Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Halk ile bilmem nedir beyhûde ülfetden garaz
Rûha aslı yok yere böyle eziyyetden garaz
Bir iki günlük misâfirken cihânda bu ne hâl
Kim bilir kimler içün binlerce zahmetden garaz
Söyle kim bir çeşme ya bir köprü yapmazsan nedir
Hayr u nef'i olmayan ihvâna servetden garaz
Geç bu da'vâdan hemen bâkî değil, mülk-i cihân
Âkıbet ölmek değil mi böyle sıhhatden garaz
Çıkmadan ver cânını cânâna şimdi Hilmiyâ
Vermedir cânâna cân aşk u muhabetden garaz

Günümüz Türkçesiyle

1. İnsanlarla boş yere kurulan yakınlıktan amaç nedir, bilmem. Ruha böyle asılsız yere eziyet etmekten amaç nedir.

2. Dünyada bir iki günlük misafirken bu ne hâldir. Kim bilir kimler için çekilen binlerce zahmetin amacı nedir.

3. Söyle bakalım, bir çeşme ya da bir köprü yaptırmıyorsan, kardeşlerine hayrı ve faydası dokunmayan servetten amaç nedir.

4. Bu iddiadan hemen vazgeç; dünya mülkü kalıcı değildir. Böyle sağlığın da sonunda varılacak yer ölüm değil midir.

5. Ey Hilmî, can bedenden çıkmadan onu şimdi sevgiliye ver; aşkın ve sevginin amacı, cananına can vermektir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve mahlas son beyitte "Hilmiyâ" biçiminde geçer. Redif "-den garaz" (-den amaç), kafiye "ülfet, eziyyet, zahmet, servet, sıhhat, muhabet" kelimelerindeki "-et" sesidir. Vezin "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar; kaynak vezni göstermez, tespit bizimdir. Metin, Mehtap Erdoğan'ın Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesinde Vehbi Cem Aşkun'un 1937 tarihli Merzifon Şairleri'nin 61. sayfasından aktarılmıştır. Son beyitteki "muhabet" yazımı kaynaktaki gibi bırakılmıştır; kelime "muhabbet"tir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti, redifteki "garaz" sözüyle bir amaç sorgusu yapar: insanlarla boş yakınlığın, ruhu yormanın, zahmetin, servetin ve sağlığın amacı nedir. Bu sorgu, Aşkun'un Hilmî için söylediği "daha ziyade didaktik eserler vermiştir" hükmüne uygun düşer. İkinci beyitte dünya bir misafirhane, insan da orada bir iki gün kalan bir misafir olarak düşünülür; bu, tasavvufî ve öğretici şiirin en yerleşik imgelerindendir. Dördüncü beyitteki "bâkî değil" sözü, dünyanın fânî, yani geçici oluşunu hatırlatır ve sağlığın bile sonunda ölüme varacağını söyler.

Gazelin en dikkat çeken beyti üçüncüsüdür. Şair servetin değerini, onunla yapılan hayra bağlar ve hayrı somut iki yapıyla, çeşme ve köprüyle anar. Bu iki yapı Osmanlı vakıf geleneğinde yolcuya ve topluma hizmetin en bilinen örnekleridir. Son beyitte öğüt, aşk diline çevrilir: ölüm nasıl olsa canı alacaksa, âşık onu şimdiden sevgiliye vermelidir. "Cân" ile "cânân" arasındaki ses ve anlam yakınlığı, divan şiirinin sevdiği bir cinas oyunudur; tasavvufî okumada cânân Tanrı'dır ve beyit nefsin ölmeden önce ölmesi düşüncesine açılır.

Tarihî Bağlam

Gazelin ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Üçüncü beyitteki çeşme ve köprü vurgusu, şairin ailesinin hayır geleneğiyle birlikte okunabilir: Hüsameddin'e göre amcası Hazine-i Hümâyun kethüdası Ebûbekir Efendi Merzifon ve Hasankale'de cami ve mektep, babası da Hacıhamza kasabasında bir medrese yaptırmıştı. Bu bağ bir yorumdur ve şiirde aile adı geçmez. Hilmî'nin şiirleri Orhan Bilgin'in 1984'te yayımladığı külliyatta toplanmıştır; bu gazel, Aşkun'un kitabı aracılığıyla bugün çevrimiçi okunabilen tek tam gazelidir. Şairin hayatı ve öbür şiirleri için Dedezâde Mehmed Hilmî Efendi yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar