Kanuni döneminin Amasyalı başdefterdarlarından birinin oğlu olan Cemâlî Mehmed Çelebi, kâtiplik yolunu İstanbul'da, Divan-ı Hümayun kaleminde yürüdü. Sadaret tezkirecisi, yani sadrazamın yazışmalarını yürüten kâtiplerden biri iken 981 (1573-74) yılında öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "kâtib, şâir, letâ'ife mâ'il" diye niteler ve kardeşi Kemâlî Ahmed Çelebi'nin de şairlerden olduğunu ekler. İki kardeşten de bugüne bir şiir örneği kalmamıştır.

Hayatı

Hüsameddin'in Amasya Tarihi'ndeki maddesi kısadır ve ağırlığı aileye verir:

Amasya’nın Yenice karyesinde bir câmi ve mektebi ve İstanbul’da bir câmi’ ve dârü’l-hadîsi olup 953’de vefât eden bâş-defterdâr Amasyalı Yenicelizâde Mahmûd Çelebi bin İskender Çelebi mahdûmu ve Amasyalı Hüsâm Bey’in kerîmezâdesidir. İstanbul’da tahsîl-i ma’ârif edib Dîvân-ı Hümâyûn kalemine girdi. Orada tefeyyüz ederek sadâret tezkirecisi olup 981’de vefât etdi. Kâtib, şâir, letâ’ife mâ’il bir zât idi. Birâderi Kemâlî Ahmed Çelebi de şu’arâdandır.

Bugünkü Türkçeyle: Amasya'nın Yenice köyünde bir camisi ve mektebi, İstanbul'da bir camisi ve dârülhadisi bulunan, 953'te ölen Amasyalı başdefterdar, İskender Çelebi oğlu Yenicelizâde Mahmûd Çelebi'nin oğlu, Amasyalı Hüsâm Bey'in de kızından torunudur. İstanbul'da öğrenim görüp Divan-ı Hümayun kalemine girdi. Orada yetişip ilerleyerek sadaret tezkirecisi oldu ve 981'de öldü. Kâtip, şair ve nükteye düşkün biriydi. Kardeşi Kemâlî Ahmed Çelebi de şairlerdendir.

Maddeden çıkan hayat, bir kalemiye ailesinin olağan yoludur: babasının makamı sayesinde İstanbul'da yetişen oğul, devletin merkez bürosuna kâtip olarak girmiş ve sadrazamın kalemine kadar yükselmiştir. Doğum yılı, hangi sadrazamların yanında çalıştığı ve nereye gömüldüğü maddede yoktur. "Letâ'ife mâ'il" sözü, onun latifeyi ve nükteli sözü seven bir meclis adamı olduğunu anlatır.

Babası Mahmûd Çelebi

Hüsameddin'in verdiği bilgiler, TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Eyüp'teki Defterdar Camii üzerine maddesiyle büyük ölçüde örtüşür. Semavi Eyice'nin yazdığına göre bu cami, Kanuni devrinde 944-949 (1537-1542) ve 951-953 (1544-1546) yıllarında toplam yedi yıl kadar başdefterdarlık yapan Nazlı Mahmud Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Yapının tarihi 948 (1541-42) olarak verilir; avlusunda ahşap bir medrese, yanında bir taş mektep vardı. Mahmud Çelebi, Şeyh Hamdullah'tan icazet almış bir hattattı ve caminin kapısındaki Arapça tarih manzumesi onun kendi yazısıdır. Haziredeki açık türbesinin ayak taşında 953 (1546) yılında ölen Defterdar Mahmud Çelebi'nin adı okunur.

Başdefterdarlık, İstanbul'da bir cami ile medrese ve 953 ölüm yılı, Hüsameddin'in Yenicelizâde Mahmûd Çelebi için verdiği bilgilerle uyuşur. Bu yüzden Cemâlî'nin babası büyük ihtimalle Eyüp'teki Defterdar Camii'nin banisidir. Bu eşleştirmeyi kaynakların kendisi yapmaz: Eyice'nin maddesi Mahmud Çelebi'yi "Nazlı" lakabıyla anar, Amasya'dan, Yenice'den ya da ailesinden söz etmez. Hüsameddin'in "dârülhadis" dediği yapı da Eyice'de "medrese" olarak geçer.

Ailenin Kaynaklardaki Karışıklığı

Madde, Mahmûd Çelebi'yi "İskender Çelebi'nin oğlu" diye tanıtır. Amasya'nın Yenice köyünden çıkan aileyi Hüsameddin başka yerlerde de anar; en ünlü üyesi, Kanuni'nin başdefterdarı olup 941 (1534) yılında Irak seferinde Bağdat'ta idam edilen Yenicelizâde İskender Çelebi'dir. Ne var ki Hüsameddin, İskender Çelebi'nin maddesinde onun Ahmed ve Mehmed adlı iki oğlu ile Ali Çelebi adlı bir kardeşi olduğunu yazar ve oğullarının ne hal tercümelerini ne de soylarını bulabildiğini ekler. Aynı maddeye göre İskender'in idamından sonra başdefterdarlığa gelen kişi de bir "Mahmûd Çelebi"dir, ama burada ona akrabalık bağı yüklenmez; Hüsameddin bu Mahmûd Çelebi'nin 942 Ramazanında (Mart 1536), İbrahim Paşa'nın idamından sonra gözden düştüğünü de yazar. Eyice ise Nazlı Mahmud Çelebi'nin başdefterdarlığını 944'te başlatır. Üçüncü cildin bir başka yerinde Hüsameddin, Amasya'nın yetiştirdiği büyük defterdarları sayarken "Yenicelizâde İskender, Sarı Kadızâde Mahmûd Çelebiler" der; bu ifade, defterdar Mahmûd Çelebi'yi başka bir aileye bağlıyor gibidir.

Bu tablo iki türlü okunabilir. Ya Mahmûd Çelebi gerçekten İskender'in oğludur ve kendi oğullarına kardeşlerinin adlarını vermiştir; ya da Hüsameddin, İskender Çelebi'nin Ahmed ve Mehmed adlı oğullarını, onun ardından defterdar olan Mahmûd Çelebi'nin oğullarıyla karıştırmıştır. Cemâlî Mehmed ile Kemâlî Ahmed'in, İskender'in oğullarıyla aynı adları taşıması bu ikinci ihtimali güçlendirir. Kaynaklar arasındaki bu çelişki çözülmüş değildir ve buradaki aile bilgisi bu çekinceyle okunmalıdır. İskender Çelebi'nin hayatı ve idamı İskender Çelebi-Yenicelizâde maddesinde ayrıntısıyla yer alır. Annenin babası Amasyalı Hüsâm Bey hakkında ise maddede adından başka bilgi yoktur.

Şiiri

Kardeşlerin adlarının önündeki Cemâlî ve Kemâlî maddede açıklanmadan bırakılmıştır; başlıkta mahlas yerinde duran, ilkidir. Hüsameddin Cemâlî'nin şairliğini hangi kaynaktan öğrendiğini söylemez, ondan beyit de aktarmaz. Cemâlî Mehmed Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Kardeşi Kemâlî Ahmed Çelebi'ye ise Hüsameddin ayrı bir madde bile ayırmamıştır. İki kardeşin adı da Metin Hakverdioğlu'nun derlediği şair listesinde yer alır.

Kronoloji

941 (1534): Yenicelizâde İskender Çelebi Bağdat'ta idam edilir.

944-949 (1537-1542) ve 951-953 (1544-1546): Mahmud Çelebi başdefterdarlık yapar.

948 (1541-42): Eyüp'teki Defterdar Camii tamamlanır.

953 (1546): Başdefterdar Mahmûd Çelebi ölür.

981 (1573-74): Sadaret tezkirecisi Cemâlî Mehmed Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar