Amasyalıdır. Pervâne Bey Mahallesi sâdâtından Mumcu es-Seyyid Mehmed Ağa bin Kınalı Osmân Ağa’nın mahdûmudur. Köprülü Mehmed Paşa’ya intisâb edib 1068 senesi rebîülevvelinde bâ-fermân-ı âlî İstanbul’dan şehir kethüdâsı olduğu hâlde geldi.

1069’da Köprülü Mehmed Paşa’nın hasmı olan allâme-i meşhûr Amasya müftüsü Hızır Efendi aleyhinde tezvîrâta kıyâm ederek müftî-i müşârün-ileyhin azl ü nefyine bâ’is-i müstakil olduğundan 1070’de hânesi halk tarafından taşlanarak azl ve şehirden ihrâc edildi.

Erzurum vâlîsi olarak Amasya’ya gelen Köprülüzâde Fâzıl [488] Ahmed Paşa a’yân u halk ile aralarını te’lîf edib 1071 senesi şevvâlinde sânîyen bâ-fermân-ı âlî şehir kethüdâsı oldu. 1072 senesi ramazânında ilâveten nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olup nüfûz u i’tibârı katmerlendi.

Fakat sâdâta karşı cür’etkârâne harekâtından dolayı 1074 senesi saferinde kâ’im-makâmlıktan azl edildiyse de birâderi es-Seyyid Mustafa Ağa’yı kâ’im-makâm-ı nakîbü’l-eşrâf nasb etdirip nüfûz u sultâsını idâme etdi.

Fakat a’yân u sâdâtın ve halkın sabr ü tahammülünü pek ziyâde su’-i isti’mâl etdiğinden dolayı 1076’da her ikisi de azl edilip kendisi Ankara’ya ve birâderi de Samsun’a nefy ü iclâ edildi.

1078’de ma’fuvven İstanbul’a gidip Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’ya dehâlet etdi. Sadr-ı müşârün-ileyhin dâ’iresine girip ağalarından oldu. 1087 senesi şa’bânında Merzifonî Kara Mustafa Paşa’nın dâ’iresine intisâb eylediyse de ağalarıyla imtizâc edemediğinden 1091’de Amasya’ya gönderildi. [489]

1092 zilka’desinde sânîyen nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı olup eski mevki’ini elde etmeye çalışdı. 1095 senesi gurre-i muharreminde Kara İbrâhim Paşa sadr-ı a’zam oldukta kendisini toplamak lâzım gelirken eski hâline avdet etdiğinden halk u sâdâtın şikâyetleri üzerine cumâdelâhiresinde azl edildi.

1097 senesi muharreminde sadr-ı müşârün-ileyhin azli ve öteden beri hukûk-ı kadîmesi olan Süleyman Paşa’nın sadâreti üzerine gelip birâderi es-Seyyid Mustafa Ağa’yı nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı nasb etdirip sâdâtın başına geçti.

Cumâdelâhire gurresinde kendisini müdâfa’a eden Amasya müftüsü es-Seyyid Mustafa Efendi’nin azli sâdâtın gücüne gitdiğinden kıyâm u nümâyişleri esnâsında hayli yolsuzluklar oldu. Bunların müsebbibi olduğu anlaşıldığından gönüllü sâdâta başbuğ olarak ordu-yı hümâyûna bâ-fermân-ı âlî da’vet edildi.

Sene-i mezbûre şevvâlinde toplayabildiği sâdâtdan bir tabur teşkîl ederek ordu-yı hümâyûna müteveccihen hareket ü iltihâk etdikte ser-çeşme olup 1098 senesi [490] cumâdelâhiresinin on dördüncü günü Amasya sancâğı beyi ve 1099 senesi gurre-i muharreminde Rûmeli Beylerbeyiliği pâyesiyle Bolu sancâğı mutasarrıfı oldu.

Ancak ordu-yı hümâyûnun İstanbul’a avdetinde Bolu’ya gidip halka tahammülünden ziyâde müşkilât gösterdiğinden 1099 senesi recebinde azledilmekle Amasya’ya geldi. Seyyidlerin nüfûz u tecâvüzü son haddini bulduğundan Ramazânın evâsıtında Kastamonu Beylerbeyi oldu. Şevvâlinde ordu-yı hümâyûna müteveccihen hareket etdi.

Öteden beri alışdığı ahvâl ü harekâtını bir türlü bırakamayıp ma’iyyetindeki neferâtın ba’zılarından aldığı meblâğ mukâbilinde her birine ruhsât verdiği ve bu sûretle ordunun intizâmını bozduğu sâbit olmağla 1100 senesi ramazânının evâhirinde i’dâm edildi.

Şeci’, cesûr, müdebbir ise de mekkâr, cebbâr idi. Mahdûmu es-Seyyid Mehmed Bey’dir. Allâme Hızır Efendi’nin aleyhinde irtikâb etdiği tezvîrât aynen kendi hakkında yapılıp demi heder oldu. Yaptığının cezâsını buldu. [491]