Amasyalıdır. Amasya‘da müftü iken Amasya Vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa’ya muallim olan Kalecikli es-Seyyid Seyrek Muhyiddîn Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Pederi Amasya Müftüsü iken 945 senesi zilka’desinin beşinci perşembe [279] gecesi doğdu.
İki yaşında iken pederinin irtihâline binâen vâlidesinin yanında büyüdü. Mukaddimât-ı ulûmu Amasya‘da fâzıl-ı meşhûr Cum’a ve Müfessir Ahmed Efendilerden görüp 966’da yirmi bir yaşında İstanbul’a gitdi. Pederinin hâcezâdesi olan Taşköprülüzâde Usâmeddîn Ahmed Efendi hizmetine ittisâl etdi.
Bu esnâda sudûr-ı ulemâdan Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendi’den ikmâl-i tahsîl edib Kazasker Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi’den mülâzım ve ders-i âm ve 971 şa’bânında Hayrabolu’da Rüstem Paşa, 973 şa’bânında Rodoscuk’da Rüstem Paşa, 983 muharreminde Orhaniye-i İznik müderrisi oldu.
985 senesi cumâdelâhiresinde İznik kadısının arzı ile ma’zûl, 987 senesi rebîülâhirinde Edirne’de Üç Şerefeli Medresesi müderrisi olup altı sene orada tedrîs-i ulûm etdi. 993 senesi saferinde Sahn-ı Semâniye müderrisi olarak İstanbul’a gelip 995 senesi zilka’desinde Bağdat mollası [280] oldu.
998 senesi rebîülevvelinde Trablusşam kazâsına nakledilip kabûlünde mütereddid olduğundan Manisa mollası oldu. 999 recebinde azledilip 1000 senesi saferinde mukaddemen kabûl etmediği Trablusşam kadısı oldu. l00l senesi muharreminde buradan da azledilip İstanbul’a geldi.
Sene-i mezbûre zilka’desinde Edirne’de Dârü’l-hadîs Medresesi müderrisliği verilip gönderildi. l003 senesi zilka’desinde yüz akçe vazîfeyle Sahn-ı Semâniye müderrisliğine ta’yîn edilip İstanbul’a geldi. l004 senesi cumâdelûlâsında istirhâmı üzerine Selânik mollası oldu.
l005 senesi saferinde yine azledilip l008 senesi şa’bânında İzmir mollası olduğu halde Leyle-i Berâtda dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Fâzıl, sâlih, erbâb-ı tarîkdan müteneffir, harîs-i fazl ve kemâl, tünd-meşreb, dellâl-ı uyûb idi. “Eşbâh ve Nezâir-i Fıkhiyye”ye ta’likâtı, “Ebu’s-Su’ûd Efendi Tefsîri” kenârında kelimâtı, “Şakâyık-ı Nu’mâniye”ye zeyli vardır. Şâir, afîf idi. Mahdûmları Yunus, Ahmed [281] Efendilerdir.
Es-Seyyid Yunus Efendi, sudûr-ı ilmiyyeden olup l062 senesi saferinde vefât etdi. Es-Seyyid Ahmed Efendi, pederinin irtihâlinde Amasya‘ya gelip müderris ve kâdı-i kasabât iken l0ll’de Amasya’nın eşkiyâ tarafından istilâsı vak’asında vefât etdi. Mahdûmu sudûrdan es-Seyyid Abdurrahman Efendi’dir. Kitâblarını Amasya’da Sultân Bâyezîd Kütübhânesi’ne vakfetmişdir. Birkaç kitâbını Abdüllatîf Efendi Kütübhânesinde gördüm.
“Şakâyık-ı Nu’maniyye”yi tezyîl eden Nev’îzâde Atâyî Efendi bu tercemenin sonunda diyor ki: “Şakâyık-ı Nu’maniyye”ye zeyli ve kenârında ilhâkâtı vardır. Ekserî şetûm olmağın şöhret bulmamışdır.” Bununla beraber o zamanın ricâlini anlamak için bu zeylin lüzûmu var idi. Bulunamadı.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'da müftü iken Amasya Valisi Şehzade Sultan Mustafa'nın hocası olan Kalecikli Seyyid Seyrek Muhyiddîn Mehmed Efendi'nin oğludur. Babası Amasya Müftüsü iken 945 yılı zilkade ayının beşinci perşembe gecesi doğdu.
İki yaşında iken babasının ölümü üzerine annesinin yanında büyüdü. Temel ilimleri Amasya'da ünlü fâzıllardan Cum'a ve Müfessir Ahmed Efendilerden okuyup 966'da [1558-59] yirmi bir yaşında İstanbul'a gitti. Babasının hocasının oğlu olan Taşköprülüzâde Usâmeddîn Ahmed Efendi'nin hizmetine girdi.
Bu sırada önde gelen âlimlerden Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendi'den öğrenimini tamamladı. Kazasker Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi'den mülâzım oldu ve ders-i âm [halka açık ders verme yetkisi] aldı. 971 şaban ayında [1563-64] Hayrabolu'da Rüstem Paşa Medresesi'ne, 973 şaban ayında [1565-66] Rodoscuk'ta Rüstem Paşa Medresesi'ne, 983 muharrem ayında [1575-76] İznik Orhaniye Medresesi'ne müderris oldu.
985 yılı cemâziyelâhir ayında [1577-78] İznik kadısının bildirmesiyle görevden alındı. 987 yılı rebîülâhir ayında [1579-80] Edirne'de Üç Şerefeli Medresesi müderrisi olup altı yıl orada ders verdi. 993 yılı safer ayında [1585-86] Sahn-ı Semân müderrisi olarak İstanbul'a geldi; 995 yılı zilkade ayında [1586-87] Bağdat mollası oldu.
998 yılı rebîülevvel ayında [1589-90] Trablusşam kazasına nakledildi; kabulde duraksadığından Manisa mollası oldu. 999 receb ayında [1590-91] görevden alındı; 1000 yılı safer ayında [1591-92], daha önce kabul etmediği Trablusşam kadılığına atandı. 1001 yılı muharrem ayında [1592-93] buradan da alınıp İstanbul'a geldi.
O yılın zilkade ayında Edirne'de Dârü'l-hadîs Medresesi müderrisliği verilip gönderildi. 1003 yılı zilkade ayında [1594-95] yüz akçe maaşla Sahn-ı Semân müderrisliğine atanıp İstanbul'a geldi. 1004 yılı cemâziyelevvel ayında [1595-96], isteği üzerine Selânik mollası oldu.
1005 yılı safer ayında [1596-97] yine görevden alındı. 1008 yılı şaban ayında [1599-1600] İzmir mollası iken Berât Gecesi'nde öldü. Fâzıl ve dindar biriydi; tarikat ehlinden hoşlanmaz, ilim ve olgunluğa düşkün, sert mizaçlı, kusur arayıcı bir kimseydi. "Eşbâh ve Nezâir-i Fıkhiyye" üzerine notları, "Ebu's-Su'ûd Efendi Tefsiri"nin kenarına yazdığı sözleri, "Şakâyık-ı Nu'mâniye"ye yazdığı bir zeyli vardır. Şairdi, iffetli bir kişiydi. Oğulları Yunus ve Ahmed Efendilerdir.
Seyyid Yunus Efendi, ilmiye sınıfının ileri gelenlerinden olup 1062 yılı safer ayında [1651-52] öldü. Seyyid Ahmed Efendi, babasının ölümü üzerine Amasya'ya gelip müderris ve kasaba kadısı iken 1011'de [1602-03] Amasya'nın eşkıya tarafından ele geçirilmesi olayında öldü. Oğlu, ilmiye sınıfından Seyyid Abdurrahman Efendi'dir. Kitaplarını Amasya'da Sultan Bayezid Kütüphanesi'ne vakfetmiştir. Birkaç kitabını Abdüllatîf Efendi Kütüphanesi'nde gördüm.
"Şakâyık-ı Nu'maniyye"ye zeyil yazan Nev'îzâde Atâyî Efendi bu tercümenin sonunda şöyle der: "Şakâyık-ı Nu'maniyye'ye zeyli ve kenarında eklemeleri vardır. Çoğu kötüleyici olduğundan ün bulmamıştır." Bununla birlikte o zamanın ileri gelenlerini anlamak için bu zeylin gerekli olduğu söylenebilir. Bulunamadı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- irtihâl: ölüm, göçüp gitme
- mukaddimât-ı ulûm: temel ilimler, medrese eğitiminin başlangıç dersleri
- mülâzım: müderrisliğe aday sayılan, sırada bekleyen âlim
- ders-i âm: halka açık ders verme yetkisi
- ma'zûl: görevden alınmış
- arz: bildirme, üst makama sunma
- Dârü'l-hadîs: hadis öğretimine ayrılmış medrese
- Sahn-ı Semâniye: İstanbul'da Fâtih Camii çevresindeki sekiz medrese
- istirhâm: rica, istek
- Leyle-i Berât: Berât Gecesi, şaban ayının on beşinci gecesi
- erbâb-ı tarîk: tarikat ehli
- tünd-meşreb: sert mizaçlı
- dellâl-ı uyûb: kusurları ilan eden, kusur arayan
- zeyl: bir eserin devamı niteliğindeki ek
- ta'likât: açıklayıcı notlar
- afîf: iffetli
Kaynaklarda Zeyrekzâde Emrullah Efendi
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi'nde 2021'de yayımlanan bir çalışma, Emrullah Mehmed Efendi'yi XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir âlim olarak tanıtır. Biyografi kitaplarında hakkında az bilgi vardır; çalışma, kendi yazdığı eserlerden ve bu eserlerin kenar notlarından yararlanır. Aynı çalışmanın özetine göre Emrullah Efendi Taşköprîzâde'nin öğrencisidir, Şeyhülislâm Ebussuûd'dan icazet almış ve Birgivî ile bir ilim meclisinde tartışmıştır. Hüsameddin ise Taşköprülüzâde Usâmeddîn Ahmed Efendi'nin hizmetine girdiğini yazar; iki kaydın birbiriyle ilişkisi okunan özetten anlaşılmadı, makalenin tam metni okunamadı.
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki madde doğum tarihini 5 Zilkade 945 [25 Mart 1539] olarak verir; bu, Hüsameddin'in "zilkade'nin beşinci gecesi" kaydıyla uyuşur. Aynı madde babasını "Sultan II. Selîm'in hocası Zeyrek Muhyiddin Efendi" olarak anar; Hüsameddin ise Şehzade Mustafa'nın hocası der. Madde Amasya'yı anmaz.
Görev sırası büyük ölçüde Hüsameddin'inkiyle örtüşür: Hayrabolu (971), Rodoscuk (973), İznik Orhaniye (983), Üç Şerefeli (987), Sahn-ı Semân (993), Bağdat (995), Manisa (998), Trablusşam (1000), Dârü'l-hadîs, Sahn (1003) ve Selânik (1004). İki ayrılık vardır. Dârü'l-hadîs görevini madde 1000 Zilkade'ye [Ağustos-Eylül 1592] koyar, Hüsameddin 1001 zilkadesi der. Ölüm yerinde de ayrılırlar: madde 1008 Şaban'ında [Şubat-Mart 1600] İstanbul'da öldüğünü yazar ve görev sıralamasını Selânik'te bitirir; Hüsameddin ise İzmir mollası iken Berât Gecesi'nde öldüğünü söyler. Hangisinin doğru olduğu okunan kaynaklarla çözülemedi.
Zeyil ve Atâyî'nin Notu
Taşköprîzâde'nin Osmanlı âlimlerinin hayatını anlatan Arapça "eş-Şakâ'iku'n-Nu'mâniyye"si, sonraki yüzyıllarda birçok zeyil ve çeviriyle sürdürülmüştür. Bunların en tanınmışı Nev'îzâde Atâyî'nin (ö. 1635) "Hadâiku'l-hakâik"idir; Atâyî kendisinden önce yazılan bütün zeyilleri kaynak olarak kullanmıştır ve Seyrekzâde Emrullah Mehmed'in zeyil ve eklemeleri de bu kaynaklar arasında sayılır.
İsimler Sözlüğü'ne göre Emrullah Efendi'nin iki eseri vardır: bu zeyil, ayrıca Süyûtî'nin nahve dair "el-Eşbâh ve'n-Nezâ'ir"i üzerine notlar. Atâyî'nin kenar eklemeleri anması ve eserin beğenilmediği için rağbet görmediğini belirtmesi Hüsameddin'in aktardığı cümleyle uyuşur. Madde, kütüphane kayıtlarında ve katalog taramalarında zeylin bir nüshasına rastlanmadığını da bildirir; Hüsameddin'in "Bulunamadı" notu aynı yöndedir.
Amasya'ya Dair Kayıtlar
Hüsameddin'in aktardığına göre Emrullah Efendi'nin oğlu Ahmed, babasının ölümü üzerine Amasya'ya gelmiş ve 1011'de [1602-03] Amasya'nın eşkıya tarafından ele geçirildiği olayda ölmüştür; torunu Abdurrahman Efendi de kitaplarını Amasya'daki Sultan Bayezid Kütüphanesi'ne vakfetmiştir. Bu olaya ve vakfa dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 349–349. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar