Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Ol ne ra‘nâlıḳ güzel aḥsen edip mevlâ saña
Beñzemez ḥûrî melek ḫûbluḳda bir zîbâ saña
Gelmemiş misliñ ḫalâyıḳ içre sen tek bir güzel
Eylemiş iẓhâr-ı ‘acziyet ḳamu ḥüsnâ saña
Ḫilḳati ẕâtıñ olup aḳdem muḳaddem cümleden
Geldi tebşîriñ için hem Âdem u Ḥavvâ saña
Sen ne ẕât-ı muḫteremsiñ ḳadr-i ‘âlî bir nebî
İnḳīyâd etmiş cemi‘ peygamberân Mûsâ saña
Nur-ı ẕât kibriyâsıñ hem imâm enbiyâ
Bir nebî zîşân iken tâbi‘ olup ‘İsâ saña
Yâ nebî luṭf et ḳuluñ Mir’ât-nümâ ġāyet faḳīr
Yalvarır bâbıñda bir ‘amâ gedâ ednâ saña
Günümüz Türkçesiyle
1. Mevlâ sana ne endam, ne güzellik vermiş, seni en güzel kılmış; ne huri ne melek güzellikte sana benzer.
2. Yaratılmışlar içinde benzerin gelmemiş, sen tek bir güzelsin; bütün güzeller sana âcizliklerini göstermiş.
3. Zâtının yaratılışı herkesten önce ve öndedir; Âdem ile Havva da seni müjdelemek için gelmiştir.
4. Sen ne muhterem bir zatsın, değeri yüce bir nebisin; Musa da dahil bütün peygamberler sana boyun eğmiştir.
5. Ululuk sahibinin zâtının nurusun, peygamberlerin imamısın; şanlı bir nebi iken İsa da sana uymuştur.
6. Ey Nebî, lütfet; kulun Mir'ât-nümâ çok fakirdir; kapında kör, dilenci, en aşağı biri olarak sana yalvarır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dokuzuncu Na't
Kitabın son na'tının ağırlık merkezi bir peygamberler zinciridir. “Saña” redifini üçüncü na'tla paylaşır, ama orada şükür ve bayram sevinci öne çıkıyordu; altı beyit remel bahrinin dört “Fâilâtün”lü kalıbındadır. Üçüncü beyitte Âdem ile Havva, dördüncü beyitte Musa, beşinci beyitte İsa sırayla anılır ve hepsinin Peygamber'i müjdelediği ya da ona uyduğu söylenir. Bu sıralama, eserin başındaki “Hilkat-i Muhammediyye” bölümünde anlatılan düşünceyi, Peygamber'in yaratılışta önce, gönderilişte son olduğu fikrini, kısa bir gazel içine yerleştirir.
Üçüncü beyitteki “aḳdem muḳaddem” ikilisi birinci na'tın matlaını hatırlatır. Kitabın dokuz na'tı arasında böyle küçük yankılar, şairin aynı fikirleri değişik vezin ve rediflerle yeniden işlediğini gösterir; na'tlar birbirini tamamlayan bir dizi gibi okunabilir.
Mahlasın yanında şair kendini “ġāyet faḳīr”, “‘amâ gedâ”, “ednâ”, yani çok fakir, kör dilenci, en aşağı diye üç kez küçültür. Kör dilenci imgesi, Peygamber'in güzelliğini öven bir şiirin sonunda özellikle anlamlıdır: o güzelliği görmeye gücü yetmeyen biri kapıda yalvarmaktadır.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 109 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 7a-7b). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






