Özgün Metin

Kaşlarun virür emân tugra-yı şâhîler gibi
Saçlarun niçün kemend atar sipâhîler gibi
Leblerün vasfın işidüp gonçe dürdi defterin
Lâle tâcın yile virdi kaçdı şâhîler gibi
Eşküm içinde tuş oldum zülfünün kullâbına
Aga düşdüm gûyiyâ deryâda mâhîler gibi
Gül gibi bulmak dilersen reng ü bû ile şeref
Hırka-pûş ol bih sıfat merd-i ilâhîler gibi
Leblerinden bûseler arz itdi sâkî germ olup
Şeyh perhîz itdi Seyfî imdi kâhîler gibi

Günümüz Türkçesiyle

1. Kaşların padişah tuğraları gibi aman verir; peki saçların niçin sipahiler gibi kement atar.

2. Goncacık dudaklarının övgüsünü işitince defterini dürüp kapadı; lale tacını rüzgâra verdi, tahtını kaybeden şahlar gibi kaçtı.

3. Gözyaşlarımın içinde zülfünün çengeline rastladım; sanki denizdeki balıklar gibi ağa düştüm.

4. Gül gibi renk ve kokuyla şeref bulmak istersen, Tanrı adamları gibi hırka giy; bu, daha iyi bir sıfattır.

5. Saki ısınıp dudaklarından öpücükler sundu; ey Seyfî, şeyh ise şimdi gevşek, tembel kişiler gibi perhiz etti. "Kâhî" kelimesi burada tembel, gevşek anlamında anlaşılmıştır; okuma kesin değildir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazelin Sinoplu Seyfî'ye ait olduğu kesin değildir: onu bu şaire veren, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddedir, kaynak mecmuada ise yalnız "Seyfî" mahlası geçer. Şiir beş beyitlik bir gazeldir; redifi "gibi", kafiyesi "-âhîler" sesleridir (şâhîler, sipâhîler, mâhîler, ilâhîler, kâhîler). Mahlas son beyitte geçer. Vezin fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün kalıbına uygun düşer; bu tespit bizimdir. Metin Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki "Seyfî" maddesinde, Edirneli Nazmî'nin Mecma'u'n-nezâ'ir'inin M. Fatih Köksal neşrinden (s. 2721) aktarılan biçimiyle verilmiştir. Kafiye ve redifin "-âhîler gibi" gibi uzun ve zor bir ses grubuna dayanması, şiirin bir nazire mecmuasına alınmasıyla uyumludur; mecmuada aynı zemindeki öteki şiirlerin bulunup bulunmadığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk beyti, devlet ve ordu dünyasından alınmış iki benzetmeyi karşı karşıya getirir. Sevgilinin kaşları, padişah fermanlarının başına çekilen kavisli tuğralara benzer; tuğralı bir ferman aman, yani güvence verir. Saçlar ise sipahilerin savaşta attığı kement gibi âşığı yakalar. Şair bu çelişkiyi bir soruyla dile getirir: kaş aman verirken saç niçin esir alır. İkinci beyitte gonca, sevgilinin dudağının övgüsünü işitince "defterini dürer", yani yarışmadan çekilir; lale de tacını rüzgâra verip tahtından kaçan şahlar gibi dağılır. Lalenin taca, goncanın dürülmüş bir deftere benzetilmesi, çiçeklerin biçimlerine dayanan bilinen mazmunlardır.

Üçüncü beyitte âşık, kendi gözyaşlarından oluşan denizde yüzerken zülfün çengeline takılır ve denizdeki balıklar gibi ağa düşer; "zülf" ile "kullâb" (çengel), "deryâ" ile "mâhî" ve "ag" arasında güçlü bir tenasüp vardır. Dördüncü beyit öğüt verir: gülün renk ve kokuyla şeref bulması gibi şeref isteyen, Tanrı adamlarının hırkasını giymelidir. Gülün katmerli yaprakları ile yamalı derviş hırkası arasında örtük bir benzerlik sezilir; bu yorum bizimdir. Son beyit, divan şiirinde sık görülen zahit ve şeyh eleştirisine döner: saki ısınıp öpücük sunduğunda şeyhin perhiz etmesi, mahlasıyla seslenen şairin gözünde bir erdem değil, gevşekliktir. Kafiye kelimelerinin her biri ayrı bir insan ya da varlık grubunu çağırır: şahlar, sipahiler, balıklar, Tanrı adamları ve tembeller; gazelin söz zenginliği büyük ölçüde bu dizilişten gelir.

Tarihî Bağlam

Gazel, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde Sinoplu Seyfî'nin şiir örneği olarak verilmiştir. Ancak Mecma'u'n-nezâ'ir gibi nazire mecmualarında şairler çoğu zaman yalnız mahlaslarıyla anılır; XV ve XVI. yüzyıllarda aynı mahlası taşıyan İstanbullu Seyfî Çelebi, defterdar Seyfî ve başka şairler de vardır. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeye göre Latîfî, Edirneli Nazmî'nin 940 (1533-34) yılına kadar yazılmış nazireleri bu mecmuada topladığını söyler; Bayezid devrinde ölmüş bir şairin şiirinin mecmuada yer alması bu tarihle uyuşur, ama mecmuadaki "Seyfî"nin Sinoplu kadı olduğu kesin değildir. Gazel bu kategoride bu nedenle, aidiyetinin İsimler Sözlüğü'nün tespitine dayandığı belirtilerek verilmiştir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

  • Edirneli Nazmî, Mecma'u'n-nezâ'ir, haz. M. Fatih Köksal, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2012 (e-kitap), s. 2721 (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki aktarımla). ekitap.ktb.gov.tr

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar