Özgün Metin
Sûziş-i derd-i derûnu nice tabîe edelim
Kaleme gelmez o kim safhaya tahrîr edelim
Bulmada neşv ü nemâ şiddeti hummâ-yı gamun
Habb-ı sabr ile gel ey dil ana tedbîr edelim
Fehmi güç sûre-i ebrûları ince ma'nâ
Müteşâbihdir ol âyet nice tefsîr edelim
Günümüz Türkçesiyle
1. İçimdeki derdin yakıcılığını nasıl anlatalım ("tabîe" kelimesi kafiye gereği "ta'bîr", yani anlatma olmalıdır); o kaleme gelmez ki sayfaya yazalım.
2. Gam sıtmasının şiddeti büyüyüp artmakta; gel ey gönül, ona sabır hapıyla bir çare bulalım.
3. Kaşlarının suresi anlaşılması güç, ince bir anlamdır; o ayet müteşabihtir, nasıl tefsir edelim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir Kelimenin Yeri
Parçanın redifi "edelim", kafiyesi "-îr" sesidir: "tahrîr, tedbîr, tefsîr". Matlaın ilk mısraındaki "tabîe" kelimesi bu diziye uymaz ve anlam vermez. Kafiye de anlam da "ta'bîr" kelimesini ister: derdin yakıcılığını nasıl ifade edelim, nasıl anlatalım. Aktarım bu okumaya dayanır; kaynakta böyle bir düzeltme bulunmadığından metin olduğu gibi bırakılmıştır. Parça üç beyittir, mahlas beyti yoktur; İsmail Hakkı Aksoyak'ın sözlük maddesindeki örnekler arasında kaynağı ayrıca gösterilmeden yer alır.
Kalem, İlaç ve Ayet
Her beyit kendi alanından bir kelime dizisiyle kurulmuştur. İlk beyit yazının dilini kullanır: kalem, sayfa, tahrir. Dert öyle yakıcıdır ki yazıya geçmez. İkinci beyit hekimin diline geçer: "hummâ" sıtma, "habb" hap, "tedbîr" tedavi. Buradaki "sabr" kelimesi iki anlamlıdır: hem sabır, hem de acı bir ilaç olarak kullanılan sarısabır bitkisi. Böylece "sabır hapı" sözü hem gerçek bir ilacı hem de âşığın tek çaresini anlatır; bu tevriye beytin en ince yeridir.
Üçüncü beyit, bir müftü ve müderrisin şiirinde beklenebilecek bir dünyaya, Kur'an ilimlerine açılır. Sevgilinin kaşları bir "sure"dir; çünkü yazıdaki eğri harfleri ve mushaf sayfasındaki sure başlıklarını andırır. Bu surenin anlamı incedir ve kavranması güçtür. Kur'an'da anlamı açık olmayan, birden çok yoruma açık ayetlere "müteşâbih" denir ve bunların tefsiri âlimlerce ihtiyatla yapılır. Şair kaşın işaretini böyle bir ayete benzeterek onun ne demek istediğini çözemediğini söyler. Bir müderris ve müftünün kaleminden çıkan bu beyitlerin yazarı hakkında bilgi Eşref Abdurrahman Efendi (Abdîzâde) sayfasındadır.
Kaynakça
- İsmail Hakkı Aksoyak, "Eşref, Abdurrahman Eşref Efendi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 01.05.2015 (güncelleme 26.11.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/esref-abdurrahman-esref-efendi
Çevrimiçi kaynaklar




