Amasyalıdır. Ulemâdan Salâhaddîn Mûsâ Efendi bin Bâyezîd Çelebi bin eş-Şeyh İmadeddîn Ömer Çelebi mahdûmudur. Amasya’da Müderris Abdî Efendi’den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm oldu. Bir müddet tedrîs-i ulûm etdi.

Ba’dehû Hâce Sultân Zâviyesi şeyhi Cemalzâde eş-Şeyh Cemâleddîn Mehmed Çelebi halîfeye intisâb edib tefeyyüz ederek terk-i tedrîs etdi. Şeyhiyle beraber Hicâz’a gidip avdetde İstanbul’da kaldı. Ba’dehû Edirne’ye gidip orada ikâmet ve neşr-i tarîkat etdi.

Sultân Bâyezîd-i Sânî bendegânından Sinan Bey kendisine Dakîk Pazarı karyesinde bir zâviye binâ ve ta’âmiyesine bir karye vakf edib zâviye şeyhi oldu. 925 hudûdunda vefât etdi. Âlim, fâzıl, vâ’iz, mütekellim, şâir, mazınne-i kerâmet bir şeyh-i ârif-i billâh idi.

Mecdî Mehmed Efendi “Terceme-i Şakâyık”da diyor ki: Ulûm-i zâhire-i tâhireye bi-cümletihâ âlim ve ârif olup dekâ’ik-i rekâ’ik-i fünûna bi-rummetihâ şu’ûr ve usûru var idi. İlm-i ledünden [476] zât ve sıfâta müte’allik esrâr-ı esmâ-i ilâhiyyeye vâkıf bir kâşif ve çeşm-i dil-cihân beynî küşûfât-ı ilâhiyyeye mazhâr bir mükâşif idi.

A’lâm-ı ulemâ ortasında cem-i beyne’l-hakîkât ve’l-mecâz mücâz değil iken ol bâri-i bedî’i’l-beyân ikisinin eş’ârında cem’ eyledi. Bu matla’ onundur:

Kendi hüsnün hûblar şeklinde peydâ eyledi
Çeşm-i âşıkdan anı dönüp temâşâ eyledi

Mûmâileyh sûre-i Fâtihâyı tefsîr eyledi ve Tûr-ı Sînâ ve Secencelü’l-Ervâh adlı iki kitap ve Türkî dilde Ser-Cânân ismiyle manzûm ve mevzûn bir kitap ibdâ’ ve ihtirâ’ eyledi ve Molla Câmî’nin Nusûs nâm kitâbını şerh edib ol şerhde neşr etdiği kelimât-ı mensûre-i matbû’a fusûs-ı nusûs girân-mâye gibi tâbi-i tab’da yer eyledi. Kuddise sirruhû.