Özgün Metin

Dil mihnet-i aşkın idemez terkini cânâ
Bu resm-i meveddet ana rûz-i ezelîdir
Mahsûl-i bekâ mâ-hasal-ı âlem-i fânî
Envâr-ı ruhun ehl-i safânın emelidir

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey sevgili, gönül aşkının çilesini bırakamaz; bu sevgi âdeti ona ezel gününden kalmadır.

2. Fani dünyadan elde edilen şey, ebedîlik ürünüdür; yanağının nurları ise safa ehlinin dileğidir. (Birinci mısraın okunuşu kesin değildir; yorumda.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Matlanın dayandığı düşünce, tasavvuf edebiyatında "rûz-ı elest" ya da "rûz-ı ezel" diye anılan güne gider. Bu inanca göre ruhlar daha yaratılışın başında Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna "Evet" demiş ve sevgi o gün gönüllere yerleşmiştir. Şair bu yüzden gönlün aşkın mihnetini bırakamayacağını söyler: "resm-i meveddet", yani sevgi âdeti, ona ezelden verilmiştir, sonradan edinilmiş bir alışkanlık değildir.

İkinci beytin birinci mısraı Arapça bir kalıp taşır: "mâ-hasal", yani "elde edilen şey". Mısra, fani dünyadan elde edilenin aslında bekanın, sonsuzluğun ürünü olduğunu söyler gibidir; ancak Hüsameddin'in metninde sözdizimi kapalıdır ve "bekanın ürünü fani dünyanın hasılıdır" diye ters yönde de okunabilir. İkinci mısra yeniden sevgiliye döner: onun yanağındaki nurlar "ehl-i safâ"nın, gönlü arınmış olanların dileğidir. Divan şiirinin sevgilisi ile tasavvufun ilâhî güzelliği bu beyitte ayrılmadan iç içe durur.

Redif "-dir", kafiye ezelî ve emel kelimelerindeki -el sesine dayanır. Bu iki beyit Hüsameddin'de ötekilerden ayrı, "bu da onundur" kaydıyla yer alır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar