Özgün Metin

Aḳar şûr-âbe-i eşküm raḳîb-i ḫûr ile ḫardan
İlâhî sen ḫalâṣ eyle bizi bu şûr ile şerden
Gözine beñzeyüp nergis ḳulaġına gül öykünmiş
Ne lâzım bunca cür'etler bir iki kûr ile kerden

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözyaşımın acı suyu, aşağılık ve eşek gibi rakip yüzünden akar. Allahım, bizi bu kargaşadan ve bu şerden kurtar.

2. Nergis onun gözüne benzemeye, gül de kulağına öykünmeye kalkmış. Bir iki kör ile sağırdan bunca cüret ne gerek.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

İki beyit, Âşık Çelebi'nin "Eş'âr-ı û" (onun şiirleri) diyerek verdiği bir gazelin parçasıdır. İlk beyit matladır; iki mısraı da "-ardan / -erden" sesleriyle biter. Gazelin kafiyesi "ḫar, şer, ker" kelimeleri, redifi "-den" ekidir. Gazelin geri kalanı ve mahlas beyti bilinmiyor. Bu iki beyit yalnız Âşık Çelebi'de bulunur; Kınalızâde, Beyânî ve Hüseyin Hüsâmeddin Yasar bu parçayı aktarmaz. Tezkire neşri vezni göstermez. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Parçanın asıl hüneri ses oyunundadır. Her mısranın sonunda, yalnız bir ünlüsü değişen iki kelime "ile" bağlacıyla yan yana getirilmiştir: "ḫûr ile ḫar", "şûr ile şer", "kûr ile ker". Bu tür ses benzerliğine dayanan söyleyiş, divan şiirinde cinasa yakın bir oyun sayılır. Bu çiftlerin ikisi açıktır. "Şûr u şer" kargaşa ve kötülük, "kûr u ker" kör ve sağır anlamına gelen, Farsçadan geçmiş bilinen ikilemelerdir. İlk çifti "ḫor ile ḫar", yani aşağılık ve eşek diye okuduk. Farsçada "ḫor" hakir, değersiz demektir, "ḫar" ise eşektir; ikisi birlikte rakibe yöneltilmiş ağır bir hakaret olur. Bu okuma ve anlam bizimdir. "Şûr-âbe" ise acı ve tuzlu su demektir ve gözyaşının tuzuna işaret eder; aynı kelimedeki "şûr", ikinci mısradaki "şûr" (kargaşa) ile bir başka ses oyunu kurar.

İkinci beyit, divan şiirinde sık görülen bir tavrı sergiler: çiçeklerin sevgilinin güzelliğine öykünmesi bir küstahlık sayılır. Nergis, ortasındaki yuvarlak taç yüzünden göze benzetilir, ama bu göz bakar görünse de görmez; divan şairleri nergisi çoğu zaman uykulu, baygın ya da hasta bir göz olarak anar. Gülün katmerli yaprakları da kulağa benzetilir, fakat gül bülbülün feryadını duymayan bir kulaktır. Şair bu iki benzerliği tersine çevirir: göze benzeyen nergis kör, kulağa benzeyen gül sağırdır, öyleyse bu "bir iki kör ile sağır" sevgilinin gözü ve kulağıyla yarışmaya nasıl cüret eder. Nergisin kör, gülün sağır sayılmasını bu beyit üzerinden yaptığımız bir yorum olarak veriyoruz. Beyitteki "cür'et" kelimesi aynı zamanda "yudum" anlamındaki "cur'a" kelimesini hatırlatır. Bu ikinci çağrışım, meclis ve şarap dünyasına uzanan bir ihtimal olarak kalır.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi bu beyitleri "Zîrekî" başlığı altında, Molla Zeyrek soyundan gelen kadı Zeyrekzâde Mehmed Çelebi'nin şiiri olarak verir. Âşık Çelebi'nin bu şairi tanıdığı ve evindeki sohbetlere, sofrasına dair canlı ayrıntılar verdiği düşünülürse, beyitlerin bu kişiye aidiyeti kuvvetlidir. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar ise Ânî ve Zeyrekî mahlaslarını Amasya'da doğduğunu söylediği Seyrekzâde Ahmed Çelebi'ye bağlar. Bu yüzden parçanın Amasya ile bağı, şairin kimliğine dair tartışmanın sonucuna bağlıdır. Ayrıntılar Ânî (Zeyrekî) yazısındadır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar