Özgün Metin
Bugün ḫurşîd-veş giymiş o mâh-ı sîm-ber üsküf
Cemâli şemʿ-i tâbından yine par par yanar üsküf
Günümüz Türkçesiyle
1. O gümüş tenli ay (yüzlü güzel) bugün güneş gibi (parlak, altın) bir üsküf giymiş; yüzünün mumunun parıltısından üsküf yine pırıl pırıl yanıyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit bir gazelin matlaıdır. Redif "üsküf", kafiye "sîm-ber" ile "yanar" kelimelerinin sonundaki "-r" sesidir. Gazelin geri kalanı bilinmiyor. Zârî'nin beyitleri arasında üç kaynakta birden geçen tek beyit budur: Latîfî, Kınalızâde ve Hüsameddin. İkinci mısra kaynaklarda farklı biçimlerde yer alır. Latîfî "Cemâli şemʿ-i tâbından", Kınalızâde "Cemâlî şem'i tâbından", Hüsameddin ise "Tecellî-i cemâlinden yine pâr pâr yanar üsküf" diye kaydeder. Burada Latîfî neşrindeki metin esas alınmıştır. Tezkire neşirleri vezni göstermez.
Anlam ve Söz Sanatları
Üsküf, yüksek rütbeli yeniçeri subaylarının giydiği, yarısı arkaya sarkan uzun bir börktür; Latîfî'nin "altun üsküf" sözünden altın işlemeli olanlarının da bulunduğu anlaşılır. Beyit bütünüyle ışık ve parıltı imgeleri üzerine kurulmuştur. Sevgili "mâh", yani ay, ve "sîm-ber", yani gümüş göğüslü, gümüş tenli diye anılır; başındaki altın üsküf ise "ḫurşîd-veş", güneş gibidir. Ayın başına güneşin konması, beyaz yüz ile altın başlık arasındaki renk karşıtlığını gök cisimleriyle anlatır. İkinci mısrada sevgilinin güzelliği bir muma benzetilir; üsküfün parlaklığı kendi altınından değil, bu mumun ışığından gelir. "Par par yanmak" halk dilinden alınmış canlı bir ikilemedir ve beytin seçkin Farsça terkiplerinin yanında ona gündelik bir sıcaklık katar. Ay, güneş, mum, ışık ve yanmak kelimeleri arasında açık bir tenasüp vardır.
Tarihî Bağlam
Latîfî beytin vesilesini de anlatır: şair "Ḳuloġullarından bir altun üsküflü balaban baḳuşlu şahbaza", yani kapıkulu ailelerinden gelen, altın üsküflü, doğan bakışlı yakışıklı bir delikanlıya gönül kuşunu kaptırmıştır ve bu matla onun için söylenmiştir. Tezkirecinin cümlesi de beyit gibi bir av kuşu imgesiyle kurulur; şahbaz, balaban ve gönül kuşu aynı alandan alınmıştır. Delikanlının kimliği ve olayın tarihi bilinmiyor. Kınalızâde aynı beyti şairin tek örneği olarak verir; Hüsameddin de Latîfî'yi aktararak onu Zârî'nin maddesine almıştır. Şairin hayatı için Zârî Mehmed Çelebi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 254. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 403. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 142-143 (e-kitap s. 234). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page234.html
Çevrimiçi kaynaklar





