Amasyalıdır. Defterdâr-ı meşhûr Amasyalı İskender Çelebi kölelerinden olup Amasya vâlîsi şehzâde Sultân Mustafa’nın [115]kapıcılar kethüdâlığından Beylerbeyi olan Gülâbî Paşa’nın mahdûmudur. Pederi Amasya’da şehzâde-i müşârün-ileyhin ağalarından iken doğdu. Birâderi Ahmed Beyle beraber züamâdan oldu.
973’de Sigetvâr seferinde ibrâz eylediği yararlıklara binâ’en mîrlivâ olup yıllarca Îrân hudûdu üzerindeki sancâklara mutasarrıf olarak salâh u diyânetle hizmet ve şecâ’atle kendisini tanıttı. 985’de Kars ve 988’de Kefe Beylerbeyi oldu.
990’da Îrân serdârı Mehmed Han’ın Şirvân üzerine hareketi anlaşıldığından ma’iyyetiyle beraber Şirvân’a azîmeti emr edildi. Sene-i mezbûre şa’bânında büyük bir kuvvetle Kefe’den kalkıp Azak Denizi’nden Kûbân’a ve buradan Şirvân’a gitdi. Îrânîlerle müdhiş bir muhârebeden sonra istirdât edilen Şirvân eyâletine 991 senesi saferinde vâlî oldu.
Şirvân’ı beş yıl kadar hüsn-i idâre ederek Şirvânîleri kendisine ısındırdı. Ba’dehû vezâretle Tebrîz vâlîsi olup orada üç yıl kadar kaldı. 998’de sânîyen Şirvân vâlîsi olup Şirvânîleri sevindirdi. [116]
Ancak Şirvânîlerden ba’zı mütegallibe, bunun i’tidâl-i harekâtından cür’et alarak ba’zı serkeşâne hareketlerde bulunmuşlardı. 999’da Tebrîz vâlîsi Hâdım Ca’fer Paşa Şirvân’a ve bu da Tebrîz’e vâlî olarak becâyiş edildi.
1001’de Hâdım Ca’fer Paşa’nın Şirvânîlere karşı müstehak oldukları te’dîbâtı icrâda i’tidâli tecâvüzünden şikâyetler tevâlî etmekle sâlisen Şirvân vâlîsi oldu. Hâdım Ca’fer Paşa da Tebrîz’e i’âde edildi.
1003 senesi rebîülevvelinde ma’zûlen İstanbul’a gelip sene-i mezbûre ramazânının beşinde, “Boğdan ve Eflak vilâyetleri eyâlet kılınıp” Boğdan eyâleti vâlîsi olarak mahall-i me’mûriyetine gitdi. Cebren Boğdan’a girip eyâleti bir yıl kadar zabt u idâre etdi.
1004 şa’bânında Eflak ve Boğdan Beyi Mihal, sebk eden ef’âl ü harekâtına nedâmet ve ihsân-ı devlete ilticâ ve dehâlet eylediğinden ilticâsı kabûl ve eski beyliği ihsân edilmekle avdet edib 1005’de sâlisen Tebrîz vâlîsi oldu. Dört yıl kadar orayı hüsn-i muhâfaza edib 1009’da vefât etdi. [117]
Âlî Bey’in “Künhü’l-Ahbâr”ında yazdığı üzere vezîr-i müşârün-ileyh gâyet şecî’, müdebbir, sâlih, dîndâr, âdil bir zât idi. Pederinin Amasya’da yaptırdığı zâviyesini tecdîden i’mâr u evkâfını tevsi’ etdi. Mahdûmları Ahmed, Alî Beylerdir. Kethüdâsı Mûsa Ağa’dır. Sonra yeğeni Gülâbî Bey kethüdâsı olmuştu.