Özgün Metin

Sîm-berler çü zelle-bend oldı
Müflîs olsa ʿacep mi ʿuşşâḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Gümüş tenli güzeller sofradan ne varsa toplayıp götüren (zelle-bend) kişiler olunca, âşıkların iflas etmesine şaşılır mı? ("Zelle-bend" kelimesinin okunuşu ve anlamı bizimdir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Latîfî'nin "velehu" diyerek verdiği bu beyit tek başına bir beyittir. İki mısra arasında kafiye yoktur; bu durum beytin bir gazelin ya da kıtanın iç beyti olduğunu düşündürür, ancak şiirin geri kalanı bilinmiyor. Beyit yalnız Latîfî'de bulunur. Tezkire neşri vezni göstermez.

Anlam ve Söz Sanatları

Beytin anahtarı "zelle-bend" kelimesidir. Farsçada "zelle", bir ziyafette sofradan artan ve misafirin eve götürmek için ayırdığı yiyecek payını anlatır; "zelle-bend" de bu artıkları bir bohçaya bağlayıp götüren kişidir. Bu okuma ve anlam bizimdir; tezkire neşri kelimeyi açıklamaz. Bu anlamla beyit, divan şiirinin güzelleri ile onların peşinde servetini tüketen âşıklar arasındaki ilişkiye takılan bir nükte hâline gelir: güzeller, bir sofradan artakalanı bile bırakmadan toplayan kişiler gibi âşıkların elinde ne varsa alıp götürmektedir; bu durumda âşıkların müflis kalması şaşılacak bir şey değildir.

Beytin söz oyunu "sîm" kelimesine dayanır. "Sîm-ber" gümüş göğüslü, gümüş tenli güzel demektir; fakat "sîm" aynı zamanda gümüş para, yani servet anlamına gelir. Gümüş tenliler, âşıkların gümüşünü almaktadır. "Sîm" ile "müflis" (iflas etmiş) arasında böylece bir tenasüp kurulur. "ʿUşşâḳ" kelimesi "âşık"ın çoğuludur ve beyitte bütün bir âşıklar zümresini anlatır. Zârî'nin öteki beyitleri gibi bu beyit de duygudan çok gündelik hayattan alınmış bir gözleme ve onun nüktesine dayanır.

Tarihî Bağlam

Beytin ne zaman ve kim için söylendiği bilinmiyor. Latîfî onu, altın üsküflü delikanlı için söylenen "Bugün ḫurşîd-veş giymiş" matlaının ardından verir. Şairin hayatı için Zârî Mehmed Çelebi yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar