Özgün Metin
Vezin: Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün
Görüp nâz-ı ruhun zünnâr-ı zülfün bir gün âh itdüm
Yirüm od oldı san küfre berâber bir günâh itdüm
Na’lçen nakşîdür ey mâh-rû yiryir degül ebrû
Gubâr-ı çehre-i zerdüm yolunda hâk-i râh itdüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağının nazını ve zülfünün zünnarını görüp bir gün ah ettim; yerim ateş oldu, sanki küfre denk bir günah işledim.
2. Ey ay yüzlü, yüzümde yer yer görünen kavisler kaş değil, senin nalçanın izidir; çünkü sararmış yüzümün tozunu yolunda yol toprağı ettim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Parça iki beyitten oluşur; ilk beyit, iki mısraı da kafiyeli olan matladır. Redif "itdüm", kafiye "âh", "günâh" ve "râh" kelimelerindeki "-âh" sesidir. Gazelin geri kalanı bilinmiyor. Kınalızâde beyitleri Senâyî maddesinin son örneği olarak verir; Beyânî de şairden yalnız bu iki beyti aktarır. Beyânî ilk mısrada "nâz-ı ruhun" yerine "nâr-ı ruhun" (yanağının ateşi) okur, ikinci beyitte de "yir yir", "çehre zerdüm" ve "hâk-ı râh" yazar. Neşirler vezni göstermez; mısralar dört mefâ'îlün'den oluşan hezec kalıbına uyar, bu tespit bizimdir. Kime ve ne zaman söylendiği bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit, divan şiirinde sevgiliyi bir din dışılık imgesiyle anlatan mazmunlara yaslanır. Zünnar, Hristiyan din adamlarının beline bağladığı kuşaktır; sevgilinin beline ya da omzuna dökülen zülfü bu kuşağa benzetilir. Yanağın ateşi ise ateşe tapanların mabedini hatırlatır. Âşık bu güzelliği görüp ah eder ve bu ah, sanki küfre denk bir günah işlemiş gibi yerini ateşe çevirir. "Od" (ateş), "küfr" ve "günâh" kelimeleri arasındaki uyum bir tenasüp örneğidir. Beyânî'deki "nâr-ı ruh" okuyuşu bu ateş imgesini daha belirgin kılar; Kınalızâde'deki "nâz-ı ruh" ise yanağın cilvesini öne çıkarır.
İkinci beytin anlamı ilk bakışta kapalıdır; burada verilen okuma bizimdir. Nalça, ayakkabının ökçesine çakılan, hilal biçimli küçük demirdir. Âşık, sararmış yüzünü sevgilinin yoluna toprak gibi sermiştir; sevgili bu yoldan geçince nalçasının hilal biçimli izi âşığın yüzünde kalır. Şair, yüzdeki kavisli izlerin kaş sanılmamasını, onların nalça izi olduğunu söyler. Kaşın hilale ve nalça izine benzetilmesi, "mâh-rû" (ay yüzlü) hitabıyla da uyum içindedir. Âşığın yüzünü sevgilinin ayağı altına sermesi, divan şiirinde sık rastlanan bir bağlılık ve alçakgönüllülük ifadesidir.
Tarihî Bağlam
Bu iki beyit, Senâyî'nin iki ayrı tezkirede birlikte yer alan tek parçasıdır. Senâyî'nin hayatı ve hakkındaki tezkire hükümleri için Senâyî Mehmed Efendi (Manisalı) yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 256. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 45-46. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






