Özgün Metin

Başlık (Vâzıh'ın kaydı): PEDER-İ MERḤŪM LİSĀNINDAN TĀRĪḪ-İ VİLĀDET-İ FAḲĪR-İ ḤAḲĪRDİR

Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün

Sāl-i mīlādıñı itmek diler iseñ ma‘lūm
Naẓar it gel hele tārīḫiñe cānım oġlum (1177)

Günümüz Türkçesiyle

1. Doğduğun yılı öğrenmek istersen, canım oğlum, gel de tarihine bir bak.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beyit, yeni doğmuş bir çocuğa değil de ileride kendi doğum yılını merak edecek yetişkin bir oğula seslenir. Kara Müftü İsmâil Hâtif Efendi, oğlu Mustafa'nın doğumunu kaydederken onu ileride bu satırları okuyacak biri olarak düşünmüş ve sözü "bilmek istersen bak" diye kurmuştur. İkinci mısradaki "tārīḫiñe" kelimesi okura hesabın geldiğini haber verir; ardından gelen iki kelime, "cānım oġlum", hesabın kendisidir. Beyit, Babaarslan'ın neşrinde remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla verilmiştir. Mahlas taşımaz; Hâtif'e ait olduğunu yalnız oğlunun koyduğu başlıktan biliyoruz.

Ebced Hesabı

"Cānım oġlum" sözü Arap harfleriyle "جانم اوغلم" diye yazıldığında harflerin ebced değerleri cim 3, elif 1, nun 50, mim 40 ile elif 1, vav 6, gayın 1000, lam 30, mim 40 olur; toplam 1177 eder. Bu sayı, neşirde mısraın sonuna parantez içinde yazılan yılla örtüşür. Hesap, kelimelerin yazmada bu imlayla yazıldığı varsayımına dayanır; yazmanın kendisi görülmemiştir. 1177 yılı miladi 1763 yazından 1764 yazına uzanır.

Seçilen sözün tarih olarak işlemesi, beytin asıl inceliğidir. Bir baba için oğlunun doğum yılını "canım oğlum" sözüne gömmek, sayıyı bir sevgi hitabının içine saklamak demektir; oğul yılını öğrenmek için hesap yaptığında babasının ona söylediği sözü bulur.

Tarihî Bağlam

Beyit, İsmâil Hâtif Efendi'nin Hüsameddin'in "eş'ârı vardı" dediği şiirlerinden bugüne ulaşan tek parçadır ve ancak oğlunun kaydı sayesinde korunmuştur. Mustafa Vâzıh, Ankara Üniversitesi'ndeki tek nüshası kendi hattıyla olan Dîvânçe'sinin tarihler bölümünü bu beyitle açar. Başlıktaki "peder-i merḥūm" sözü, kaydın babanın 1198'deki (1784) ölümünden sonra yapıldığını gösterir; beytin söylenmesiyle Dîvânçe'ye yazılması arasında en az yirmi bir yıl geçmiştir. Babanın beyti hangi vesileyle ve nereye yazdığı, örneğin bir kitabın kenarına mı, bir aile kaydına mı düştüğü bilinmiyor.

1177'de İsmâil Efendi Amasya'da Sungurlu Medresesi'nin müderrisiydi; müftülüğe ilk kez yedi yıl sonra, 1184'te getirilecekti. Vâzıh'ın Dîvânçe'sinde aynı bölümde babasının ölümüne yazdığı tarih manzumesi de bulunur; ikisi birlikte okunduğunda baba ile oğul arasında, biri doğumu öteki ölümü kaydeden iki tarih karşılıklı durur. Aynı beyit Dîvânçe'nin bir parçası olarak Vâzıh'ın Tarih 1 sayfasında da yayımlanmıştır. Şairin hayatı için Hâtif İsmâil Efendi sayfasına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar