ı eş’ârı olup mahdûmu el-Hâc Lutfullâh Efendi’dir. Eş’ârından şu gazeli Rızâ Paşa kütüb-hânesinde kâ’in mecmû’a-i müntehabât-ı eş’ârdan yazıp mu’allim Kilisli Rıfat Efendi birâderimiz bana lutf etmişdi:
Duyurmuş bezm-i meyde âşıkın râz-ı dilin hayfâ
Sana ey mest-i nâzım boşboğazlık eylemiş mînâ
İzârın mihre rûyın mühre hâlin necme benzetdim
Yine teşbîhde noksân vardır afv kıl cânâ
Sürûrundan begüm ‘îd-i dü-bâlâ eyler uşşâkın
Gelürsen külbe-i ahzânına ağyârdan tenhâ
Yanında aşka dâ’ir sohbet açdık söz dokundurduk
Beyân etdik hele tafsîl-i hâlî yâre icmâlâ
Ruhun şevkiyle kan tutmuş gül-i ra’nâyı gülşende
Hezârı eylemiş aşkın senin Rıfat gibi şeydâ