1184 ile 1198 yılları arasında üç kez Amasya müftülüğüne getirilen Kara Müftü Hacı İsmâil Hâtif Efendi, Çorum'da doğmuş, tahsilini Amasya'da tamamlamış ve şehrin yeni yapılan Sungurlu Medresesi'ne ilk müderris olarak atanmıştı. Bu XVIII. yüzyıl âlimi üçüncü müftülüğü sırasında, 1198 yılının Berat gecesinde (4 Temmuz 1784) ölmüştür. Onu Amasya Tarihi'nde anlatan Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, fıkıh ve kelamda usta, edebiyata vâkıf bir şair olarak tanıtır ve şiirleri bulunduğunu söyler. Ondan bugüne kalan tek manzum parça, oğlu şair ve tarihçi Mustafa Vâzıh'ın doğumuna düşürdüğü ve Vâzıh'ın kendi Dîvânçe'sine kaydettiği bir tarih beytidir. Maddenin tam metni ve eski kelimelerin açıklamaları için İsmâil Hâtif Efendi-Kara Müftü el-Hâc araştırmasına bakılabilir.

Hüsameddin'in Kaydı

Yedinci ciltteki madde, kişinin hayatından çok, müftülük tarihlerini ve ailesinin yönettiği vakfın el değiştirmesini ayrıntılı biçimde verir:

Çorumludur. Dâmâdoğlu Mustafa Efendi bin Ahmed'in mahdûmudur. Amasya'ya gelip Iydîzâde el-Hâc Mustafa Âkif Efendi'den ikmâl-i tahsîl ederek mücâz oldu. Esnâ-yı tahsîlinde Hâce Laz İbrâhim, Çorumlu Müftü es-Seyyid el-Hâc Ali, şeyhü'l-imâre Müftüzâde el-Hâc Mehmed Efendilerden de istifâdeler etdi.
Ders-i âm-ı meşhûr olup Şâh Bula Hâtun Vakfının mütevellîsi Hâfız es-Seyyid Mehmed Ağa'nın kerîmesini tezevvûc etdi. 1163'de Sungurlu el-Hâc Mehmed Ağa'nın Amasya'da binâ etdiği Sungurlu Medresesine ilk müderris olup fezâil-i ilmiyesiyle iştihâr etdiğinden 1184 senesi saferinin on dördünde Amasya Müftüsü oldu.
1186 senesi zilhiccesinde azledilip 1189 senesi muharreminin onbeşinde sâniyen Amasya Müftüsü oldu. İki yıl makâmını muhâfaza edib 1191 senesi muharreminin evâhirinde azledildi. 1198 senesi muharreminde sâlisen Amasya Müftüsü olduğu halde şa'bânının on beşinci gecesi dâr-ı bekâya irtihâl etdi.
Fâzıl, usûl-ı fıkıh ve kelâmda mâhir, gâyet fakîh, kâmil, edebiyât ve muhâzarâta vâkıf, şâir, vecîh bir zât idi. Eş'ârı ve emsile-i Fârisiyyesi vardı. Mahdûmları Mehmed, Mes'ûd, Süleyman, es-Seyyid Ahmed, es-Seyyid Mustafa Vâzıh Efendilerdir. Bunlara Kara Müftüzâdeler dendi.
Kayın pederi Hâfız es-Seyyid Mehmed Ağa 1192'de bilâ-veled-i zükûr vefât eylediğinden kerîmesinden mütevellîd mahdûmu es-Seyyid Ahmed Efendi Şâh Bula Vakfına mütevellî oldu. 1212'de es-Seyyid Ahmed Efendi de vefât edib diğer mahdûmu es-Seyyid Mustafa Vâzıh Efendi mütevellî oldu. 1237'de Vâzıh Efendi'nin kasr-ı yed ile büyük mahdûmu es-Seyyid Abdurrahman Efendi ve 1247'de bunun da vefâtıyla küçük mahdûmu es-Seyyid Nimetullah Efendi mütevellî oldu.

Bugünkü dille: Çorumludur, Dâmâdoğlu Mustafa Efendi bin Ahmed'in oğludur. Amasya'ya gelerek öğrenimini İydîzâde Hacı Mustafa Âkif Efendi'nin yanında tamamladı ve icazet aldı; öğrenciliği sırasında Hâce Laz İbrâhim'den, Çorumlu Müftü Seyyid Hacı Ali'den ve imaret şeyhi Müftüzâde Hacı Mehmed Efendi'den de yararlandı. Tanınmış bir ders-i âm oldu ve Şâh Bula Hatun Vakfı'nın mütevellisi Hâfız Seyyid Mehmed Ağa'nın kızıyla evlendi. 1163'te Sungurlu Hacı Mehmed Ağa'nın Amasya'da yaptırdığı Sungurlu Medresesi'nin ilk müderrisi oldu; ilmî üstünlükleriyle tanındığından 14 Safer 1184'te Amasya müftüsü oldu. 1186 Zilhiccesinde azledildi, 15 Muharrem 1189'da ikinci kez müftü oldu. Makamını iki yıl korudu, 1191 Muharreminin son günlerinde yine azledildi. 1198 Muharreminde üçüncü kez müftü oldu ve aynı yılın Şaban ayının on beşinci gecesi öldü. Faziletli, fıkıh usulünde ve kelamda usta, çok iyi bir fakih, olgun, edebiyatı ve sohbet sanatını bilen, şair, saygın bir zattı. Şiirleri ve Farsça çekim örnekleri vardı. Oğulları Mehmed, Mes'ûd, Süleyman, Seyyid Ahmed ve Seyyid Mustafa Vâzıh Efendilerdir; bunlara "Kara Müftüzâdeler" dendi. Kayınpederi 1192'de erkek evlat bırakmadan ölünce vakfın mütevelliliği kızından doğan torunu Seyyid Ahmed Efendi'ye, onun 1212'deki ölümüyle de Vâzıh'a geçti.

Amasya'daki Hayatı

Ne zaman doğduğuna dair bir kayıt yoktur. Hocası İydîzâde Âkif Mustafa Efendi'nin maddesinde Hüsameddin, onun öğrencileri arasında "Çorumlu Kara Müftü İsmail Hâtif"i Seküköylüzâde Kâşif Mehmed, Laz Hacı İbrâhim ve Fenercizâde Hacı Evliyâ Halîl Keşfî ile birlikte sayar. Bu son ad, İsmâil Efendi'nin ölümü üzerine Amasya müftülüğüne getirilen kişidir; iki müftü aynı hocanın derslerinden yetişmiştir. Öğrenciliği sırasında yararlandığı Çorumlu Müftü Seyyid Hacı Ali Efendi, kroniğin 1171 Receb'inde (Mart 1758) öldüğünü bildirdiği "sâbık müftü ve Ayâs Paşa müderrisi Çorumlu Hacı Alî Efendi" olmalıdır.

Sungurlu Medresesi, Sungurlu kazası eşrafından Hacı Mehmed Ağa'nın Burmalı Minare Camii'nin batısında, Pervâne Bey Mahallesi'nde yaptırdığı bir medresedir. Birinci ciltte medreseler sayılırken ve İsmâil Efendi'nin kendi maddesinde medresenin 1163'te (1749-50) yapıldığı ve müderrisliğinin ona verildiği yazılıdır. Dördüncü cildin olaylar kroniği ise aynı haberi 1171 yılının olayları arasında verir: "Şa'bânda Sunkurluoğlu Hacı Mehmed Ağa'nın Amasya'da yapdırdığı medresesi hitâm bulduğundan Çorumlu Hacı İsmâ'il Hâtif Efendi ilk müderris oldu." Bu kayda göre ilk müderrislik 1171 Şaban'ında (Nisan-Mayıs 1758) başlamıştır. Sekiz yıllık farkın inşaatın uzamasından mı, yoksa tarihlerden birinin yanlış olmasından mı doğduğu anlaşılamıyor. İsmâil Efendi ölünceye kadar bu medresenin müderrisi kaldı.

Öğrencileri arasında Hüsameddin iki kişiyi daha anar. Biri, Torumtay Medresesi müderrisi ve vaiz Râik Mehmed Efendi'dir; öbürü Hüsameddin'in "âlim, şâir" dediği ve 1228'de (1813) ölen kadı Tevfîk İbrâhim Efendi'dir. İkisi de tahsillerini onun yanında tamamlamıştır.

Kaynakların Durumu

Kitabın farklı ciltleri İsmâil Efendi'nin ölümü ve medresedeki halefi konusunda birbirini tutmaz. Yedinci cilt onu üçüncü müftülüğü sırasında ölmüş gösterir. Dördüncü cildin kroniği ise 1198'in Berat gecesi ölen kişiyi "Sunkurlu müderrisi Kara Müftü Hacı İsmâ'il Hâtif Efendi" diye anar ve ölümü üzerine Fenercioğlu Hacı Halîl Keşfî Efendi'nin Amasya müftüsü olduğunu ekler; yeni bir müftü atanmış olması, İsmâil Efendi'nin o sırada da müftü olduğu bilgisiyle uyuşur. Medresedeki halef konusunda ise üç ayrı ad geçer: birinci cilde göre yerine oğlu Hâfız Mehmed Efendi, dördüncü cildin kroniğine göre "Kara Müftüzâde Hacı Ahmed Efendi" müderris olmuştur; onuncu ciltteki Süleyman Efendi-Kara Müftüzâde maddesi ise bu görevi babasının ölümü üzerine Süleyman Efendi'nin aldığını yazar. Hangisinin doğru olduğu bu kaynaklarla belirlenemez.

Çorumluluğu meselesi de iki türlü anlatılır. Hüsameddin onu açıkça "Çorumludur" diye tanıtır. Oğlu Vâzıh'ın Dîvânçe'sini yayımlayan Giyasi Babaarslan ise oğlunun Çorumlu sayılmasındaki karışıklığın, "aslen Amasyalı olan" babanın Çorum'da doğmasından kaynaklandığını düşünür. Babanın Amasya'ya ne zaman geldiği yazılı değildir.

Şiiri

Hüsameddin'in "Eş'ârı ve emsile-i Fârisiyyesi vardı" cümlesi, İsmâil Efendi'nin bir şiir birikimi ile Farsça üzerine bir çalışması bulunduğunu söyler. "Emsile", medreselerde sarf öğretiminin başında okutulan çekim örneklerinin adıdır; "emsile-i Fârisiyye" Farsça için hazırlanmış böyle bir çekim kitabı ya da örnekler derlemesi olmalıdır. İkisinin de bugün nerede olduğu bilinmiyor. "Hâtif" büyük ihtimalle mahlasıdır; Hüsameddin bunu ayrıca belirtmez. Birinci ciltte Amasya'nın şairleri sayılırken Kanuni devri şairlerinden hemen sonra, Kelâmî ile yan yana anılan "Hâtifî" ise sıralamadaki yerine bakılırsa daha eski bir şairdir.

Bugün elde bulunan tek parçası oğlunun kaydı sayesinde korunmuştur. Mustafa Vâzıh, Dîvânçe'sinin tarihler bölümünü "Peder-i merḥūm lisānından tārīḫ-i vilādet-i faḳīr-i ḥaḳīrdir" başlıklı bir beyitle açar: rahmetli babasının, kendi doğumuna 1177 (1763-64) yılını veren tarih beyti. Bu beyit bu kategoride ayrı bir sayfada, özgün metni, günümüz Türkçesi ve yorumuyla yer alır; aynı beyit Vâzıh'ın Dîvânçe'sinin bir parçası olarak Vâzıh'ın kategorisinde de yayımlanmıştır. Vâzıh, babasının ölümüne de bir tarih manzumesi yazmış ve ölüm gecesini "On beşinci gecesi idi meh-i Şa'bānıñ" mısraıyla kaydetmiştir; bu manzume Vâzıh'ın Tarih 23 sayfasında okunabilir.

Ailesi

Hüsameddin oğullarını Mehmed, Mes'ûd, Süleyman, Seyyid Ahmed ve Seyyid Mustafa Vâzıh olarak sayar ve ailenin "Kara Müftüzâdeler" diye anıldığını söyler. Vâzıh, babası gibi Amasya müftüsü olmuş, bir şehir tarihi yazmış ve bir dîvânçe bırakmıştır; Babaarslan'a göre annesi, Şâh Bula Hatun Vakfı mütevellisi Hâfız Seyyid Mehmed Ağa'nın kızıdır. Süleyman Efendi, onuncu ciltteki maddesine göre bazı Amasya müftülerinin fetva müsvedde kâtipliğini ve emînliğini yapmış, 1240 Muharreminde (Ağustos-Eylül 1824) büyük depremde korkudan ölmüştür. Vakfın mütevelliliği önce Seyyid Ahmed Efendi'ye, onun 1212'deki (1797-98) ölümüyle Vâzıh'a, 1237'de (1821-22) Vâzıh'ın elini çekmesiyle onun büyük oğlu Seyyid Abdurrahman'a, 1247'de (1831-32) de küçük oğlu Seyyid Nimetullah'a geçmiştir.

Kronoloji

1163 (1749-50): Sungurlu Medresesi yaptırılır; İsmâil Hâtif Efendi ilk müderrisi olur (dördüncü cildin kroniğine göre Şaban 1171, Nisan-Mayıs 1758).

1177 (1763-64): Oğlu Mustafa Vâzıh doğar; İsmâil Efendi bu doğuma bir tarih beyti düşürür.

14 Safer 1184 (9 Haziran 1770): Birinci kez Amasya müftüsü olur.

Zilhicce 1186 (Şubat-Mart 1773): Azledilir.

15 Muharrem 1189 (18 Mart 1775): İkinci kez müftü olur.

Muharrem 1191 sonları (Mart 1777): Yeniden azledilir.

Muharrem 1198 (Kasım-Aralık 1783): Üçüncü kez müftü olur.

15 Şaban 1198 gecesi (4 Temmuz 1784): Amasya'da ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar