Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Birdir safâ-yı vasl ü safâ bir değilse de
Birdir cefâ-yı hicr ü cefâ bir değilse de
Bâlâ ve zîri bir görürüm fart-ı neşveden
Birdir gözümde arz ü semâ bir değilse de
Birleşdi renk-i zülf ü benâgûş nazrada
Birdir bana sabah ü mesâ bir değilse de
Bîmâr-ı aşkım istemem aslâ ‘ilâc-ı derd
Birdir yanımda derd ü devâ bir değilse de
Rüşdî suhân-şinâs bilir tarz ü şîvesin
Birdir edâ-yı şi’r ü edâ bir değilse de

Günümüz Türkçesiyle

1. Kavuşmanın safası ile safa aynı şey olmasa da benim için birdir; ayrılığın cefası ile cefa aynı şey olmasa da birdir.

2. Coşkunun ve sarhoşluğun aşırılığından yukarıyı da aşağıyı da bir görürüm; yer ile gök bir olmasa da gözümde birdir.

3. Bakınca sevgilinin zülfünün rengi ile kulak yanındaki yüzünün rengi birbirine karıştı; sabah ile akşam bir olmasa da benim için birdir. (Siyah zülf geceyi, beyaz yüz sabahı çağrıştırır.)

4. Ben aşk hastasıyım, derdime asla ilaç istemem; dert ile deva bir olmasa da yanımda birdir.

5. Sözden anlayan Rüşdî bu tarzı ve edayı bilir: şiirin edası ile eda bir olmasa da birdir. (Beyit iki türlü okunabilir: "edâ" hem söyleyiş tarzı hem de bir borcu ödeme, yerine getirme demektir; şair, şiirdeki söyleyişle hayattaki davranışın bir olduğunu da kastetmiş olabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bir gazeldir. Redif "bir değilse de", kafiye "safâ, cefâ, semâ, mesâ, devâ, edâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Matla beytinin iki mısraı aynı kafiye ve redifle biter, mahlas son beyitte "Rüşdî" olarak geçer. Mücahit Kaçar'a göre gazel aruzun "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelin bilinen tek kaynağı Fatîn Dâvud'un Hâtimetü'l-eş'âr adlı tezkiresidir; Hüsameddin metni bu tezkireden aktardığını söyler. TEİS'te Fatîn'e atıfla verilen metin birkaç yerde farklıdır: ikinci beytin ilk mısraı orada "Bâlâ vezîri" biçiminde okunmuştur, ama vezin ve anlam "Bâlâ ve zîri" (yukarıyı ve aşağıyı) okuyuşunu destekler. Öteki farklar ("hecr", "binâgûş", "sühan-şinâs") yazım farklarıdır. Burada Hüsameddin'in metni esas alınmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün yapısı tek bir düşünceye dayanır: birbirinin karşıtı ya da birbirinden ayrı olduğu bilinen şeyler, aşk ve coşku içindeki şairin gözünde birleşir. Her beyitte bir çift sayılır: kavuşma ile ayrılık, yer ile gök, sabah ile akşam, dert ile deva. Bu çiftler arasında tezat sanatı vardır; her mısraın "Birdir" diye başlayıp "bir değilse de" diye bitmesi de aynı sözün tekrarıyla şiire bir nakarat havası verir. İlk beyitte "safâ-yı vasl ü safâ" ve "cefâ-yı hicr ü cefâ" söyleyişlerinde aynı kelime önce tamlama içinde, sonra yalnız başına kullanılmıştır. Şair bununla kavuşmanın safası ile sıradan bir safanın, ayrılığın cefası ile herhangi bir cefanın kendisi için fark etmediğini anlatır.

İkinci beyitteki "fart-ı neşve" (coşkunun, keyfin aşırılığı) sözü, şarap meclislerinin diliyle konuşur. Hüsameddin'in paşa için "rind-meşreb", "mey ü mahbûbu gâyet sever" demesi bu beyitle örtüşür. Üçüncü beyitte divan şiirinin bilinen bir mazmunu kullanılmıştır: siyah zülf geceye, beyaz yüz ve kulak yanı sabaha benzetilir. Zülf ile yüzün renkleri bakışta birbirine karıştığına göre sabah ile akşamın da bir olması doğaldır; birinci mısradaki iki unsur ikinci mısradaki iki unsurla sırasıyla karşılık bulur. Dördüncü beyit, aşk derdinden kurtulmak istemeyen âşık mazmununu işler; dert ile devanın bir olması, derdin kendisinin deva olduğu anlamına da gelir. Son beyit şairin kendi şiirine dair bir sözüdür: "suhân-şinâs" (söz anlayan) kişi, bu tarzın inceliğini kavrar.

Karşıtların birliği düşüncesi tasavvufta da önemli bir yer tutar. Rüşdî'nin bir Nakşibendî şeyhinin oğlu olduğu düşünülürse gazelin bu yönüyle de okunabileceği söylenebilir; ancak şiirde açık bir tasavvufi gönderme yoktur ve bu yorum bizim çıkarımımızdır. Gazelin dili daha çok rindane bir eğlence meclisinin sesini taşır.

Tarihî Bağlam

Gazelin ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Fatîn Efendi, Tanzimat döneminin tanınmış şairlerinden ve hocalarındandır; Ziya Paşa da aruzu ve şiir bilgisini ondan öğrendiğini anlatır. Rüşdî'nin şiirinin Fatîn'in tezkiresine girmesi, onun gençlik yıllarında İstanbul'daki şair çevreleriyle ilişkisini gösterir. Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde paşanın biyografisini yazarken gazeli Fatîn'den aktarır ve hemen ardından, gazelin "tabında bir açılış uyandırdığını" söyleyerek onu o anda tahmis ettiğini belirtir. Asrî mahlaslı bu tahmis, Asrî (Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar) kategorisinde ayrı bir sayfada yer alır. Şairin hayatı için Rüşdî (Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa) yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar