Amasya civârında Zâra, Zara köyünden İvaz bin Mehmed Kethüdâ mahdûmudur. Amasya’da Sultân Bâyezîd müderrisi ve müftü olan Mevlânâ Musliheddîn Mûsa Çelebi’den, Yörgüç Paşa müderrisi Kal’acıklı Seyrek es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Efendi’den ve Amasya kâdısı Mü’eyyedzâde Abdulhayy Efendi’den ulûm-ı edebiyye ve şer’iyye ve akliyyeyi ahz ederek mücâz ve ders-i âm oldu.

Ba’dehû Torumtay medresesi müderrisi olup yirmi beş yıldan ziyâde tedrîs-i ulûma ve neşr-i ma’ârife hasr-ı evkât [112]ederek fevka’l-âde iştihâr etdi. Tefsîr-i Beyzâvî tedrîsine muvâzabet etdiğinden dolayı kendisine “müfessir” unvânı verildi.

Ta’lîk-nüvîs olduğundan kitâblarını ekseriyetle kendisi yazardı. Kendisinin yazıp ele geçen kitâblarından tıbba âid “Şerh-i Nefîsî” kitâbının sonunda imzâsı şöyle görüldü:

من کتبأضعف عبادهللا جعفر بن عوض بن محمد الواعظ الحنفی من قرية زاره من توابع اماسيه حميت
220 عن القلوب القاسيه المدرس بالمدرسة الطورمطائية فی اماسيه حرره الفقير سنة ثمان و اربعين و تسعمائة
Allah’ın garip kullarından Hanefi mezhebine müntesib, vâiz ve Amasya’nın
(Allah bu beldeyi katı kalplilerden korusun) Zara köyünden Cafer b. Ivaz b.

Muhammed’in kitaplarındandır. Kendisi Amasya Torumtay Medresesi’nde müderristir.

Bu fakir kul da onu 948 yılında imlâ etmiştir.)

Kezâlik İmâm Fahreddîn Râzî’nin “Tecrübetü’l-Mürekkeb ve’l-Kalem” kitâbının zahrında şu kayd ve imzâsı görüldü: “Ve fâte Âli Çelebi bin el-merhûm Muhyiddîn Çelebi el-Vâ’iz fî-leyleti gurreti şa’ban min-şuhûri seneti seb’in ve tis’i mi’etin sâhibuhu ve mâlikuhu Ca’fer bin İvaz el-müderris bi’l-medreseti et-Torumtaiyye”

Diğer bir kitâbında “min-kütübi ez’afi ibâdillâh el-müyesser Ca’fer bin İvaz el-müfessir” ve diğer bir kitâbında “min-kütübi ez’afi ibâdillâhi’s-samed Ca’fer bin İvaz bin Mehmed el-müderris bi’l-medreseti’t-Torumtaiyye 969” imzâları görüldü. [113]

Bu müddet zarfında iki def’a Amasya nâibi, bir def’a Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi olup iktidâr u istikâmeti görüldü. 971’de yevmî elli akçe ile Yörgüç Paşa ve 973’de altmış akçe ile Hüseyin Ağa medreselerine müderris ve 974’de Tokat kâdısı oldu.

978’de Sivas kâdısı ve evkâf-ı Rûmiyye, ya’nî Sivas vilâyeti evkâfı müfetdişi olup bütün vilâyeti devr etdi. Ele geçen vakfiyelerden ba’zılarının bâlâsında şu imzâsı görüldü: “sebete indî mâ-fîh ve ene el-fakîr ila’llahi’s-Samedî Ca’fer bin İvaz el-Mehmedî el-müfetdiş bi’l-evkâfi’r-Rûmiyye.”

Bu türlü imzâlarından anlaşılır ki kendisine “Mehmed Kethüdâzâde” denirdi. 987’de ber-vech-i tekâ’üd Mehmed Paşa müderrisi görüldü. Ba’dehû vefât etdi. Meşâhîr-i fuzalâdan kâmil, şâir, edîb, ulûm-ı akliyye ve nakliyyede mâhir bir zât idi.

961’de Muzaffer Efendi, Amasya kâdısı olup geldikte takdîm etdiği kasîdesinden şu beyitleri buraya nakl edildi: [114]

Hazretâ re’y-i cihân-ârâ ki arz-ı hâl eden
Ca’fer-i Sâdık-terîn ü abd-i bî-mikdârdır
Hâk-i pâyın kuhli virür çeşm-i cânâ rûşenâ
Her nefes dilde du’â-yı devletin tekrârdır
Zerre-perverlik edib hûrşîd-i ‘âlem-tâb-veş
Nice hâlin dersenüz âlemde mekrim vardır
Âsitânın kim sa’âdet-âşiyânıdır sana
Dil uçub varmak dilersen Ca’fer-i Tayyârdır

Şu beyti de ele geçen eş’ârındandır:

Cevr ise bî-hadd belâ kûtehligidir ömrümün
Çekmeğe bu derdi Ca’fer ömr-i bî-pâyân gerek

Mahdûmu meşâhîr-i ulemâ ve kudâttan Fahreddîn Mehmed Efendi olup Ca’ferzâdelikle meşhûr idi. Tilmîzleri pek çoktur. Bunlardan Bahşîzâde Fâzıl Yahyâ, Mü’eyyedzâde Pîrî Ahmed Efendiler meşhûrdur.