Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün Mefâîlün

Cemâlin âfitâb pertev-i nûr Ḫudâsıñ sen
Şumûs ẕât-ı Ḥaḳ cihañda ẓâhir mehliḳāsıñ sen
Vücûd-ı ẕevâtıñı mevlâ yaratdı menba‘il-esrâr
Haḳīḳat maḥzeni esrâr-ı ẕât-ı kibriyâ señsin
Saña lüṭf-ı Ḫudâdır kim olupsuñ eşref-i eşyâ
Seni aḥsen ḳılıp Ḥaḳ pâdişâh enbiyâsıñ sen
Ser-efrâz-ı risâletsiñ olupsun seyyid ‘âlem
Saña tâbi‘ olup ‘âlem Ḫudâ’ya reh-nümâsıñ sen
Lisân-ı ḥâliyle taṣdîḳ edipdir ẕâtıñı yer gök
Bilir elbette Ḥaḳ’dan raḥmet ‘arż u semâsıñ sen
Kemâl üzre bilmekden seni ‘âciz olup ‘âlem
Kelâmu’llâh’da medḥ etdi seni ḥaḳ müctebâsıñ sen
Seniñ fażl u kemâlâtıñ kem âlât ile fehm olmaz
‘Uḳûl irmez ki idrâkdan müberrâ müntehâsıñ sen
Ḳuluñ Mir’ât-nümâ’yı eyleme mehcûr-ı şefâ‘atden
Saña muḥtâc olupdur eşfa‘ rûz-ı cezâsıñ sen

Günümüz Türkçesiyle

1. Cemâlin güneştir, Allah'ın nurunun parıltısısın sen; Hak zâtının güneşleri gibi cihanda görünen ay yüzlüsün sen.

2. Mevlâ zâtlar (varlıklar) âlemini sırların kaynağı olarak yarattı; hakikat hazinesi, ululuk sahibi zâtın sırları sensin.

3. Eşyanın en şereflisi olman Allah'ın sana lütfudur; Hak seni en güzel kıldı, peygamberlerin padişahısın sen.

4. Peygamberliğin başı yüce olanısın, âlemin efendisi oldun; âlem sana uymuştur, Allah'a yol gösteren sensin.

5. Yer ve gök hâl diliyle zâtını tasdik etmiştir; elbette bilir ki sen Hak'tan yere ve göğe bir rahmetsin.

6. Âlem seni kemâliyle bilmekten âcizdir; Allah'ın kelâmı seni övdü, Hakk'ın seçilmişi sensin.

7. Senin faziletin ve kemâlâtın eksik âletlerle anlaşılmaz; akıllar ermez, çünkü sen idrakten uzak bir son noktasın.

8. Kulun Mir'ât-nümâ'yı şefaatten mahrum etme; o sana muhtaç olmuştur, ceza gününün en büyük şefaatçisi sensin.

Edebî ve Tarihî Yorum

“Kem Âlât” Cinası

Eserin bazen “ağır ve sanatlı” bir dile büründüğünü göstermek isteyen Şensöz, örneğini bu na'tın ilk üç beytinden seçer. Sekiz beyit hezec bahrinde, dört “Mefâîlün” ile yazılmıştır; redif “sen”, “sıñ sen” sesiyle biter. Gerçekten de ikinci beyit “menba‘ü'l-esrâr”, “maḥzen-i esrâr”, “esrâr-ı ẕât-ı kibriyâ” gibi terkiplerle yüklüdür ve mısraların vezne oturması güçtür.

Na'tın düğümü yedinci beyittedir. “Seniñ fażl u kemâlâtıñ kem âlât ile fehm olmaz” mısraında “kemâlât” (olgunluklar) ile “kem âlât” (eksik araçlar) arasında bir cinas vardır: Peygamber'in kemâlâtı, aklın kem âletleriyle kavranamaz. Aynı beytin ikinci mısraı, Peygamber'i idrakten uzak bir “müntehâ”, son nokta olarak anar. Bu oyun, kitabın akılla tarikat bilgisi arasında kurduğu ayrımı küçük ölçekte tekrarlar.

Beşinci beyitte yer ve göğün “lisân-ı ḥâl”, yani söz olmadan durumlarıyla konuşan dil üzerinden Peygamber'i tasdik ettiği söylenir. Bu ifade, “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” âyetini hatırlatan “raḥmet” kelimesiyle birleşir. Kapanışta, kitabın na'tlarını birbirine bağlayan şefaat dileği yine duyulur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar