Bezmî, Merzifon'da derlenmiş Merzifon Cönkü'nde biri aruzla, biri heceyle yazılmış iki şiiri bulunan bir şairdir. Cönkü yayımlayan Metin Hakverdioğlu onun kimliği hakkında bir şey söylemez. Aynı mahlası taşıyan şairler arasında cönkün dünyasına en yakın duranı, XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, Tokatlı Nûrî ile atışmalarıyla bilinen Çankırılı Âşık Bezmî'dir; ancak cönkteki şiirlerin ona ait olduğunu gösteren doğrudan bir kayıt yoktur. Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nde de Bezmî mahlaslı iki şair vardır: biri Merzifonlu Topal Kadı Bezmî Abdullah Efendi, öteki Amasyalı Şeyhzâde Bezmî Mehmed Efendi. Bu sayfa cönkteki Bezmî'yi bu adaylar karşısında değerlendirir ve iki şiirini tanıtır.

Merzifon Cönkü'ndeki Yeri

Merzifon Cönkü, Hakverdioğlu'nun özel kütüphanesinde bulunan, derleyeni ve tarihi yazılı olmayan, yaklaşık yüz yıllık olduğu tahmin edilen bir şiir defteridir. İçinde 32 şairin 161 şiiri vardır ve halk şiiri ile divan şiirini neredeyse eşit ölçüde bir araya getirir. Hakverdioğlu defterin, Merzifon'un tanınmış şairi Eyüp Sabrî'nin çevresinde bulunan ve muhtemelen Fethî mahlasını kullanan yerel bir şair tarafından tertip edildiğini düşünür. Makalenin şair listesinde Bezmî "1 hece, 1 aruz" diye geçer. Aruzla yazılmış şiiri cönkün 82. sayfasındaki bir müseddes, heceyle yazılmış şiiri 87. sayfadaki bir koşmadır. Her ikisinin de yalnız ilk bendi yayımlanmıştır.

Çankırılı Âşık Bezmî İhtimali

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddeye göre Çankırılı Bezmî, Çankırı'nın İkiçam köyündendir ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmez. Okuma yazma bilmeyen bir saz şairidir; sazı iyi çaldığı, sesinin güzel olduğu kaydedilir. Tokatlı Nûrî ve Kayserili Rüştü ile sık sık atışmış, rivayete göre bu iki şairi sözle olmasa da saz çalmadaki ustalığıyla yenmiştir. Nûrî'nin onun saz hünerini anlatmak için söylediği, eline çoban çöğürü verilse eşek kuyruğu kılını bile çelik tel gibi inleteceği sözü aktarılır. Ahmet Talat Onay şiirlerinden hareketle onun Bektaşî olduğunu söyler. Şiirlerini toplayan bir eseri yoktur; çeşitli kaynaklarda koşma ve destanları bulunur.

Bu Bezmî'yi Merzifon Cönkü'ne yaklaştıran şey, cönkün asıl şairi Tokatlı Nûrî ile olan bağıdır. Cönkte en çok şiiri bulunan şair 36 şiirle Nûrî'dir ve Hakverdioğlu, Eyüp Sabrî'nin Nûrî'yi sık sık Merzifon'a davet ettiğini Orhan Bilgin'den aktarır. Nûrî üzerine yazılan maddede ise onun Çankırı'da uzun süre kaldığı ve Çankırılı şairler Zahmî, Bezmî ve Yesârî ile şiir sohbetlerinde bulunduğu anlatılır. Dikkat çekici olan, bu üç Çankırılı adın üçünün de Merzifon Cönkü'nde şiiri bulunan şairler arasında yer almasıdır. Bu örtüşme, cönkteki Bezmî'nin Nûrî'nin çevresindeki Çankırılı âşık olabileceğini düşündürür. Ancak bu bizim çıkarımımızdır; Hakverdioğlu böyle bir eşleştirme yapmaz ve cönkteki iki şiirin Çankırılı Bezmî'nin bilinen şiirleri arasında bulunup bulunmadığı karşılaştırılamamıştır.

Aynı Mahlaslı Amasyalı Şairler

Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin yedinci cildinde Bezmî mahlaslı iki şair art arda anlatılır. Birincisi Topal Kadı diye tanınan Merzifonlu Bezmî Abdullah Efendi'dir. Derviş Mehmed Çelebi'nin oğludur; Amasya'da okuduktan sonra İstanbul'a gitmiş, Ramazanzâde Ahmed Efendi'den icazet alıp 985 (1577) yılında kadılık mesleğine geçmiş, pek çok kasabada kadılık etmiştir. Kâh İstanbul'da kâh Merzifon'da oturmuş, Çankırı kadılığından azledildikten sonra 1015 (1606) sıralarında ölmüştür. Hüsameddin onu ünlü şairlerden, âlim ve edip bir kişi olarak tanıtır. İkincisi Amasyalı Şeyhzâde Bezmî Mehmed Efendi'dir. Halvetî şeyhi Abdullah Efendi'nin oğludur, Mehmed Paşa Tekkesi şeyhi ve camii vaizi iken 1087 (1676) yılında ölmüştür; Hüsameddin onu şair diye anar ve ilahileri olduğunu söyler.

Merzifonlu Topal Kadı'nın adı, cönkün Merzifon'da derlenmiş olması yüzünden ilk bakışta çekici bir aday gibi görünür. Ne var ki o XVI. yüzyıl sonunda yaşamış, medrese ve kadılık çevresinden gelen bir divan şairidir; cönkteki Bezmî'nin heceyle yazdığı koşma ve semai havasındaki müseddesi ise XIX. yüzyıl saz şiirinin diline ve biçimine çok daha yakındır. Şeyhzâde Bezmî'nin ilahileri için de aynı zaman farkı geçerlidir. Bu iki Amasyalı Bezmî'nin cönkteki şiirlerle ilişkisini gösteren bir veri bulunamamıştır.

Şiiri

Bezmî'nin cönkteki ilk şiiri "İşitdim dilber-i ra‘nâ bugünlerde kederlenmiş" mısraıyla başlayan bir müseddestir. Hakverdioğlu altı mısralık ilk bendi yayımlamıştır; bütün mısralar "-erlenmiş" sesiyle biter ve aruzun mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün kalıbına uyar. Kederlenen sevgili, yolu kesen rakipler, yanağın çevresine biber gibi serpilmiş benler ve öptürülmeyen beyaz gerdan, şiire halk şiirinin semai geleneğine yakın, canlı ve şakacı bir ton verir. İkinci şiir "Kemân ebrûlarıň âhû gözleriň" diye başlayan on bir heceli bir koşmadır; sevgilinin yay kaşlarının ve ceylan gözlerinin âşığı Mecnun gibi divane ettiğini söyler. Koşmadaki "meni" biçimi, Doğu Anadolu ve Azerbaycan ağızlarında görülen bir kullanımdır. İki şiirin tamamı cönkte, 82 ve 87. sayfalardadır ve henüz yayımlanmamıştır. Her biri şairin kategorisinde ayrı bir şiir sayfasında verilmiştir.

Kaynakların Durumu ve Tartışma

Bezmî hakkındaki bütün bilgi Hakverdioğlu'nun makalesindeki iki ilk bentten ibarettir. Makalede bir karışıklık da göze çarpar: 87. sayfadaki koşmanın ilk dörtlüğü, aynı sayfa numarasıyla ve harfi harfine aynı biçimde, Cezbî'nin heceyle yazdığı tek şiir olarak da basılmıştır. Şair listesi hem Bezmî'ye hem Cezbî'ye birer hece şiiri verdiğine göre, iki şiirden birinin metni dizgide öbürünün yerine geçmiş olmalıdır. Hangi şaire ait olduğu, ancak cönkün kendisi görülerek, yani dörtlüğün devamındaki mahlas okunarak çözülebilir. Biz koşmayı, şiir bölümünde ilk olarak Bezmî başlığı altında yer aldığı ve sayfa sırası onun öbür şiiriyle uyumlu olduğu için Bezmî'nin sayfasında veriyoruz; aidiyet tartışması şiir sayfasında da belirtilmiştir. Çankırılı Bezmî ile özdeşlik ihtimali ise cönkteki şair ağının gösterdiği bir yöne dayanır ve kesinlik taşımaz.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar