Amasyalıdır. Amasya kâdı’l-kudâtı Mevlânâ Celaleddîn Abdurrahman Çelebi bin Mevlânâ Şemseddîn Mehmed Çelebi bin Mevlânâ Musliheddîn Mûsâ Çelebi mahdûmudur. Amasya’da doğdu. Amasya ulemâsından tahsîl-i ilim ve kemâl ederek ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu.

Pederinin Amasya kadılığında kâtibi ve bazen nâibi olarak fazîlet ve istikâmeti akıl ve tedbiri sâyesinde kendisini Amasya hükümdârı Çelebi Sultân Mehmed Hân’a tanıttı ve sevdirdi. Nihâyet Amasya Kadısı oldu.

Ancak ba’zı hâsid ve garazkârların gamzıyla 811’de azl ve teftîş edilip berâeti zâhir olduğundan müderrislikle kayırıldı. 816’da Çelebi Sultân Mehmed Edirne’de müstakillen taht-ı saltanata cülûsundan az sonra yine Amasya kâdı’l-kudâtı oldu. [52]

Bu defasında on iki yıldan ziyâde Amasya Kadısı olduğu halde 830 senesi cumâdelâhiresinin on beşinci günü vefât etdi. Yerine nâibi olan büyük mahdûmu “Molla Beylik” demekle ma’rûf Mevlânâ Nizameddîn Abdurrahman Çelebi Amasya Kadısı oldu.

Merhûm müşârün-ileyh südûr-ı ulemâdan fâzıl, afîf, hattât, ‘âdil, müdebbir, kâmil bir zât-ı sütûde-simât idi. Ahî Receb Mahallesi’nde İskender Çelebi Türbesi’nin kıble tarafındaki yol üzerinde pederinin kabri yanındadır.

Seng-i mezârı mevcud ise de baş ve ayak taşları zâyi olmuş, târih-i irtihâli mahdûmunun kaydından anlaşılmışdır. Merhûmun güzel hatt-ı nesîhi bir kaç defa tesâdüfen ziyâret edildi. Diğer mahdûmları Abdülgaffâr, Seyyideddîn Ahmed, Bedreddîn Mahmûd Çelebilerdir. Bunlara “Kadızâdeler” denir.

Amasya’da Fethiye Mahallesi’nde “Kadı Hamamı” demekle meşhûr hamamını, iki büyük çiftliğini vesâir akarâtını [53] evlâdına ve türbesi cüzhânlarına vakfetdi. Amasya’da evlâdı vakfına mütevellî olarak asırlarca yaşadı. Kadızâde, Seydî Paşazâde, Hatibzâde, Muslihîzâde unvânıyla hânedânı şûbelere ayrıldı.

Bu şûbelerin her birinden nice ricâl-i devlet yetişdi. Kadızâde Nişâncı Mehmed Paşa, Mahmûd Paşa, Seydî Ahmed Paşa meşhûrdur. Hatibzâdelerden sadr-ı esbak Nâilî Abdullah Paşa yetişti. İstanbul’da bir şube açdı. Muslîzâdelerden Bodur Mustafa Paşa vüzerâdandır.

Bu sülâleden Muslîzâde Hâfız Ahmed Kâmilî Efendi 1298’de bilâ-veled dünyadan gitdi. Malikânelerin hâsılâtı hazîne-i devletden zabt edildi. Akarâtı elden çıkarıldı. 1331 harîk-i müdhişinde hamamı da mahv olup şimdi ne evkâfından eser ne de evlâdından haber kalmadı.