Özgün Metin

Gerçek güzel durur senüñ ey meh-liḳā ḳaşuñ
Kendin eger gerer çeker ise revā ḳaşuñ
Degme kimesne çekmez anuñ yayı bekdür
Ḳatı baġırlıdur senüñ ey bī-vefā ḳaşuñ
Bildi yoluñda toġrulıġum çünki ḳāmetüñ
Taʿn oḳlarını niçün atar baña yā ḳaşuñ
Atdı oḳını yaṣdı yayın diller almada
Müjgānlaruñ ile senüñ ey dil-rübā ḳaşuñ
Seyfī gibi büküldi beli iki ḳat olup
Oldı meger ki bir göz ile mübtelā ḳaşuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay yüzlü, kaşın gerçekten güzeldir; kendini eğer, gerer ve çekerse buna hakkı vardır. Kaş, kurulup gerilen bir yaya benzetilmiştir: kendini germesi hem bir yay gibi gerilmesi hem de güzelliğiyle kurumlanması demektir.

2. Onun yayını herkes çekemez, çünkü sağlam ve sert bir yaydır; ey vefasız, kaşın pek katı yüreklidir. "Bağır" burada hem yürek hem de yayın kabza kısmı olarak okunabilir.

3. Boyun senin yolunda ne kadar doğru olduğumu bildi; öyleyse kaşın, o yay, bana niçin kınama oklarını atıyor.

4. Ey gönül çelen, kaşın kirpiklerinle birlikte okunu attı, yayını indirdi ve gönülleri almaya koyuldu. "Yaṣdı" kelimesi yayı indirmek, yere bırakmak anlamında anlaşılmıştır; okuma kesin değildir.

5. Kaşın, Seyfî gibi beli iki büklüm olacak kadar büküldü; anlaşılan o da bir göze tutulmuş. Kaş gözün hemen üstünde durduğu için, ona bir gözle "müptela" olduğu söylenir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir; redifi "ḳaşuñ" (kaşın), kafiyesi "-â" sesidir (meh-likâ, revâ, bî-vefâ, yâ, dil-rübâ, mübtelâ). Son beyitte şairin mahlası geçer. Tezkire neşirleri vezni göstermez; mısralar mef'ûlü fâilâtü mefâîlü fâilün kalıbına uygun düşer, bu tespit bizimdir. Metin Âşık Çelebi'nin tezkiresinden verilmiştir. Neşrin dipnotlarına göre gazel F nüshasında yoktur; P nüshasında ilk mısrada "meh-liḳā" yerine "dil-rübā", ikinci mısrada "revā" yerine "n'ola", dördüncü beyitte ise "dil-rübā" yerine "meh-liḳā" geçer. Kınalızâde gazeli Âşık Çelebi'ye dayanarak verir ve birkaç kelimesi farklıdır: "bekdür" yerine "berkdür", "baġırlıdur" yerine "bagludur", son mısrada "bir göz ile" yerine "bir güzele". Gelibolulu Âlî gazelin yalnız ilk üç beytini aktarır; onun metninde ilk mısra "Gerçi güzel durur" diye başlar, ikinci mısra ise "Kendin egdirür kemān çekerse n'ola ḳaşun" biçimindedir ve neşri hazırlayan Mustafa İsen bu mısraın okunuşunu soru işaretiyle vermiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri kaşı bir yay olarak düşünen tek bir benzetme üzerine kurulmuştur. Divan şiirinde kaş, kavisli biçimi yüzünden yaya, kirpikler oka, sevgilinin bakışı da âşığı yaralayan bir atışa benzetilir. Seyfî bu mazmunu adım adım genişletir. İlk beyitte kaşın kendini "eğmesi, germesi ve çekmesi", yay kurmanın hareketleridir; aynı fiiller, güzelliğine güvenen sevgilinin naz ve kibrini de anlatır. İkinci beyitte yay o kadar serttir ki herkes çekemez; "katı bağırlı" sözü hem yürekli, merhametsiz hem de sert gövdeli bir yay anlamına gelir. Üçüncü beyitte sevgilinin dik boyu ile âşığın "doğruluğu" arasında bir bağ kurulur ve doğru olan âşığa yay biçimindeki kaşın niçin kınama oku attığı sorulur; mısranın sonundaki "yâ" kelimesi hem "yay" hem de soru edatı gibi okunabilen bir söz oyunu taşır.

Dördüncü beyitte kaş ile kirpik birlikte hareket eder: ok atılmış, yay indirilmiştir ve gönüller ele geçirilmiştir. Son beyit gazelin en nükteli yeridir. Mahlası "kılıç" anlamındaki seyf'ten gelen şair kendini beli iki kat olmuş bir âşık olarak gösterir ve kaşın eğriliğini de aynı aşka bağlar: kaş da bir göze tutulduğu için bükülmüştür. Kaşın her zaman gözün üstünde durması, bu hüsn-i talilin, yani bir durumu güzel ama gerçek olmayan bir sebebe bağlamanın dayanağıdır. Kınalızâde'nin "bir güzele" okuyuşu bu ince göz-kaş ilişkisini kaybettirir; Âşık Çelebi'nin metni bu yüzden daha anlamlı görünür, ancak bu değerlendirme bizimdir.

Tarihî Bağlam

Kınalızâde gazelden "gazel-i meşhur" diye söz eder ve onun Seyfî'ye ait olduğunu Âşık Çelebi'nin söylediğini belirtir. Gazelin ne zaman ve kime yazıldığı bilinmiyor. Seyfî, II. Bayezid'in Amasya'daki şehzadeliğinden beri onun yanında bulunmuş, sonra Rumeli'de kadılık yapmış bir şairdir; gazelin bu dönemlerden hangisine ait olduğunu gösteren bir kayıt yoktur. Aynı mahlası taşıyan başka şairler bulunsa da, gazel üç tezkirede de Sinoplu Seyfî'nin maddesi içinde verildiği için aidiyeti bu şairin öteki şiirlerinden daha sağlamdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar