Özgün Metin
Vezin: mef'ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün (kaynakta belirtilmez, mısraların ölçüsünden çıkarılmıştır)
Zülf ü ruhı hayâlde leyl ü nehârda
Seyrüm hemîşe sünbül ü güldür bâhârda
Dil fülki nice olmıya ‘ummân-ı gamda kim
Agyâr o sevr-kaddi dem-â-dem kenârda
Kaddüm ham oldı hicr ile tâk oldı tâkatüm
Sabr u karâr kalmadı ben bî-karârda
Yil gibi yilden ol sanman vaslına velî
Bir bûsesin de alımaduk rûzgârda
Lâyık mı ey gül açılasın gayre sen müdâm
Bülbül gibi Niyâzî kala âh u zârda
Günümüz Türkçesiyle
1. Gece gündüz onun saçını ve yanağını hayal ediyorum; bu yüzden benim gezintim her zaman baharda sümbül ile güle bakmaktır. (Saç geceye ve sümbüle, yanak gündüze ve güle karşılık gelir.)
2. Gönül gemisi nasıl gam okyanusunda kalmasın ki, o selvi boylu sevgili her an yabancıların yanında, onların kucağındadır. ("Kenâr" hem kıyı hem kucak demektir: gemi kıyıya varamaz, sevgili başkasının kucağındadır.)
3. Ayrılıktan boyum büküldü, gücüm tükendi; bende, bu kararsız adamda, ne sabır kaldı ne karar.
4. Yel gibi koşup durduğum için onun vuslatına erdiğimi sanmayın; ömür boyunca, zamanın rüzgârında onun bir öpücüğünü bile alamadık. (Beyit iki türlü okunabilir: "ol" sevgiliyi gösteren "o" ise "yel gibi koşmakla ona kavuştuğumuzu sanmayın" anlamı çıkar; "öyle" diye okunursa "yel gibi koştuk diye öyle sanmayın" denmiş olur.)
5. Ey gül, sen her zaman başkalarına açılasın da Niyâzî bülbül gibi ah ve inilti içinde kalsın; bu reva mı?
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Bahar Gazeli
Beş beyitlik gazelin bütün kelimeleri ya bahçeden ya denizden ya da rüzgârdan gelir. Matla, divan şiirinin en sevilen eşleşmelerinden birini kurar: sevgilinin saçı ile yanağı, sırasıyla geceye ve gündüze, sonra sümbüle ve güle karşılık verir. Önce iki şey sayılır, ardından onlara karşılık gelen iki şey aynı sırayla dizilir; bu düzene leff ü neşr denir. Şair gece gündüz sevgilinin yüzünü düşündüğü için bahar gezintisinde gördüğü her sümbül ona saçı, her gül yanağı hatırlatır. Son beyitte aynı bahçeye dönülür: gül başkalarına açılır, Niyâzî bülbül gibi inler. Gazel böylece bir bahar bahçesinde açılıp yine orada kapanır.
Deniz ve Rüzgâr
İkinci beyit gemi, okyanus ve kıyı kelimeleriyle bir tenasüp kurar. Gam bir okyanustur, gönül bir gemidir. Geminin kıyıya ulaşamamasının nedeni, "kenâr"ın, yani kıyının başkalarının elinde olmasıdır. Kelimenin öbür anlamı kucaktır: selvi boylu sevgili her an ağyârın kucağındadır. Tek kelimeyle hem denizcilikten hem de kıskançlıktan söz edilmiş olur. Neşirde ikinci mısrada "sevr-kaddi" yazılıdır; anlam ve divan şiirinin bilinen kalıbı "serv-kaddi", yani selvi boyluyu gerektirir. Harflerin yer değiştirmesinden doğan bir dizgi hatası olması kuvvetle muhtemeldir; özgün metinde neşrin yazımı korunmuştur.
Dördüncü beyitte rüzgâr üç ayrı kelimede karşımıza çıkar. "Yil gibi yilden" yel gibi koşmayı, "rûzgâr" ise hem zamanı, ömrü hem de esen yeli anlatır. Âşık sevgilinin kapısına yel gibi gidip gelmiştir, ama bütün o koşturmanın sonunda eli boştur: bir öpücük bile alamamıştır. Rüzgârın eli bir şey tutmaz; beyitteki acı şaka buradadır. Üçüncü beyitte ise "tâk" ile "tâkat" yan yana gelir. Tâk kemer demektir ve bükülen boyu çağırır; "tâk oldı tâkatüm" sözü de "gücüm tükendi" anlamına gelen bir deyimdir. İki kelimenin ses benzerliği cinas oluşturur.
Metin ve Kaynak
Gazel yalnız Kınalızâde Hasan Çelebi'nin tezkiresinde, "Şi'r" başlığıyla, Niyâzî maddesinin ilk örneği olarak yer alır. Madde, şairin babası Abdülkâdir Şeyhî Efendi'nin şeyhülislâm olduğu 995-997 (1587-1589) yıllarında yazılmıştır; gazel bu yüzden Niyâzî'nin yirmili yaşlarına aittir. Birkaç yıl sonra tezkiresini tamamlayan Beyânî, Niyâzî'den yalnız matla görünümündeki üç beyti almış, bu gazeli almamıştır. Tam bir gazel olup olmadığı da sorulabilir: beş beyit, gazelin alt sınırıdır ve mahlas beyti mevcuttur, bu yüzden metin büyük ihtimalle eksiksizdir. Kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmiyor. Şairin kısa hayatı Niyâzî Abdürrahîm Efendi sayfasında, babası ise Abdülkâdir Şeyhî Efendi sayfasında anlatılır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 884, "Niyâzî" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 221-222, "Niyâzî-i Diğer" maddesi. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 544 (e-kitap s. 525). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page525.html
Çevrimiçi kaynaklar




