Kûfeli Ali bin Hasan oğludur. Bağdat ve Basra’da tahsîl-i ulûm u kemâl etdikden sonra Ziyaeddîn Ebü’n-Necib Abdülkâhir es-Sühreverdî ve Abdûlkâdir Geylanî gibi iki kutb-i rabbanîden tarîkat-ı sûfîyyeyi ahz ve telakkun ederek bir müddet Bağdat’da oturdu.

Ba’dehû seyahata çıkıp Anadolu bilâdını devrederek Amasya’ya geldi. Burada ikâmet edib füyûzât-ı sûfîyyeyi neşre himmet etdi. Bir müddet Hânkâh-ı Mes’ûdî şeyhi olup ulemâ ve halkı nasâyih-i mürşidânesiyle kendisine cezb etdi.

Yıllarca tedrîs ve tezkîre devam edib “Ahî Kûfî” diye meşhûr oldu. Pek çok halk kendisine inâbe etdiğinden nüfûz ve şöhreti arttı. Bununla beraber gâyet zâhidâne hareketle aza kanâat ederek yaşadı. 621 sâlinde vefât eyledi.

Âlim, kâmil, vâiz, müttaki, zâhid, gâyet [90] müteşerri’ olduğu hilâfetnâmelerinde görüldü. Kibâr-ı hulefâsından Mevlânâ eş-Şeyh Takiyyüddîn Osmân bin Ali es-Simrî meşhûrdur. Mahdûmu eş-Şeyh Kemâleddîn Abdülkâdir er-Rûmî’dir. Amasya’da Baba İlyâs Horasânî bundan sonra iştihâr etmişdi.