Kendi yazılarının altına hep "Zeyrekzâde" diye imza atan Seyrekzâde Emrullah Mehmed Efendi, Taşköprîzâde'nin öğrencisi olmuş, Bağdat, Manisa, Trablusşam ve Selanik kadılıklarında bulunmuş bir XVI. yüzyıl Osmanlı âlimiydi. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre babası Amasya müftüsüyken 945 (1539) yılında Amasya'da doğmuş, 1008 (1600) yılının Berat Gecesi'nde İzmir mollası olarak ölmüştür. Hüsameddin onu "şâir, afîf" diye anar, ama bir şiirini vermez. Onun adına bugün bilinen iki küçük şiir, Mehmet Kalaycı ile Muzaffer Tan'ın 2021'de yayımladığı uzun araştırmada, Zeyrekzâde'nin kullandığı yazmaların boş sayfalarında bulunmuş Arapça parçalardır. İkisinin de ona ait olduğu kesin değildir. Hüsameddin'in kaydının tamamı sitede, Emrullah Mehmed Efendi-Seyrekzâde es-Seyyid başlığı altında açıklamalı olarak verilmiştir.
Hüsameddin'in Kaydı
Maddenin doğum, ölüm ve kişilikle ilgili kısımları şöyledir:
Emrullah Mehmed Efendi-Seyrekzâde es-Seyyid Amasyalıdır. Amasya'da müftü iken Amasya Vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa'ya muallim olan Kalecikli es-Seyyid Seyrek Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin mahdûmudur. Pederi Amasya Müftüsü iken 945 senesi zilka'desinin beşinci perşembe gecesi doğdu. İki yaşında iken pederinin irtihâline binâen vâlidesinin yanında büyüdü. Mukaddimât-ı ulûmu Amasya'da fâzıl-ı meşhûr Cum'a ve Müfessir Ahmed Efendilerden görüp 966'da yirmi bir yaşında İstanbul'a gitdi. [...] 1008 senesi şa'bânında İzmir mollası olduğu halde Leyle-i Berâtda dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Fâzıl, sâlih, erbâb-ı tarîkdan müteneffir, harîs-i fazl ve kemâl, tünd-meşreb, dellâl-ı uyûb idi. "Eşbâh ve Nezâir-i Fıkhiyye"ye ta'likâtı, "Ebu's-Su'ûd Efendi Tefsîri" kenârında kelimâtı, "Şakâyık-ı Nu'mâniye"ye zeyli vardır. Şâir, afîf idi.
Sadeleştirilmiş biçimiyle: Amasyalıdır. Amasya'da müftüyken Amasya valisi Şehzade Sultan Mustafa'ya hocalık eden Kalecikli Seyyid Seyrek Muhyiddin Mehmed Efendi'nin oğludur. Babası Amasya müftüsüyken 945 yılı zilkadesinin beşinci, perşembe gecesi doğdu. İki yaşındayken babası öldüğü için annesinin yanında büyüdü. İlimlerin başlangıç derslerini Amasya'da ünlü âlimler Cum'a Efendi ile Müfessir Ahmed Efendi'den okudu ve 966'da yirmi bir yaşında İstanbul'a gitti. [...] 1008 yılının şabanında İzmir mollasıyken Berat Gecesi'nde öldü. Faziletli ve dindar biriydi; tarikat ehlinden hoşlanmaz, bilgi ve olgunluğa düşkündü; sert mizaçlıydı ve kusur arayıp ortaya dökerdi. "Eşbâh ve Nezâir"e notları, Ebussuûd Efendi tefsirinin kenarına yazdığı sözler ve Şakâik-ı Nu'mâniye'ye bir zeyli vardır. Şair ve iffetli bir kişiydi.
Atlanan kısımda Hüsameddin, onun İstanbul'da girdiği medreseleri, Bağdat, Manisa, Trablusşam ve Selanik kadılıklarını tek tek sayar; maddenin sonunda da oğulları Yunus ve Ahmed Efendileri, Nev'îzâde Atâyî'nin zeyil hakkındaki "çoğu sövgü olduğu için şöhret bulmamıştır" hükmünü ve zeylin bulunamadığını kaydeder.
Hayatı
Babası Muhyiddin Mehmed Efendi'nin hangi şehzadeye hocalık ettiği kaynaktan kaynağa değişir. Hüsameddin onu Amasya müftüsü ve Şehzade Mustafa'nın hocası sayar. Kalaycı ile Tan'ın aktardığına göre Taşköprîzâde ve Mecdî, Muhyiddin Mehmed Efendi'yi Kanuni'nin oğlu Şehzade Mehmed'in hocası; Atâyî ise Şehzade Selim'in ilk hocalarından biri olarak gösterir. Babanın 947 (1541) yılında öldüğü konusunda kaynaklar birleşir; Emrullah iki yaşındadır. Babanın Merzifon ve Tokat medreselerinde de ders verdiği bilinir. Ağabeyi Şemseddin Ahmed, kardeşinden on üç yaş büyüktür ve onun yetişmesinde rol oynamıştır.
İstanbul'a gelişi, babasının hocasının oğlu Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin yanına girmesiyle sonuçlandı. Kalaycı ile Tan'ın kendi kenar notlarından çıkardığı bilgiye göre Şeyhülislam Ebussuûd Efendi'den icazet almış ve Birgivî Mehmed Efendi ile bir ulema meclisinde tartışmıştır. Taşköprîzâde'nin 968'deki ölümünden sonra mülazemetini Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi'den aldı. 971'de Hayrabolu'da başlayan müderrislik hayatı Rodosçuk, İznik, Edirne ve Sahn-ı Seman'dan geçti; 995'te Bağdat kadılığıyla kadılığa döndü. Bağdat yıllarında Kerbela'ya iki ziyaret yaptığını, burada özellikle Şah İsmail'in soy kütüğüyle ilgili bir araştırma yürüttüğünü notlarında kaydetmiştir.
Ölümü konusunda kaynaklar ayrılır. Hüsameddin onun İzmir mollasıyken Berat Gecesi'nde öldüğünü yazar; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki madde 1008 şabanında İstanbul'da öldüğünü söyler ve görev sırasını Selanik'te bitirir. Kalaycı ile Tan'ın Atâyî'ye dayanan anlatımı ikisini birleştirir: 1008'de Gelibolu kadılığı verilmiş, kabul etmemiş; aynı yıl İzmir kadılığına atanmış, ama göreve başlayamadan ölmüştür. Atâyî'nin aktardığı bir ayrıntı, Hüsameddin'in "tarikat ehlinden hoşlanmaz" sözüne somut bir örnek verir: Emrullah Efendi ölüm döşeğinde oğluna, cenazesinin Fatih Camii'ne götürülmemesini, "erbâb-ı nifak"ın duasına muhtaç bırakılmamasını, tabutuna mücevveze kavuk konmamasını ve yalnız fakirlerle dua edilmesini vasiyet etmiştir.
Adı ve Kaynakların Durumu
"Seyrek" lakabını babası için ilk kullanan Taşköprîzâde'dir; Atâyî bunu sürdürmüş ve Emrullah Mehmed'i Seyrekzâde diye anmıştır. Mecdî bu lakabı hiç kullanmaz. Emrullah Efendi ise kendi notlarının altına hep "Zeyrekzâde" diye imza atar. Kalaycı ile Tan, "seyrek" kelimesinin hafif bir olumsuz çağrışımı olabileceğini, Emrullah'ın bu adla anılmak istememiş ya da babasının lakabını kendisi değiştirmiş olabileceğini düşünür; kesin bir hükme varmazlar. Hüsameddin'in "Seyrekzâde" yazması, Atâyî'nin kullanımını izler.
Amasya bağı da tek kaynağa dayanır. Kalaycı ile Tan'ın araştırması Amasya'yı anmaz; Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki madde de anmaz. Emrullah'ın Amasya'da doğduğu ve ilk derslerini orada okuduğu bilgisi yalnız Hüsameddin'dedir. Babanın Merzifon ve Tokat medreselerinde ders vermiş olması, ailenin bu yıllarda bölgede bulunduğunu gösterdiği için Hüsameddin'in kaydıyla çelişmez; ama doğrulamaz da.
Amasya ile Bağı
Hüsameddin'e göre Emrullah Efendi Amasya'da doğmuş, babasını iki yaşında orada kaybetmiş ve annesinin yanında büyümüştür. Cum'a Efendi ve Müfessir Ahmed Efendi'den Amasya'da okumuş, yirmi bir yaşında İstanbul'a gitmiştir. İstanbul'da tahsilini tamamladığı hocalardan Muhaşşî Sinan Efendi de Amasyalıdır. Oğlu Seyyid Ahmed Efendi babasının ölümünden sonra Amasya'ya gelmiş, müderris ve kasaba kadısıyken 1011'de (1602-03) şehrin eşkıya tarafından ele geçirildiği olayda ölmüş; torunu Abdurrahman Efendi de kitaplarını Amasya'daki Sultan Bayezid Kütüphanesi'ne vakfetmiştir.
Eserleri
Hüsameddin üç eser sayar: "Eşbâh ve Nezâir" üzerine notlar, Ebussuûd tefsirinin kenarına yazılmış sözler ve Şakâik-ı Nu'mâniye'ye bir zeyil. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki madde notların Süyûtî'nin nahve dair el-Eşbâh ve'n-nezâir'i üzerine olduğunu söyler; Hüsameddin ise kitabı "Eşbâh ve Nezâir-i Fıkhiyye" diye anar. Zeylin bir nüshasına kütüphanelerde rastlanmamıştır. Atâyî onu sövgü dolu bulup küçümser; aynı Atâyî, ağabeyinin hayatını anlatırken Emrullah'ı "Zeyl-i Şakâik'in süsleyicisi ve âşığın hoş sesli ezgisini çalan" diye alaylı bir dille anar. Bu sözün onun şiirle uğraştığına bir işaret olup olmadığı bilinmez.
Şiiri
Hüsameddin'in "şâir" sözünün arkasında bir divan ya da tezkire kaydı görülmez. Bugün Emrullah Efendi'nin adıyla birlikte anılan şiirler, Kalaycı ile Tan'ın onun kullandığı yazmalarda bulduğu iki Arapça parçadır:
- İki beyitlik "Verisne'l-mecde 'an âbâ'i sıdkın": Emrullah'ın Bağdat kadılığı sırasında istinsah edip kenarlarına itirazlarını yazdığı, Mirzâ Mahdûm'un en-Nevâkıd adlı eserinin koruma sayfasındadır. Araştırmacılar bu parçanın ona ait olduğunu doğrulamanın mümkün olmadığını açıkça belirtir; Şah İsmail'in soy iddiasıyla ilgili rahatsızlığıyla bir ilgisi olabileceğini düşünürler.
- Dört beyitlik "Lâ tatma'inne bi-dârin ente sâkinuhâ": Onun el-Eşbâh ve'n-nezâir notlarının Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki bir nüshasının başında, kendisine nispet edilerek yazılmıştır. Son beyit, Ka'b b. Züheyr'in Peygamber'e sunduğu ünlü Bânet Suâd kasidesindeki bir beytin aynısıdır.
Her iki parçanın metni ve aidiyet tartışması ayrı sayfalardadır. Türkçe bir şiiri bilinmiyor.
Kronoloji
5 Zilkade 945 (25 Mart 1539): Doğar.
947 (1541): Babası Muhyiddin Mehmed Efendi ölür.
966 (1558-59): İstanbul'a gider, Taşköprîzâde'nin yanına girer.
971 (1564): Hayrabolu Rüstem Paşa Medresesi'nde müderrisliğe başlar.
995 (1587): Bağdat kadısı olur.
1004 (1596): Selanik kadısı olur.
Şâban 1008 (Şubat-Mart 1600): İzmir kadılığına atanmışken, göreve başlayamadan ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 278-281 (e-kitap s. 350), "Emrullah Mehmed Efendi-Seyrekzâde es-Seyyid" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page350.html
Akademik çalışmalar
- Mehmet Kalaycı, Muzaffer Tan, "Bir 16. Yüzyıl Osmanlı Aliminin Peşinde: Zeyrekzāde Emrullāh Meḥmed Efendi ve Otobiyografik Anlatıları", Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 62(1), 2021, s. 1-90 (özellikle s. 7-11, 72-73, 78). https://dergipark.org.tr/en/pub/auifd/article/865559
Kitaplar
- Ramazan Ekinci, "Zeyrek-zâde, Emrullâh Mehmed Efendi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/zeyrekzade-emrullah-mehmed-efendi
Çevrimiçi kaynaklar


