Amasyalıdır. Mevlânâ Ahî İzzeddîn Hasan Bağdâdîzâde el-Hâc Şemseddîn Ahmed Çelebi’nin mahdûmudur. Ceddinin tercemesi yukarıda Ahîler’de geçti. Tahsîl-i ilm ü kitâbet edib Sultân Murâd-ı Sânî devrinde ümenâdan oldu.
838’de Şehzâde Sultân Ahmed Amasya vâlîsi olarak geldikte defterdârı ve ba’dehû Şehzâde Sultân Mahmûd ve Alâeddîn Beylerin de Amasya’da defterdârı ve 846’da Şehzâde Alâeddîn Bey’in ihnâkında Amasya vilâyeti defterdârı [419] oldu.
Fatih Sultân Mehmed Hân’ın ikinci cülûsunda Edirne’ye celb edilip hızâne-i âmire defterdârı olarak temâyüz etdi. 857’de İstanbul’un fethinde ordunun i’âşe ve levâzımının idâresi husûsunda hidemât-ı meşkûresi sebk eylediğinden başdefterdârlık -mâliye nezâreti makâmını hüsn-i muhâfaza etdi.
Ancak Çandarlızâde Hâlil Paşa’nın i’dâmıyla yerine sadr-ı a’zam olan Bosnalı Mahmûd Paşa ile bir türlü imtizâc edemedi. 860’da sadr-ı müşârün-ileyhin hakkında Sultân Mehmed’in gazabını tahrîk edecek si’âyetlerde bulunduğundan Mahmûd Paşa’nın teşebbüsâtıyla i’dâm edildi.
Âlim, kâtib, gâyet muhâsib, müstakîm, Sultân Fâtih’in teveccühâtına mağrûr idi. Mahdûmları Abdullah Paşa ile Sa’dullâh, Lütfullâh Çelebilerdir. Amasya’da câmi ve dârü’l-hadîs gibi hayrât-ı şerîfe bânîsi bu Abdullah Paşa’dır. Mahdûmları Abdüsselâm, Abdülkerîm, İskender Beylerdir. Abdüsselâm Bey, câmi-i şerîfin harîm-i şerîfinde medfûndur. Defterdâr ve nişâncı olan Abdülkerîm Bey İstanbul’da kaldı. [420]