Özgün Metin

Vezin: mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (tespit bizimdir)

Kınalızâde'nin Tezkiretü'ş-şu'arâ'sında beyit şöyle geçer:

O meh dün hâtır-ı ‘uşşâkı lutf itdi ele aldı
Dil-i mahzûnumı anmadugına hâtırum kaldı

Beyânî, "Matla" başlığıyla şöyle verir:

O meh dün hâtır-ı âşıkı lutf itdi ele aldı
Dil-i mahzûnumı anmadugına hâtırum kaldı

Günümüz Türkçesiyle

1. O ay yüzlü dün lütfedip âşıkların gönlünü aldı; benim hüzünlü gönlümü hiç anmadığı için de ben gücendim. (Beyânî'nin okuyuşunda "âşıkların" yerine "âşığın gönlünü" denir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Beytin bütün nüktesi "hâtır" kelimesinin iki kez, iki ayrı deyimin içinde kullanılmasındadır. "Hâtırını ele almak" birinin gönlünü hoş etmek, ona ilgi göstermek demektir; "hâtırı kalmak" ise gücenmek, kırılmak. Sevgili dün âşıkların hatırını ele almış, onlara güler yüz göstermiştir. Niyâzî bu kalabalıkta anılmamış, bu yüzden hatırı kalmıştır. Aynı kelime ilk mısrada sevginin, ikinci mısrada kırgınlığın taşıyıcısı olur. Bu, divan şiirinde tekrîr ile cinas arasında duran, kelimenin anlamını deyimden deyime kaydıran bir oyundur.

Beyitte yaşanmış bir sahnenin havası vardır: "dün" kelimesi zamanı belirler, sevgili bir topluluğun içinde iltifat dağıtır. Divan şiirinde "meh", yani ay, sevgilinin yüzünün parlaklığını anlatan yerleşik bir sıfattır; ay da herkese ışık verir, ama kimseye ait değildir. Benzetme açıkça kurulmaz, ancak ayın herkese ışık saçması ile sevgilinin bütün âşıklara lütfetmesi arasındaki yakınlık kendiliğinden hissedilir. Kıskançlık ve sitem, sevgiliye doğrudan söylenmez; şair yalnız kendi kırgınlığını kaydeder.

Kınalızâde beyti Niyâzî'nin gazelinden sonra "Diğer" başlığıyla verir, Beyânî ise üç beyitlik seçkisinin başına koyup "Matla" diye adlandırır; iki mısraın aynı kafiyeyle "-dı" sesinde bitmesi de bu adı doğrular. Açtığı gazelin öbür beyitleri bugün elde değil. İki tezkire arasındaki tek fark "‘uşşâkı" ile "âşıkı" kelimeleridir: biri çoğul, öteki tekildir. Çoğul okuyuş sevgilinin bir âşıklar topluluğuna ilgi gösterdiği bir sahne kurar; tekil okuyuşta ilgi gören tek bir rakiptir ve sitem daha keskinleşir. Kınalızâde'nin metni ilk ve daha eski kayıt olduğu için aktarımda esas alınmıştır. Şairin hayatı ve iki tezkiredeki maddeleri, Niyâzî Abdürrahîm Efendi'nin biyografisinde anlatılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar