Özgün Metin
Uluvv-i tab’-ı müştâkân atâ-yı kibriyâdandır
Safâ-yı feyz-i uşşâkân likâ-yı reh-nümâdandır
Açılsa kufl-i âlem nâ-becâ sanma bu güftârı
Hayât-ı câvidânı himmet-i ehl-i Hüdâdandır
Gönüldür mahzen-i envâr-ı sırr-ı âlem-i lâ-hûta
Ana bu rütbe-i bâlâ nazargâh-ı Hüdâdandır
Günümüz Türkçesiyle
1. Özleyenlerin yaratılışındaki yücelik, Allah'ın bağışındandır; âşıkların feyzindeki safa, yol göstericinin (mürşidin) yüzünü görmektendir.
2. Âlemin kilidi açılsa bu sözü yersiz sanma: ebedî hayat, Allah ehlinin himmetindendir.
3. Lâhût âleminin sırrının nurlarına hazine olan gönüldür; ona bu yüce mertebe, Allah'ın nazar ettiği yer olmasından gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu üç beyit, Bahâeddîn Mehmed Efendi'nin şiirinden elimizdeki en uzun parçadır ve Nakşbendî-Hâlidî çevresinin düşüncelerini bir sıra hâlinde dizer. Matla iki kaynağı yan yana koyar: âşıkların yaratılışındaki yükseklik doğrudan Allah'ın bağışıdır, ama onların feyzindeki safa "reh-nümâ", yani yol gösteren mürşidin yüzünü görmekten gelir. Tarikatın en önemli kavramlarından biri olan mürşidin yüzünü görme, sohbetinde bulunma, burada bir feyiz kaynağı olarak anılır. Bahâeddîn'in şeyhi Mîr Hamza Nigârî düşünülünce beytin bir şeyh övgüsü olarak da okunabileceği akla gelir; kaynak bunu söylemez.
İkinci beyit okura bir uyarı ile seslenir: âlemin kilidi açılsa, yani gizli hakikatler ortaya çıksa, bu söz yersiz sanılmasın; ebedî hayat, Allah'a ermiş kişilerin himmetiyle, manevi yardımıyla kazanılır. Üçüncü beyit gönlü merkeze alır. Gönül, ilâhî âlemin en yüksek mertebesi sayılan "lâhût"un sırrının nurlarına hazinedir; bu yüce mertebeyi ona veren, onun "nazargâh-ı Hüdâ", Allah'ın baktığı yer olmasıdır. Kalbin Allah'ın nazargâhı olduğu düşüncesi, tasavvuf edebiyatında çok tekrarlanan bir sözdür.
Redif "-dandır" (dandır), kafiye kibriyâ, reh-nümâ, Hüdâ kelimelerindeki -â sesidir; ikinci ve üçüncü beyitte "Hüdâdandır" kelimesinin tekrar etmesi, iki beytin birbirine yakın yerlerden alındığını ya da kafiyede bir tekrara başvurulduğunu gösterir. Hüsameddin bu beyitleri tek parça olarak verir.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 557-558 (e-kitap s. 432). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page432.html
Çevrimiçi kaynaklar





