Şâkir Hüseyin Bey, Amasyalı vezir Gümrükçü el-Hâc Hüseyin Paşa'nın torunudur. Babası Edirne mollalığına kadar yükselmiş Mustafa Bey'dir; kendisi de ilmiye sınıfının üst basamağı olan mevâlî arasına girmiş ve 1156 (1743-44) yılında ölmüştür. Hakkında bildiğimiz her şey Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde dedesine ayrılan maddenin son iki cümlesinden ibarettir. Hüsameddin'in onu andığı sıfatlar "fâzıl, hattât, şâir, sâhib-i divân"dır; divan sahibi olduğunu bildirir, fakat divanın bir nüshasını da tek bir beytini de göstermez. Şiirlerine ulaşılamamıştır.

Kaynakların Durumu

Amasya şairlerinin ana listesinde bu kayıt "Hüseyin Paşa-Gümrükçü el-Hâc, ö. 1135" adıyla yer alıyordu. Maddenin aslı okununca durum değişir. Başlıktaki Hüseyin Paşa bir devlet adamıdır ve 1098'de (1687) Basra'da ölmüştür; Hüsameddin ona şairlik yakıştırmaz, onu "akîl, müdebbir, iş-güzâr, sahî, dindâr bir vezîr" diye tanımlar. 1135 tarihi paşanın büyük oğlu Mustafa Bey'in ölüm yılıdır. "Şâir, sâhib-i divân" nitelemesi ise maddenin en sonunda, Mustafa Bey'in oğlu Şâkir Hüseyin Bey'den söz eden cümlenin hemen ardından gelir ve dil bakımından ona bağlanır. Bu yüzden sayfa, maddede şair olarak anılan torununa ayrılmış, listede adı geçen paşa ailenin büyüğü olarak anlatılmıştır. "Şâkir" sözünün mahlas mı, adın bir parçası mı olduğu konusunda Hüsameddin sessizdir; mahlas olması akla yakındır ama belgeye dayanmaz.

Hüsameddin'in Kaydı

Paşanın uzun hal tercümesi, çocuklarını ve torununu sayan şu satırlarla kapanır:

Mahdûmları Mustafa, Mahmûd Beylerdir. Ulemâdan Mustafa Bey, Edirne mollası olup 1135'de vefât etdi. Mahmûd Bey de ulemâ ve mevâliden olup 1142 rebîülevvelinde vefât eyledi. Mustafa Bey'in mahdûmu Şakir Hüseyin Bey de kibâr-ı mevâlinden olup 1156'da irtihâl etdi. Fâzıl, hattât, şâir, sâhib-i divân, bir vücûd-ı kâmil idi.

Günümüz Türkçesiyle: Oğulları Mustafa ve Mahmud Beylerdir. Ulemadan olan Mustafa Bey Edirne mollası olmuş ve 1135'te ölmüştür. Mahmud Bey de ulemadan ve mevaliden olup 1142 yılı rebiülevvel ayında ölmüştür. Mustafa Bey'in oğlu Şâkir Hüseyin Bey de mevalinin büyüklerinden olup 1156'da vefat etmiştir. Bilgili, hattat, şair, divan sahibi, olgun bir insandı.

Hayatı

Şâkir Hüseyin Bey'in nerede ve ne zaman doğduğunu, nerede okuduğunu, hangi kadılıklarda bulunduğunu kaynak söylemez. Hüsameddin'in kullandığı "kibâr-ı mevâlî" tabiri, onun büyük şehir kadılıkları ya da bunların payeleriyle ilmiye sınıfının üst kademesine çıktığını gösterir. Babası Mustafa Bey Edirne mollasıydı, amcası Mahmud Bey de mevâlîdendi; yani aile, paşanın ölümünden sonra askerî ve malî hizmetten ilmiye mesleğine geçmiş ve orada tutunmuştur. Hüseyin Bey'in hattatlığı da bu çevrenin bir parçasıdır, çünkü güzel yazı XVIII. yüzyılda ulema arasında yaygın bir hünerdi. Ölüm yılı olan 1156, I. Mahmud'un saltanatına düşer.

Dedesi Gümrükçü Hüseyin Paşa

Ailenin yükselişini başlatan dede, Hüsameddin'e göre Amasyalı Mustafa'nın oğludur; malî kayıtlarda künyesinin "Hüseyin Mustafa Amâsiye" diye geçtiğini Hüsameddin bir dipnotta bildirir. Küçük yaşta Amasyalı vezir Küçük Hasan Paşa'nın hizmetine girmiş, onun yanında yazı ve âdap öğrenerek kethüdası olmuştur. Hasan Paşa 1058'de (1648) Girit savaşında bir top güllesiyle ölünce İstanbul'a gelmiş, gümrük emini Amasyalı Mahmud Ağa'nın damadı olmuş, kayınbiraderinin ölümü üzerine 1083'te (1672-73) kendisi gümrük emini olmuştur. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın sadaretinde parlamış, 1092'de (1681) Galata yangınında yanan Galata gümrükhanesini kendi parasıyla, kırk iki bin kuruşa yeniden yaptırıp sadrazama sunmuş ve padişahın Fındıklı'daki yalısını ziyaretiyle onurlandırılmıştır. 1094'te (1683) önce valide sultanın, onun ölümünden sonra da haseki sultanın kethüdası olmuştur.

Kara Mustafa Paşa'nın idamından sonra iş tersine döner. Hüsameddin'in anlatısına göre yeni sadrazam Kara İbrahim Paşa, Hüseyin'in yükselişinin sadaretle sonuçlanacağından çekinmiş ve onu vezirlik rütbesiyle Malatya ve Ayıntab sancaklarına vererek Babadağı taraflarındaki bir karışıklığı bastırmakla görevlendirmiştir. Karışıklığın asılsız olduğu anlaşılınca Özi valiliğine, ardından Silistre valiliğine gönderilmiş, 1097'de (1685) Sarı Süleyman Paşa'nın sadaretinde Basra valiliğine atanarak iyice uzaklaştırılmış ve 1098 rebiülevvelinde (1687) Basra'da "hüzn ü endûh içinde" ölmüştür. Malları müsadere edilmiş, yalnız Kasımpaşa'daki Kulaksız Mescidi'ne minber koyup vakfettiği mülkler kurtulmuştur. Hüsameddin bu vakfın kendi zamanında paşanın soyunun geçim kaynağı olduğunu yazar.

Amasya ile Bağı

Şâkir Hüseyin Bey'in Amasya ile bağı soy üzerindendir. Hüsameddin'in "Amasyalıdır" kaydı dedesi Hüseyin Paşa içindir; paşa Amasyalı Mustafa'nın oğludur, Amasyalı bir vezirin yanında yetişmiş, Amasyalı bir gümrük emininin kızıyla evlenmiştir. Torunun Amasya'da doğup doğmadığı ya da şehirle bir ilişkisi olup olmadığı bilinmez. Babası Edirne'de mollalık etmiş, kendisi büyük ihtimalle İstanbul merkezli ilmiye çevresinde yaşamıştır. Bağın bu dolaylı niteliği sayfada bilerek korunmuştur: Hüsameddin şair torunu ayrı bir maddeye almamış, onu Amasyalı dedesinin hal tercümesi içinde, bu soyun bir ferdi olarak anmıştır.

Şiiri

Divan sözü Hüsameddin'den gelir, ama onu nerede gördüğünü ya da hangi kaynaktan öğrendiğini yazmaz ve tek bir beyit aktarmaz; şiirlerin kendisine ulaşılamamıştır. Şâkir mahlaslı, XVIII. yüzyılın ilk yarısında yaşamış ve mevâlîden olan bir şairin divanı ya da tezkire kaydı, taradığımız kaynaklarda çıkmadı. Aynı adı taşıyan başka şairlerle karışma ihtimali de göz önünde tutulmalıdır; Hüsameddin'in kitabında Şâkir başlıklı iki ayrı madde daha vardır ve bunlar başka kişilere aittir. Divanın bir yazma kütüphanesinde başka bir adla kayıtlı olması mümkündür, ancak bunu doğrulayacak bir kayıt bulunamadı.

Kronoloji

1058 (1648): Dedesi Hüseyin'in efendisi Küçük Hasan Paşa Girit'te ölür; Hüseyin İstanbul'a gelir.

1092 (1681): Hüseyin, yanan Galata gümrükhanesini kendi malıyla yeniden yaptırır.

1098 rebiülevvel (1687): Hüseyin Paşa Basra valisiyken ölür.

1135 (1722-23): Babası, Edirne mollası Mustafa Bey ölür.

1142 rebiülevvel (1729): Amcası Mahmud Bey ölür.

1156 (1743-44): Şâkir Hüseyin Bey ölür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar