Dedezâde Seyyid Mehmed Hilmî Efendi, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ve XX. yüzyılın başında Merzifon'da yaşamış, halk arasında "Hilmî Dede" diye anılan bir divan şairidir. Köprülü Mehmed Paşa'nın kayınpederi Dede Yûsuf Ağa'nın soyundan geldiğini söyleyen Dedezâde ailesinin Merzifon kolundandır. Hazır cevaplığı, irticalen söylediği beyitleri ve hicivleriyle kasabada uzun süre hatırlanmış, şiirleri ve Mevlid'i Orhan Bilgin tarafından yayımlanmıştır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onunla Merzifon'da birkaç kez görüşmüş, Amasya Tarihi'nde ona bir madde ayırmış ve şiirlerinden bazı parçaları şairin kendi ağzından dinleyerek kaydetmiştir. Ailenin bütünü sitedeki Dedezâdeler yazısında, Hüsameddin maddesinin tam metni ise Hilmi Mehmed Efendi-Dedezâde es-Seyyid sayfasında yer alır.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin dokuzuncu cildinde adı "Hilmî" olan Amasyalıları sıraladığı bölümde şairi şöyle tanıtır (aktardığı şiirler ayrı sayfalarda verildiği için burada kısaltılmıştır):

Merzifonludur. Tercemesi yazılan es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Ağa bin es-Seyyid el-Hâc Mehmed Ağa'nın mahdûmu ve hazîne-i hümâyûn kethüdâsı es-Seyyid el-Hâc Ebûbekir Efendi'nin birâderzâdesidir. Merzifon'da ve Amasya'da oldukça tahsîl-i ulûm edib, edebiyata fevkalâde meyl etdi. Amcasının hüsn-i terbiyesini gören Sivas Valilerinin teveccühâtını kazanıb devriye müderrisliği ve mikdâr-ı kâfi maâş ile taltîf edilerek Merzifon'da ikâmet etdi. Bâ'dehû nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı olup şiir ve inşâ ile iştigâl ederek 1330'da vefât etdiği haber alındı. Mû'mâ-ileyh kavâid-i Arabiyye ve Farisiyyeye âşinâ, oldukça âlim fakat tab'an şâir, mecîd, karihâsı ceyyid eş'ârı selîs, zemm ü medhe kâdir, kısaca boylu, müşekkel, gâyet latîf, nekre-gû, ekseriyâ sözleri mevzûn idi. Şâ'ir-i meşhûr Hacı Bayramzâde Sıdkı Efendi ile müşâ'âre ve muhâcâtı marûfdur. (…) Merhûm ile mükerreren görüştüm. Kendisinden gazeliyyât ve kasâide aid eş'ârından ba'zı parçalar taleb ve rica etdim. Yazıb göndereceğini vaad etdiği halde maalesef vaadini incâz etmedi. Eş'ârından yazdığım parçaları kendi lisanından işidib kayd etdim.

Günümüz Türkçesiyle kayıt şunu söyler: Hilmî Efendi Merzifonludur. Biyografisi daha önce yazılan Seyyid Hacı Hüseyin Ağa'nın oğlu, Hazine-i Hümâyun kethüdası Seyyid Hacı Ebûbekir Efendi'nin yeğenidir. Merzifon'da ve Amasya'da epeyce ilim tahsil etti ve edebiyata son derece yöneldi. Amcasının güzel terbiyesini görmüş olarak Sivas valilerinin teveccühünü kazandı; devriye müderrisliği ve yeterli bir maaşla ödüllendirilerek Merzifon'da oturdu. Daha sonra nakîbüleşraf kaymakamı, yani seyyid ve şeriflerin işlerine bakan nakîbüleşrafın kasabadaki vekili oldu; şiir ve nesirle uğraşırken 1330 yılında öldüğü haber alındı. Arapça ve Farsçanın kurallarını bilen, oldukça âlim, ama yaratılıştan şair bir adamdı; şiirleri güzel, kalemi kuvvetli, sözleri akıcıydı. Övmeye de yermeye de gücü yeterdi. Kısa boylu, yapılı, çok hoş sohbet ve nükteciydi, sözleri çoğu zaman vezinli çıkardı. Ünlü şair Hacı Bayramzâde Sıdkı Efendi ile karşılıklı şiir söyleşmeleri ve birbirlerini hicvetmeleri bilinir. Hüsameddin onunla defalarca görüştüğünü, gazel ve kasidelerinden bazı parçalar istediğini, şairin yazıp göndermeyi vaat ettiği hâlde sözünü tutmadığını anlatır; kaydettiği parçaları onun kendi ağzından işiterek yazmıştır.

Hayatı

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde maddeyi yazan Mehtap Erdoğan'a göre Mehmed Hilmî 1244 (1828) yılında Merzifon'un Sormasud Mahallesi'nde doğdu. Babası Hüseyin Efendi, annesi Hamide Hanım'dır. Hüsameddin babasını Seyyid Hacı Hüseyin Ağa diye anar ve onun 1266 (1849-50) yılında öldüğünü, amcası Ebûbekir Efendi'nin maddesinde kaydeder. Eserlerinden iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılan şair, Erdoğan'a göre Ziya Paşa'nın 1860'ların ortasındaki Amasya mutasarrıflığı sırasında paşanın himayesini kazandı. Memuriyet hayatında pek çok yere gitti, paşalık payesine kadar yükseldi ve ömrünün sonlarına doğru saraydan kaza nakibüleşraflığı payesi aldı. Hüsameddin ise memuriyetini Sivas valilerinin teveccühüyle aldığı devriye müderrisliği ve nakîbüleşraf kaymakamlığıyla sınırlı tutar ve onun Merzifon'da oturduğunu söyler.

Erdoğan'ın Vehbi Cem Aşkun'un Merzifon Şairleri'nden aktardığı anekdotlar şairin kasabadaki yerini canlı biçimde gösterir. Hilmî Dede resmî günlerde daima ön safta bulunur, başında da sırma işlemeli bir başlıkla dolaşırdı. Kasabaya gelen yüksek rütbeli konuklarla Merzifon adına konuşan da o olurdu; hoş sohbeti ve bilgisiyle karşısındakini çabucak kendine bağlardı. Hayatı boyunca secili ve kafiyeli sözlerle konuştuğu, kız kardeşinin de şair olduğu ve iki kardeşin birbirleriyle vezinli kafiyeli sözlerle konuştukları anlatılır. Son yıllarında yaşını soranlara "Yaşım doksan / Yüzden on noksan / Onu da verir / Hazret-i Sübhan" diye cevap verdiği nakledilir. Erdoğan'a göre şair Mayıs 1329'da (1913) seksen beş yaşında öldü.

Ailesi ve Amasya ile Bağı

Hilmî'nin Amasya ile bağı Merzifon doğumlu olmasından, Merzifon ve Amasya'daki öğreniminden ve Hüsameddin'in Amasya ricali arasına aldığı Dedezâde ailesinden gelir. Hüsameddin, amcası Seyyid Hacı Ebûbekir Efendi'nin maddesinde ailenin soy zincirini doğrudan Hilmî'nin anlatımına dayandırır: "Merzifon'da gördüğüm Dedezâde es-Seyyid Mehmed Hilmî Efendi'nin ta'rif ve beyânı üzere" Ebûbekir Efendi, Köprülü Mehmed Paşa'nın kayınpederi Dede Yûsuf Ağa'nın torunlarından Seyyid Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur. Bu bağ, Köprü'deki Dedezâdelerle Merzifon kolunu birleştiren tek bilgidir ve aile hatırasına dayanır; Dedezâdeler yazısında bu zincirin kuşak sayısındaki güçlükler ayrıca tartışılmıştır.

Amcası Ebûbekir Efendi, genç yaşta Enderun'a girmiş, II. Mahmud'un kahvecibaşısı, Hazine-i Hümâyun kethüdası ve Enderun-ı Hümâyun nazırı olmuş, Merzifon ve Hasankale'de cami ve mektep yaptırmış, 1251 (1835-36) yılında ölmüştür. Hüsameddin'in aynı maddesi Hilmî için "meşâhîr-i şu'arâ-yı Merzifon'dan idi", yani Merzifon'un ünlü şairlerindendi der ve ölümünü yine 1330 olarak verir. Hüsameddin'in Merzifon kolundan saydığı Besim Mehmed Paşa da "Ebûbekir Efendi'nin akrabâsından Hüseyin Efendi'nin mahdûmu" olarak tanıtılır; babasının adı Hilmî'nin babasıyla aynıdır, ancak kitapta ikisinin kardeş olduğu söylenmez.

Şiiri

Erdoğan'a göre Hilmî'nin mürettep bir Divan'ı ve bir Mevlid'i vardır; şiirleri Orhan Bilgin tarafından 1984'te Merzifonlu Dedezâde Hilmi, Külliyat adıyla yayımlanmıştır. Aşkun'un değerlendirmesine göre Hilmî ilhamı bol, irticali çok kuvvetli bir şairdi ve divan edebiyatının usta şairleri gibi zorlanmadan şiir söylerdi. İfadesi sadedir; daha çok didaktik eserler vermiş, ama lirik bir şair olarak da kalmıştır. Hüsameddin de onu övgüde ve yergide usta, sözleri çoğu zaman kendiliğinden vezne giren nükteci bir şair olarak anlatır. Hüsameddin'in yazdıklarından, şairin ününün büyük kısmını Merzifonlu şair Hacı Bayramzâde Sıdkı Efendi ile yaptığı atışmalara ve hicivlerine borçlu olduğu anlaşılır.

Hilmî'nin ulaşılabilen şiirleri bu kategoride ayrı sayfalarda, özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorumla verilmiştir. Erdoğan'ın Aşkun'dan aktardığı "Halk ile bilmem nedir beyhûde ülfetden garaz" gazeli, dünyaya ve servete bağlanmanın boşluğunu anlatır; bir çeşme ya da köprü yaptırmayan zenginliği sorgulayan beyti, ailesinin hayır geleneğini de hatırlatır. Hüsameddin'in şairin ağzından kaydettiği parçalar ise onun hiciv yönünü gösterir: Amasya'da şiir ve tasavvufla tanınan Mir Hamza Nigârî hakkında söylediği "Zühd ü takvâdır tarîkatdan murâd-ı sâdıkân" kıt'ası, Merzifon'da öşür memuru olarak çalışan Amasyalı Saraczâde Mehmed Yaşar Efendi için söylediği "Ni'met-i Yezdânı gör kim âlemi olmuş muhît" kıt'ası ve rakibi Sıdkı Efendi hakkındaki uzun hicviyeden halk arasında dilden dile dolaşan "Burnunu her şeye sokdukda kokuttun âlemi" beyti. Yaşı sorulduğunda verdiği "Yaşım doksan" cevabı da bir manzum söz olarak ayrıca verilmiştir.

Kaynakların Durumu

Hilmî hakkındaki iki ana kaynak, Hüsameddin'in kişisel tanıklığa dayanan maddesi ile Aşkun ve Bilgin'e dayanan Erdoğan maddesidir; ikisi birkaç noktada ayrılır. Ölüm tarihini Hüsameddin 1330 olarak verir ve bunu "vefât etdiği haber alındı" sözüyle, duyum olarak bildirir; hicrî 1330 yılı Aralık 1911 ile Aralık 1912 arasına düşer. Erdoğan ise ölümü rumî 1329'un Mayıs ayına, yani Mayıs 1913'e yerleştirir. Erdoğan'ın verdiği tarih daha ayrıntılıdır ve büyük ihtimalle yerel kayıtlara dayanır; iki tarih arasındaki fark birkaç aydan bir yıla kadar uzanır.

Şairin memuriyeti konusunda da iki anlatı farklıdır. Erdoğan, Ziya Paşa'nın himayesinden, birçok yerde memuriyetten ve paşalık payesinden söz eder; Hüsameddin ise Ziya Paşa'yı anmaz, şairin Merzifon'da oturan bir devriye müderrisi ve nakîbüleşraf kaymakamı olduğunu yazar. Hüsameddin'in "amcasının hüsn-i terbiyesini gören" sözü de kronolojiyle tam uyuşmaz: amcası Ebûbekir Efendi 1835-36'da İstanbul'da öldüğünde, Erdoğan'ın verdiği doğum yılına göre şair yedi yaşındaydı. Söz, doğrudan bir yetiştirmeden çok amcanın himayesini anlatıyor olabilir; bu bir çıkarımdır. Erdoğan da şairin söylediği yaş ile nüfus kaydındaki doğum tarihinin uyuşmadığını, doğumunun nüfusa birkaç yıl geç geçirilmiş olabileceğini not eder.

Hilmî'nin atıştığı Hacı Bayramzâde Sıdkı Efendi'nin, Eyüb Sabrî'nin şiirlerini 1309 (1893) yılında divan hâlinde toplayan Merzifonlu Bayramzâde Yusuf Sıdkî Hoca ile aynı kişi olması kuvvetle muhtemeldir; ancak bu, iki kaynağın verdiği ad ve aile adının benzerliğine dayanan bir çıkarımdır. Hüsameddin'in kitabında aynı yüzyılda yaşamış başka Hilmî Mehmed Efendiler de vardır: Amasya müftüsü Caniklizâde Hâfız Hilmî Mehmed Efendi (ölümü 1274) ile Merzifonlu vaiz Veysi Hocazâde Hilmî Mehmed Efendi (ölümü 1276) Dedezâde Hilmî ile karıştırılmamalıdır.

Kronoloji

1244 (1828): Mehmed Hilmî, nüfus kaydına göre Merzifon'un Sormasud Mahallesi'nde doğar.

1251 (1835-36): Amcası Hazine-i Hümâyun kethüdası Ebûbekir Efendi İstanbul'da ölür.

1266 (1849-50): Babası Seyyid Hacı Hüseyin Ağa ölür.

1865: Himayesini kazandığı Ziya Paşa Amasya mutasarrıflığından Canik'e nakledilir.

1318 (1901): Rakibi Sıdkı Efendi, Kurban Bayramı'nın başlangıcı üzerine çıkan karışıklık yüzünden tutuklanır; Hilmî onun için uzun bir hicviye yazar.

1330 (1911-12) ya da Mayıs 1329 (1913): Hilmî Merzifon'da ölür.

1984: Orhan Bilgin şairin külliyatını yayımlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

  • Mehtap Erdoğan, "Hilmî, Dede-zâde Mehmed Hilmî Efendi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 05.11.2014 (güncelleme 02.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/hilmi-dedezade-mehmed-hilmi-efendi
  • Vehbi Cem Aşkun, Merzifon Şairleri, Merzifon: Utku Basımevi, 1937, s. 60-61 (Erdoğan 2014 aktarımıyla).
  • Orhan Bilgin, Merzifonlu Dedezâde Hilmi, Külliyat, İstanbul, 1984 (Erdoğan 2014 aktarımıyla).
  • Niyazi Ünver, "Hilmî", Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, c. 5, Ankara: AKM Yayınları, 2004, s. 46-47 (Erdoğan 2014 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar