Özgün Metin
Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün
İy felek feryâd elünden pür cefâsın pür cefâ
Kimse mesrûr olmadı senden sürüp zevk u sefâ
Ne musibetdür yine bu itdügün iy bî-vefâ
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
Neyledün iy çarh-ı zâlim ne’yledün kan eyledün
Yıkdun ol genc-i cihân mülkini virân eyledün
Cümle âlem halkınun işini efgân eyledün
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
Ol müşerref eyleyen hüsniyle Osmân illerin
Seyr ider tâbût ile şimdi Karaman illerin
Firkat ile yıkdı hep Rumla Horasan illerin
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
Acısın ol nev-civâna cümle insan ağlasun
Şâh-ı İslâm oğlına kâfir müselman ağlasun
Andugınca âh idüp Sultân Süleyman aglasun
Kanı ol şehzadeler şehbâzı Sultân Mustafâ
Çünki pervâz itdi bu cân kafesinden ol hümâ
Cennet-i Firdevse buldı ol makâm-ı müntehâ
Oldı hem-dem sâye-i şehîd-i Kerbelâ
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
İtmek içün anda bâg-ı cennetün seyrânını
Bile aldı kullarından şâhını keyvânını
Kodı gitdi fâni mülkin tahtını eyvânını
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
İy Selîm ol gerçi teslîm-i fermân eyledi
Pâdişâhun yolına cânını kurbân eyledi
Derdi ile halk-ı âlem âh u efgân eyledi
Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey felek, elinden feryat; baştan başa cefasın, cefa dolusun. Kimse senin yüzünden zevk ve safa sürüp sevinmedi. Ey vefasız, yine yaptığın bu nasıl bir musibettir. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
2. Ey zalim felek, ne yaptın, ne yaptın, kan döktün. Dünyanın hazinesi olan o gencin (genc: hazine; aynı zamanda genç) ülkesini yıktın, viran ettin. Bütün dünya halkının işini ah ile inlemeye çevirdin. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
3. Güzelliğiyle Osmanlı ülkelerini şereflendiren o kişi, şimdi tabut içinde Karaman illerini dolaşıyor. Ayrılığı Rum ile Horasan illerini baştan başa yıktı. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
4. O genç yiğide bütün insanlar acısın, ağlasın; İslam padişahının oğluna kâfir de Müslüman da ağlasın. Sultan Süleyman onu andıkça ah edip ağlasın. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
5. O hüma kuşu bu can kafesinden uçup gidince Firdevs cennetinde en son ve en yüce makamı buldu. Kerbelâ şehidinin gölgesine yoldaş oldu. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
6. Orada cennet bahçesini seyre çıkmak için kullarının arasından şahinini ve Keyvan'ını (en yücelerini) da yanına aldı. Fani mülkünü, tahtını ve sarayını bırakıp gitti. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
7. Ey Selîmî, o gerçi fermana teslim oldu; padişahın yoluna canını kurban etti. Onun derdiyle bütün dünya halkı ah edip inledi. Hani nerede şehzadelerin şahini Sultan Mustafa?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi bentlik bir murabbadır; her bent dört mısradan oluşur ve dördüncü mısra "Kanı ol şehzâdeler şehbâzı Sultân Mustafâ" nakaratı olarak bütün bentlerde tekrarlanır. Mısralar aruzun "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Murabbada her bendin ilk üç mısraı kendi arasında kafiyelenir, nakarat ise bütün şiiri birbirine bağlar: ilk bentte "cefâ, sefâ, bî-vefâ", ikincide "kan eyledün, virân eyledün, efgân eyledün", üçüncüde "illerin" redifi bu düzenin örnekleridir. Mahlas son bentte "İy Selîm" seslenişiyle geçer. Recep Hasar, padişah ve şehzade mersiyeleri arasında murabba biçimli olanların tamamının Şehzade Mustafa için yazıldığını belirtir; Selîmî'nin şiiri bu küçük grubun örneklerinden biridir. Beşinci bendin üçüncü mısraı ("Oldı hem-dem sâye-i şehîd-i Kerbelâ") vezne göre bir hece eksik görünür; metin yayımlandığı biçimiyle verilmiştir, bu gözlem bize aittir.
Metni Mustafa İsen 1984'te Millet Kütüphanesi'ndeki Ali Emîrî yazmaları arasında bulunan bir mecmuadan yayımlamıştır. Burada verilen çeviriyazı, Hasar'ın tezinde İsen'den aktardığı metindir; İsen'in makalesine doğrudan ulaşamadık.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir feleğe yöneltilen sitemle açılır ve sitemin hedefi bütün şiir boyunca felek olarak kalır; ne padişah ne de bir vezir suçlanır. Nakarattaki "şehbâz" (doğan, şahin) benzetmesi şehzadeyi av kuşlarının en soylusuna benzetir ve beşinci bentteki hüma kuşu imgesiyle birleşir: can bir kafestir, ölüm de o kuşun kafesten uçup cennete konmasıdır. İkinci bentteki "genc-i cihân" söyleyişi iki türlü okunabilir; "genc" hem hazine anlamına gelir, hem de "genç" sözünü çağrıştırır. Yıkılan hazine mülkü ile genç bir şehzadenin ülkesi aynı sözde birleşir. Üçüncü bentte şehzadenin tabut içinde Karaman illerini dolaşması, ölümün Konya Ereğlisi yakınındaki ordugâhta gerçekleşmesine açık bir göndermedir; Hasar da bu beyti şehzadenin Karaman'da öldürüldüğünü anlatan bir örnek olarak aktarır. Aynı bentte Rum ile Horasan'ın birlikte anılması yasın Anadolu'dan İran'a kadar yayıldığını anlatan bir mübalağadır.
Dördüncü bentte kâfir ile Müslüman'ın birlikte ağlaması, Şehzade Mustafa mersiyelerinin ortak söyleyişlerinden biridir; aynı ifade Hasbî, Müdâmî ve Sirâcî'nin mersiyelerinde de geçer. Sultan Süleyman'ın onu andıkça ağlaması dileği, padişahı suçlamadan ona bir pişmanlık yükleyen ölçülü bir cümledir. Beşinci bentte şehzade Kerbelâ şehidi Hz. Hüseyin'in gölgesinde gösterilir; Hasar, şehzadenin Kerbelâ şehitleriyle bir tutulmasını Selîmî, Kâdirî ve Rahmî'nin mersiyelerinde ortak bir benzetme olarak kaydeder. Son bentte mahlas ile "teslîm" kelimesi arasında ses yakınlığı vardır: Selîm'e seslenen şair, şehzadenin padişahın fermanına teslim olduğunu söyler. Bu söyleyiş, mersiyelerin çoğunda görülen fikri, şehzadenin babasına isyan etmediği, aksine onun yolunda canını verdiği düşüncesini taşır.
Tarihî Bağlam
Mustafa İsen, üslubundan hareketle Selîmî'nin Taşlıcalı Yahya gibi olay sırasında orduda bulunan ve yaşadığını sıcağı sıcağına nazma döken asker şairlerden biri olduğunu düşünür. Şiirin dili de bu görüşü destekler: söz sade, imgeler az ve tanıdıktır, sitem feleğe yöneltilmiştir. Altıncı bentte şehzadenin cennete giderken kullarından bazılarını da yanına alması, Semra Güler'in aktardığı, şehzadenin ardından mirahurunun ve alemdarının da öldürüldüğü bilgisini hatırlatır; şiirde bu açıkça söylenmez, bağlantı bizim okumamızdır. Şairin hayatı ve kimliği üzerine bilinenler bu kategorideki biyografi yazısında, öteki mersiyeler de Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda anlatılmıştır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 13, 92, 98, 117-118, 511-512. https://hdl.handle.net/11352/2746
- Mustafa İsen, "Şehzade Mustafa İçin Yazılmış Üç Yeni Mersiye", Türk Kültürü Araştırmaları, 22(1-2), 1984, s. 104-107 (Hasar'daki aktarımla).
- Semra Güler, Şehzade Mustafa'nın Hayatı (1515-1553) ve Türbesi, Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, s. 39-63. https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/9a869e7a-300f-4995-9140-e0fdf233f8db/content
Çevrimiçi kaynaklar

