Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün

Ne dest-âvîzini gördük bu dehrin bağbânından
Bahârından ne memnûnuz, ne efsürde hazânından
Hadeng-i nâvek-i âzarı lütf it der kemân etme
Meded dil murgunu eyler remîde âşiyânından

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu dünyanın bahçıvanından tutunacak bir armağan görmedik; ne baharından memnunuz ne de solgun sonbaharından.

2. Lütfet, eziyet okunu yaya koyma; imdat, o ok gönül kuşunu yuvasından ürkütüp kaçırır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Dünyanın bir bahçe, zamanın da onun bahçıvanı olarak düşünülmesi bu iki beytin çıkış noktasıdır. İlk beyitte şair o bahçıvandan elde tutulacak bir şey, bir "dest-âvîz" görmediğini söyler; bahar da sonbahar da onu memnun etmez. Mevsimlerin hiçbirinden hoşnut olmamak, dünyadan beklentisini kesmiş bir gönlün sesidir ve beyit bu yüzden bir hikemî tat taşır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar bu iki beyti "eş'âr-ı latîfesinden", yani güzel şiirlerinden diye verir; İsmail Hakkı Aksoyak'ın Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesinde de aynı iki beyit yer alır. İki metin arasında yalnız yazım farkları vardır ("dehrin / dehrün", "etme / itme", "âşiyânından / âşyânından").

İkinci beyit sevgiliye döner ve imgeyi bahçeden ava taşır. "Hadeng" ok, "nâvek" küçük ok ya da okun atıldığı oluktur; "der-kemân etmek" oku yaya yerleştirmektir. Âşık, sevgiliden eziyet okunu yaya koymamasını ister, çünkü o ok atılmadan bile gönül kuşunu yuvasından ürkütür. Bahçe ile kuş, ilk beyitteki bahçıvanla ikinci beyitteki yuva arasında sessiz bir bağ kurar. İki beyit aynı kafiyeyi ("-ânından") paylaştığı için aynı gazelin matlaı ile bir beyti olmalıdır; aradaki beyitler bilinmiyor. Beyitler mefâîlün kalıbıyla okunur; bu vezin bilgisi kaynaklarda yoktur. Merzifon müftüsünün hayatını ve Kıbrıs mollalığını Eşref Abdurrahman Efendi (Abdîzâde) yazısı izler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar