Amasya’da sadrü’l-ulemâ ve müfti’l-Hanefîyye olan Mevlânâ Musliheddîn Mûsâ bin Mahmûd bin Ahmed bin Hasan bin İnâc es-Sivasîzâde Hâfızüddîn Mehmed Çelebi mahdûmu ve Mevlânâ Abdürrahîm Çelebi birâderidir. Mevlânâ Fahreddîn İlyâs bin Cemâleddîn İbrâhim el-Aksarayî ve Mevlânâ Cemâleddîn Mehmed bin Mehmed el-Aksarayî’den ikmâl-i tahsîl edib müderris [455] oldu.
Bunun muâsırı olarak iki sülâle-i ilmiyye var idi. Biri İmâdîler diğeri Ziyârîler’di. İmâdîler, Kazasker İmâdüddîn Ömer bin el-Hallâtî evlâdıdır. Amasya kâdı’l-kudâtı Mevlânâ Müeyyedüddîn Mehmed bin İmâd Çelebi bunun mahdûmu idi. Diğeri Şerefeddîn Ya’kûb bin Mevdûd ez-Ziyârî evlâdıdır. Amasya Şeyhülislam’ı Saîdüddîn Mevhûb bin Ahmed ez-Ziyârî de bunun hafidi idi.
İmâdîler Amasya emâretinin hükûmet-i Osmaniyye’ye iltihâkı aleyhinde idi. Muslihîler de bu iltihâka fevkalâde tarafdâr idiler. 788’de Sultân Murad Hünkâr’ın şehzâdesi Yıldırım Bâyezîd Hân ordusu Osmancık’a takarrub etdikde başta sâhib-i terceme olduğu halde Halfet Gâzi ahfâdı ve emîr-i Amasya Fahreddîn Ahmed Paşa şehzâdeyi ve pederini istikbâl etdiğinden memdûhiyet kazandı.
Mevlânâ Müeyyedüddîn ma’zûl ve Saîdüddîn Mevhûb da merhûm olduğundan Amasya kâdı’l-kudâtı oldu. 791’de ma’zûl olup 793’de sânîyen Amasya kâdı’l-kudâtı ve 797’de yine ma’zûl ve 800’de sâlisen Amasya kâdı’l-kudâtı olduğu halde [456] 804’de vefât etdi. Receb Mahallesi’nde konağının önündeki sed üzerinde medfûndur.
Âlim, fâzıl, hattât, muktedîr, müdebbir idi. Mahdûmları Bedreddîn Mahmûd, Şemseddîn Mehmed Çelebi’lerdir. Birâderi Abdürrahîm Çelebi ve ammizâdeleri de Abdülvehhâb, Abdülhay Çelebi’lerdir. Bunların hepsi de kadılardır.