Amasyalıdır. Kapancızâde müderrisi İnepazarlı el-Hâc İsmâ’îl Hakkı Efendizâde Kıllı Mehmed Nûrî Efendi’nin büyük mahdûmudur. l292 saferinin on ikisinde Hacı Hamza mahallesinde doğdu. İbtidâ’î tahsîlinden sonra l303’de Rüşdiyye mektebine girdi.

l307’de birincilikle mektebden çıkıp eşrâftan Topçuzâde Münîb Bey’in mahdûmları Sâlih, Hilmî Beylere mu’allim oldu. Bunların himmetiyle tahrîrât kalemine girip ser-mübeyyiz ve meclis-i idâre baş-kâtib mu’âvini oldu. Bu esnâda Bekir Paşa müderrisi Hâfız Abdurrahmân Kâmil Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet ederek tahsîl-i ulûma çalışdı.

Fakat mu’allimi bulunduğu Mehmed Hilmî Bey’in câzibe-i hüsnüne pek meftûn olduğu münâsebetle tahsîl ü tefeyyüzüne fütûr gelmiş kendisi de Hilmî’ye hem-kâfiye olmak üzere “Nelmî” diye bir mahlas intihâb ederek şi’r ü inşâya düşmüştü.

1309’da ba’zı hayır-hâhânın delâlet ve tavsiyesiyle [34] İstanbul’a gidip rindâne hareketini bıraktı. Bâyezîd ders-i âmlarından Perşembeli Ahmed Remzî Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet ederek Çorlulu Alî Paşa’nın medresesinde mu’ahharan alay müftüsü olan Amasyalı Mustafa Âsım Efendi ile beraber ikâmet etdi.

Hattı güzel, isti’dâdı mükemmel olduğu münâsebetle 1311’de Galata mahkemesine kitâbetle mülâzım ve 1313’de ikmâl-i tahsîl ederek mücâz ve recebde hâcesi kısmet-i askeriyye mahkemesi mukayyidi olduğu münâsebetle mu’âvini olup iki yüz kuruş ma’aşa nâ’il oldu. Bu esnâda Şeyhülislâm velî ni’netim Yûsuf Efendizâde Mehmed Cemâleddîn Efendi Hazretleri’ne bir kasîde takdîm ederek 1314 senesi şevvâlînde Devriyye müderrisi oldu.

Hayfâ ki tab’ında olan ibtilâ-yı hüsnün bir sâ’ikası olarak hocazâdesi Mehmed Ârif Efendi’nin aşkına giriftâr oldu. O esnâda Ârif Efendi de Hilmi Bey’in ayârında gâyet güzel ve câzibe-i hüsn ü ânı mükemmel bir nev-civân idi. Bundan dolayı hocasının hânesine daha yakın olan Molla Kestel medresesine nakl-i ikâmet etdi. [35]

Mehmed Ârif Efendi sabah ve akşam yanından ayrılmazdı. Çünkü Tahsîn Efendi cidden afîf ü ınnîn idi. Kendisinden bir fenâlık ümîd edilmezdi. 1314 senesi zilhiccesinde medresede yalnız kaldığından gece kendisine ârız olan bir vehm ü kâbusdan dolayı şu’ûruna bir ihtilâl geldi. Her şeyden tevahhuş eder uykudan bile ürkerdi.

l3l5 senesi rebîülevvelinde bi’z-zarûre Amasya’ya avdet edib Kapancızâde medresesinin bir hücresine kapandı. Halk ile ülfet ü ünsiyetten çekilip kendi âleminde şi’r u tasavvuf ile iştigâle koyuldu. Kimseyi yanına sokmadı, müdhîş bir hayrete daldı.

1317 senesi recebinde İstanbul’dan Amasya’ya geldiğim esnâda aralık aralık kendisi ile görüşürdüm. Ne yazık ki sene-i mezbûre zilhiccesinin on yedinci günü sabahleyin kendisini Yörgüç Paşa imâretinin üst tarafından ırmağa atıp intihâr etdi.

Gâyet zekî, tab’an latîf, cevvâl, müsta’id, şi’r u inşâsı ve kitâbeti güzel, küşâde-meşreb, latîfe-gû, beşûş [36] âlim idi. Sonradan fevka’l-âde durgun, mütehayyir oldu. Hîç gülmez, kimse ile konuşmaz, hîç bir yere çıkmazdı.

Ârif Efendi’ye ibtilâsı bidâyetinde şu gazeli irticâlen yazıp bana vermişti:

Sevdigim aşkınla câna yâdigâr etdim seni
Hangi vâdîden bilir misin şikâr etdim seni
Bâg-ı dilde nâ-resîde gonca-i sevda idin
Gözyaşımla su virürdim gül-‘izâr etdim seni
Sünbüle te’sîr ider miydi hazân-ı iştiyâk
Neşve-i sevdâ ile ben müşk-bâr etdim seni
Servinin boynun eger miydi hayâl-i kâmetin
Yalvarub bezm-i ezelden şîve-kâr etdim seni
Da’va-i hüsn eylemezdin mihr-i âlem-tâb ile
Feyz-i aşkımla cemâli tâb-dâr etdim seni
Tâzelik bagında açıldın gül-i hoş-bû gibi
Gönlüme mecmû’a-i zevk-i bahâr etdim seni
Gözlerim Nelmî temâşâsında hûnîn olmada
Bilmedim ben mübtelâ-yı âh ü zâr etdim seni [37]

Bu gazeli vaktiyle tahmîs etmişdim. Şu kıt’a da O’nundur:

Ey dil sana kendin gibi bir yâr bulunmaz
Senden sana bir gayrisi dil-dâr bulunmaz
Meyl eyleme aldanma bu nevreslere şimdi
Hûbân-ı cihân içre vefâ-kâr bulunmaz

Eyyâm-ı ahîresinde tasavvufla pek ziyâde meşgûl olduğundan tevhîd-i Bârî hakkında eş’ârından ba’zıları şunlardır:

Öyle mahfîsin ki sen hayrân âlemdir sana
Âleme hayretle mi hüsnün eder peydâ seni
Öyle peydâsın ki mahfilin zuhûrundur senin
Bî-nişân etmişse de âlemden istignâ seni

Bu da O’nundur:

Sensin ey cânânım idrâk eyledim cân ‘âleme
Yok yine âlemde senden gayri cânân âleme
Gözlere öyle hayâl-ârâ-yı sevdâsın ki sen
Hep seni tasvîr ider baktıkça insan âleme
Her perî-sîmâya âlem cân atar cânân diye
Sen cemâl-i pâk ile itdikçe cevlân âleme

[38] Son demlerinde “ağlasun” redifli gazelleri tekessür edib şu gazelini son görüşmede bana vermişti:

Âh dirdim bir zamân sevdâ ile cân aglasun
Kalmadı cânımda tâkat şimdi cânân aglasun
Dehr bir sâkî gibi sundu bana gam bâdesin
Hâlime baksın değil hüşyâr mestân aglasun
Zevk-i vuslatdan cüdâ mahzûn esîr-i mihnetim
Derdile bî-çâre gönlüm itsün efgân aglasun
Kerbelâ-yı gamda medhûş eyledi hayret beni
Âh mâtem-zâre düştüm gözlerim kan aglasun
Âteş-i hasretle yandım kurtuluş yok Nelmiyâ
Hâlime âgâh olan her ârif insan aglasun

Bu gazeli merhûmun yanında yüksek bir terennümle okudum. Onun hüzn ü te’ellümü, perîşân hâli bana fevka’l-âde te’sîr etdi. Berâberce ağlaşdık. Merhûmun intihârını duyunca ağladım. Onun lisânından o gazeli şöyle tahmîs eyledim:

Vasl içün çok ağladım yok çâre hicrân aglasun
Bir gülün uğrunda mahv oldum gülistân aglasun
[39]Yakdı sevdâ cânımı bu aşk ü irfân aglasun
Ah derdim bir zamân sevdâ ile cân aglasun
Kalmadı cânımda tâkat şimdi cânân aglasun
Lutf edib cânân bir gün sormadı üftâdesin
Vasl ile şâd itmedi bir dem bile dildâdesin
Cevrini artırdı eyvâh öldürür gamzedesin
Dehr bir sâkî gibi sundu bana gam bâdesin
Halime baksun değil hüşyâru mestân aglasun
Kalmadı cevre tahammül itmeye bir tâkatim
Ağlarım hicrân içinde geçdi ömr ü müddetim
Kendime sıklet virir her ân hayât ü râhatim
Zevk ü vaslından cüdâ mahzûn esîr-i mihnetim
Derdile bî-çâre gönlüm itsün efgân aglasın
Halka düşmen eyledi cânân içün gayret beni
Vahşet-âbâde götürdi halkdan nefret beni
İntihâra sevk iderse şaşma bu sîret beni
Kerbelâ-yı gamda medhûş eyledi hayret beni
Âh mâtem-zâre düşdüm gözlerim kan aglasun[40]
Aşk ü sevdâ ömrümün mecmû’ını itdi hebâ
Aklımı idrâkimi hüsn uğruna itdim fedâ
Sûziş ü efgânıma Asrî bile itdi bükâ
Âteş-i hasretle yandım, kurtuluş yok Nelmiya
Hâlime âgâh olan her ârif insan aglasun