Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Ni’met-i Yezdânı gör kim âlemi olmuş muhît
Sâyesinde türlü mahlûklar büyür hayvân yaşar
Bir musallatdır bu dünyâ halkını idlâl için
Tâ be-mahşer olmayıp mel’ûn olur şeytân yaşar

Günümüz Türkçesiyle

1. Tanrı'nın nimetine bak ki bütün dünyayı kuşatmıştır; onun gölgesinde türlü türlü yaratık büyür, hayvan yaşar. İkinci okumada: hayvan Yaşar da onun gölgesinde büyür.

2. Bu dünyanın insanlarını yoldan çıkarmak için musallat edilmiş bir beladır; mahşere kadar ölmeden yaşar, lanetli şeytan olur. İkinci okumada: lanetli şeytan Yaşar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Parça, aynı redif ve kafiyeye bağlanan iki beyitlik bir kıt'adır; tür adı Hüsameddin'de geçmez, adlandırma bizimdir. İkinci ve dördüncü mısralar "hayvân yaşar" ile "şeytân yaşar" sözleriyle biter: redif "yaşar", kafiye "hayvân" ile "şeytân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Vezin "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar; tespit bizimdir. Hüsameddin parçayı, "Amasya eşrâfından Saraczâde Mehmed Yaşar Efendi a'şâr me'mûru olup Merzifon'da icrâ-yı faâliyet etdiği esnâda" söylendiğini belirterek kaydeder. Dördüncü mısradaki "olmayıp" kaynaktaki gibi bırakılmıştır; anlam bakımından "ölmeyip" okuması daha uygundur ve bu bir dizgi hatası olabilir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıt'anın bütün nüktesi redifteki "yaşar" kelimesindedir. Kelime bir yandan "yaşamak" fiilinin geniş zamanıdır, öbür yandan hicvedilen kişinin adıdır. Böylece ilk beyitte Tanrı'nın her şeyi kuşatan nimeti altında "hayvan yaşar" denirken "hayvan Yaşar" da söylenmiş olur; ikinci beyitte mahşere kadar yaşayan lanetli şeytan, "şeytan Yaşar" olarak okunur. Bu tevriye çözümlemesi bizimdir, ancak kişinin adı Hüsameddin'in takdiminde açıkça verildiği için okuma güçlüdür.

İkinci beyitteki şeytan imgesi Kur'an'daki anlatıya dayanır: İblis, insanları yoldan çıkarmak için kıyamet gününe kadar mühlet istemiş ve bu mühlet ona verilmiştir. "İdlâl", saptırmak demektir; "musallat" ise başa bela edilmiş, yakadan düşmeyen kişidir. Şair, köylü ve kasabalıdan öşür toplayan bir memuru, Tanrı'nın verdiği nimetin ortasında insanlara musallat olan bir şeytana benzeterek vergi toplayıcısına duyulan öfkeyi dinî bir mazmun içinde dile getirir. İlk beytin övgü havası, ikinci beytin yergisine zemin hazırlayan ironik bir giriştir.

Tarihî Bağlam

Öşür, toprak ürününden alınan onda bir oranındaki vergiydi ve XIX. yüzyılda çoğu zaman iltizam yoluyla, yani vergi toplama hakkını satın alan mültezimler ve onların memurları eliyle toplanıyordu. Bu memurların halkla çatışması dönemin bilinen bir sorunudur. Saraczâde Mehmed Yaşar Efendi'nin kim olduğu ve Merzifon'da hangi yıllarda çalıştığı Hüsameddin'in kaydında belirtilmez; Hüsameddin onu yalnız "Amasya eşrâfından" diye anar. Kıt'a, Hilmî'nin "zemm ü medhe kâdir", yani övmeye de yermeye de gücü yeten bir şair olduğunu söyleyen Hüsameddin'in sözünü örnekler. Şairin hayatı için Dedezâde Mehmed Hilmî Efendi yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar