Özgün Metin
Sûz-i dildir âşıka sermâye-i kayd-ı necât
Şem-i ruhsârın hevâsıyla yanan pervâne tut
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül yangını, âşık için kurtuluşa bağlanmanın sermayesidir; (onu) yanağının mumu sevdasıyla yanan bir pervane say. (İkinci mısraın okunuşu kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Divan şiirinin mum ile pervane mazmunu burada bir tasavvuf düşüncesine bağlanır. Pervane, yani gece kelebeği, mumun ışığına âşıktır ve ona yaklaştıkça yanar; yanması ise onun aşkının kanıtıdır. Şair bu yanmayı bir "sermâye", bir anapara olarak görür: âşığın kurtuluşa, necata bağlanması, gönlündeki bu yangınla mümkündür. Kaybetmek gibi görünen şey, aslında kazancın başlangıcıdır. "Kayd-ı necât" tamlamasında da bir tezat saklıdır: kayd bağ, zincir demektir, necat ise kurtuluş; âşık kurtuluşu bağsızlıkta aramaz, doğru bağa bağlanmakta bulur.
İkinci mısraın sonundaki "tut" kelimesi beyte bir buyruk havası verir ve iki türlü anlaşılabilir: "yanan pervaneyi örnek tut" ya da "âşığı, yanağın mumuyla yanan bir pervane say". Her iki okumada da âşık ile pervane arasında bir eşitlik kurulur. Hüsameddin'in metni kelimeyi "Şem-i ruhsârın" diye, mum anlamındaki şem'in ayın harfini göstermeden yazar; metin burada aynen korunmuştur. Beyit, Hüsameddin'in "bu da onundur" diyerek art arda verdiği parçaların ikincisidir; başka bir tanığı yoktur.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 557-558 (e-kitap s. 432). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page432.html
Çevrimiçi kaynaklar





