Özgün Metin
Baġ-ı ruhunda gül yüzüne zâr olam gibi
Sümbüllerine yine hevâ-dâr olam gibi
Mushafda geldi fâl açıcak sûre-i Duhân
Âşûfte-hâl-i hatt-ı siyeh-kâr olam gibi
Bir fâle bakıcı didi fâlünde geldi lâm
Bend-i kemend-i zülfe giriftâr olam gibi
İrmez kemend-i zülfine bir kimse saʿy ile
Ben bu hevâda son ucı ber-dâr olam gibi
Sevdâ-yı zülf-i müşk-i nigâr ile Ânîyâ
Bâzâr-ı ışk-ı yârda attâr olam gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Galiba yanağının bahçesinde gül yüzün için inleyen biri olacağım; galiba yine sümbül gibi saçlarına tutkun olacağım.
2. Mushafı açıp fala bakınca Duhân (duman) suresi çıktı; galiba senin kara işler gören ayva tüyünün (hattının) perişanı olacağım.
3. Bir falcı, "Falında lâm harfi geldi" dedi; galiba zülfünün kemendine bağlanıp tutsak olacağım.
4. Zülfünün kemendine kimse çabalamakla erişemez; galiba ben bu sevdada (bu havada) sonunda darağacına asılan olacağım.
5. Ey Ânî, sevgilinin misk kokulu zülfünün sevdasıyla galiba yârin aşk çarşısında attar (koku satıcısı) olacağım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik tam bir gazeldir. Matla beytinin iki mısraı birbiriyle kafiyelenir, öbür beyitlerde yalnız ikinci mısralar aynı sesi taşır. Redif "olam gibi", kafiye ise "zâr, hevâ-dâr, siyeh-kâr, giriftâr, ber-dâr, attâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir. Son beyitte şair kendine "Ânîyâ" (ey Ânî) diye seslenir; mahlasın bu beyitte geçmesi, gazelin tamamının elimizde olduğunu gösterir. Metin Ahdî'nin 1563'te tamamladığı Gülşen-i Şuarâ adlı tezkiresinde yer alır ve buradan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne aktarılmıştır. Tezkire neşri vezni göstermez. Kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri aynı kalıp üzerine kurulur: şair her beyitte bir alamet görür ve bu alametten kendi aşk talihini çıkarır. Redifteki "olam gibi", eski Türkçede "olacağım gibi görünüyor, galiba olacağım" anlamında bir tahmin ifadesidir. Bu yüzden gazel, âşığın başına gelecekleri önceden okuduğu bir fal defterine benzer. İkinci ve üçüncü beyitler bu fikri doğrudan fal sahnesine bağlar. Kur'an'ı rastgele açıp çıkan ayetten anlam çıkarmak, eski hayatta bilinen bir fal usulüdür. Şaire Duhân, yani "duman" suresi çıkar; divan şiirinde sevgilinin yanağında beliren koyu ayva tüyü, parlak yüzü bulutlandıran bir dumana ya da yazıya benzetildiği için şair bu çıkışı, sevgilinin hattıyla perişan olacağına yorar. "Siyeh-kâr" sıfatı hem "kara renkli" hem de "kara işler gören, zalim" anlamına gelerek hatta ikinci bir yük yükler.
Üçüncü beyitte fal bu kez bir falcının ağzından gelir. Arap alfabesinde "lâm" harfi kıvrık biçimi yüzünden divan şiirinde sevgilinin büklüm büklüm zülfüne benzetilir. Falında lâm çıkan âşık, zülfün kemendine düşeceğini anlar. Dördüncü beyit bu kemend imgesini dramatik bir sona taşır: zülfe kimse çabalayarak erişemez, ona ancak darağacına çekilen biri asılabilir. "Hevâ" kelimesi hem "hava" hem "arzu, sevda" anlamında kullanılmıştır; asılan kişi havada kalır, âşık da sevdası uğruna bu hevada ipe gider. "Ber-dâr" (darağacında) sözü, kemend ile ip arasındaki ilişkiyi tamamlar. Makta beyti ise zülfün kokusuna döner: misk kokulu zülfün sevdasına düşen âşık, aşk çarşısında attar dükkânı açmış biri gibi bu kokuyu taşır. Beyitteki "sevdâ" kelimesi aşk tutkusu yanında, eski tıpta kara safra anlamına da gelir ve attarlık ile ilaç arasındaki bağlantıyı akla getirir; bu ikinci anlam bizim yorumumuzdur.
Tarihî Bağlam
Ahdî bu gazeli Zeyrekzâde diye tanınan Ânî'ye verir. Tezkirelerin ve sözlüğün tanıttığı şair, Molla Zeyrek soyundan, 977'de (1569-70) Bursa'da ölen kadı Zeyrekzâde Mehmed Çelebi'dir. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar ise Ânî ve Zeyrekî mahlaslarını Amasya'da doğduğunu söylediği Seyrekzâde Şemseddin Ahmed Çelebi'ye bağlar. Gazel bu yüzden Amasya ile ancak dolaylı ve tartışmalı bir bağ taşır. İki kişinin nasıl karıştığı ve kaynakların ne dediği Ânî (Zeyrekî) yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Hüsameddin'in maddesinde bu gazel yer almaz, o şaire ait olarak yalnız iki beyit aktarır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, s. 45-47 (e-kitap s. 25-26). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page25.html
Kitaplar
- Ahdî, Gülşen-i Şu'arâ, haz. Süleyman Solmaz, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, 2005, s. 203 (Atik Gürbüz 2014 aktarımıyla).
- İncinur Atik Gürbüz, "Ânî/Zeyrekî, Zeyrek-zâde Mehmed Ânî Çelebi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 16.06.2014 (güncelleme 08.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ani-zeyreki-zeyrekzade-mehmed-ani
Çevrimiçi kaynaklar




