Nakşibendî bir âlim ve şair olan Sâlim Mustafa Efendi, hayatının büyük kısmını İstanbul'da ve taşra şehirlerinde müderris ve kadı olarak geçirmiş, III. Mustafa'nın 1187'de (Ocak 1774) ölümünden sonra memleketi Amasya'ya dönmüştür. Burada Yavaş nahiyesindeki Oğlanlar Obası köyünün mâlikânesinin yarısının tevliyeti, yani yönetimi ona verilmiş ve 1207'nin sonunda (yaz 1793) ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın birkaç satırlık maddesi onu "âlim, şâir, edîb, Nakşibendî" diye niteler. Şiirlerinden bir örnek kalmamıştır ve kimliği, aynı ciltteki Kırmacızâde Sâlim Mustafa Efendi ile karışma tehlikesi taşır.
Hayatı
Onuncu ciltteki Sâlim Mustafa Efendi maddesi şu kadardır:
Amasyalı Ahmed Efendi'nin mahdûmudur. Tahsîl-i ilm ü edeb edib İstanbul'a gitdi. Orada müderris, kadı olup devr-i bilâd etdi. Sultân Mustafa Hân-ı Sâlis'in irtihâlinde Amasya'ya gelip Yavaş-Ezine Pazar nâhiyesinde Oğlanlar Obası nâm karyenin nısf-ı mâlikânesi tevliyetiyle çerâğ edilerek 1207 senesi gâyesinde vefât etdi. Âlim, şâir, edîb, Nakşibendî idi. Tevliyeti İsmâ'îl Efendi bin Mehmed'e verildi.
Sade bir dille: Amasyalı Ahmed Efendi'nin oğludur. İlim ve edebiyat öğrendikten sonra İstanbul'a gitti. Orada müderris ve kadı olup şehir şehir dolaştı. Sultan III. Mustafa ölünce Amasya'ya geldi; Yavaş-Ezinepazarı nahiyesindeki Oğlanlar Obası adlı köyün mâlikânesinin yarısının tevliyeti kendisine verilerek ödüllendirildi ve 1207 yılının sonunda öldü. Âlim, şair, edip ve Nakşibendî biriydi. Tevliyeti İsmâil Efendi bin Mehmed'e verildi.
Madde, Hüsameddin'in çoğu maddesinin aksine "Amasyalıdır" diye açılmaz; doğrudan babasının adıyla başlar. Hangi medresede okuduğu, İstanbul'da hangi medreselerde ders verdiği, hangi şehirlerde kadılık ettiği söylenmez. Amasya'ya dönüşünü III. Mustafa'nın ölümüne bağlaması, onun saltanatında İstanbul'da bir hamisi bulunduğunu ve bu hami ya da padişah ölünce kariyerinin durduğunu düşündürür; Hüsameddin bunu açıkça yazmaz. "Çerâğ edilmek" deyimi, bir hizmetkârın emekliye ayrılırken ödüllendirilmesini anlatır. Tevliyet, Sâlim için bir tür emeklilik geliri olmuş görünür.
Nakşibendîliği
Sâlim Mustafa Efendi'yi adaşlarından ayıran tek açık bilgi Nakşibendî oluşudur. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'da bu tarikatı yaymaya çalışan kişi, İstanbul'da Tokatlı Şeyh Mehmed Emîn Efendi'nin halifesi olduktan sonra şeyhinin işaretiyle Amasya'ya gelen Benderli Sâmî Mehmed Efendi'ydi. Sâmî, 1169'da (1755-56) Darphaneci Tekkesi'ne, 1181'de (1767-68) İmaretarkası'ndaki Çelebi Efendi Tekkesi'ne şeyh olmuş ve 1201'de (1786-87) ölmüştür. Hüsameddin'in kitabında Sâmî'nin maddesi, Sâlim'inkinden yalnız birkaç madde sonra gelir. Sâlim'in Nakşibendîliğini İstanbul'da mı, Amasya'ya döndükten sonra Sâmî Efendi'nin çevresinde mi edindiği bilinmiyor.
Kırmacızâde Sâlim Mustafa Efendi ile Karışıklık
Bu maddeden birkaç madde önce Hüsameddin, Kırmacızâde Seyyid Hacı Sâlim Mustafa Efendi için ayrı bir madde yazmıştır; iki kişi gördüğü buradan bellidir. Yine de iki maddeyi yan yana koyan okur, ortak noktaların çokluğu karşısında duraklar. Babaların ikisi de Ahmed Efendi adını taşır. İki Sâlim de müderrislik ve kadılık yapmıştır, ikisinin adı da Yavaş nahiyesindeki Oğlanlar Obası köyünün yarı mâlikânesine bağlanır ve 1207 yılı iki maddede birden bir dönüm noktasıdır. Kırmacızâde Sâlim, 1201'de (1786-87) bu yarı mâlikânenin mutasarrıfı olmuş, 1207'de müderrisliği bırakıp kadı olmuş ve 1225'te (1810) ölmüştür. Nakşibendî Sâlim Mustafa ise 1774'ten sonra aynı yarı mâlikânenin tevliyetini almış ve 1207'nin sonunda ölmüştür.
Ayrıldıkları yerler de aynı ölçüde belirgindir. Kırmacızâde'nin bütün meslek hayatı 1207'ye kadar Amasya medreselerinde geçer; bu Sâlim ise İstanbul'da yetişmiş ve taşrada kadılık ettikten sonra, 1774'ün ardından Amasya'ya dönmüştür. Birinde mâlikânenin mutasarrıflığı, ötekinde tevliyeti söz konusudur; bunlar farklı haklardır. Kırmacızâde'nin babası Hâfız Hacı Ahmed Efendi bir kadı ve ayan üyesiydi; buradaki Ahmed Efendi hakkında Hüsameddin tek bir sıfat vermez.
Bu tabloya iki açıklama uyar. Birincisi, Hüsameddin'in aynı kişiye ait iki ayrı belgeden iki madde çıkarmış olmasıdır; bu durumda 1207'deki tevliyet devri, ölümden çok kadılığa geçiş sırasında yapılan bir feragati yansıtıyor olabilir. İkincisi, köyün iki yarısının iki ayrı Sâlim Mustafa'nın elinde olmasıdır; köyün "nısf"ından, yani yarısından söz edilmesi bu ihtimali de açık tutar. Maddelerin kendisi ikisinden birini seçmeye yetmez.
Şiiri
Sâlim Mustafa Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. "Şâir, edîb" nitelemesi örneksiz kalır, maddede bir eser adı da geçmez. Günün birinde onun adıyla anılan bir şiir çıkarsa, yukarıdaki karışıklık yüzünden Kırmacızâde Sâlim'in olup olmadığı ayrıca sorulmalıdır.
Kronoloji
8 Zilkade 1187 (21 Ocak 1774): III. Mustafa ölür; Sâlim Mustafa Efendi bundan sonra Amasya'ya döner.
1774'ten sonra: Oğlanlar Obası köyünün yarı mâlikânesinin tevliyeti kendisine verilir.
1207 sonu (yaz 1793): Ölür; tevliyet İsmâil Efendi bin Mehmed'e geçer.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 196 (e-kitap s. 250), "Sâlim Mustafa Efendi" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page250.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 190 (e-kitap s. 248), "Sâlim Mustafa Efendi-Kırmacızâde, es-Seyyid, el-Hâc" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page248.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 198-199 (e-kitap s. 250-251), "Sâmî Mehmed Efendi-Şeyh-i Nakşibendî" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page250.html
Çevrimiçi kaynaklar
